
handle: 20.500.12418/35944 , 20.500.12418/35879
Düşünce insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Çünkü insanın olduğu yerde düşünce bir eylemdir. Ancak tutarlı ve sistematik düşünceye felsefe denir. Filozof, insanların ve toplumların sorunlarına çözüm üretir ve ufuk açar. Bu sebeple Condercet'nin "filozofların aydınlatmadığı bir toplumu şarlatanlar aldatır" sözü yerinde bir ifadedir. Buradan hareketle tarih boyunca toplumlar ilme, alimlere ve ilim müesseselerine her zaman önem vermişler ve sahip çıkmışlardır. Felsefe ise, bu ilim geleneğinin en rasyonel kanadıdır. İslam felsefesi de İslam entelektüel kültürünün akılcı ve zengin kollarından biridir. Ancak maalesef geçen yüzyılın sonlarına kadar özellikle oryantalist bakış açısının bir sonucu olarak bu birikim sürekli görmezden gelinmiştir. İslam' da aklın ve felsefenin olmayacağını ifade eden bu yaklaşımın sadece ideolojik bir okuma olduğu artık aşikardır. Bugün Doğulu ve Batılı birçok düşünür. İslam Felsefesi gerçeğini kabul etmektedir. Öyle ki düşüncenin kümülatif yapısını da dikkate alırsak Batı düşüncesinin yeniden uyanışında İslam felsefesi ve bilimin olduğu herkesin malumudur. Artık hiçbir felsefe tarihçisi Farabi, İbn-i Sina, Gazzali ve İbn Rüşd gibi filozofları görmemezlikten gelemez. Zaten bu filozoflar olmaksızın da felsefe tarihi yazmak eksik ve kısır bir yaklaşım olacaktır. Günümüzde nerdeyse hiçbir felsefe tarihçisinin böyle bir kaygısı yoktur. Bugün Batı' da da birçok üniversitede İslam Felsefesi kürsüsü bulunmakta ve sayısız araştırmacı İslam filozoflarının düşüncelerini araştırmaktadır. Asıl sorun ise, Müslümanların bu ilmi mirasa ne ölçüde ilgi duyduğu ve sahip çıktığıdır. Açıkçası İslam coğrafyası son birkaç asırdır akli bilimlere ve felsefeye karşı mesafeli hatta ilgisiz davranmıştır. Bunun ağır bedellerinide ödemiştir ve hala ödemektedir. Özellikle dini tekelinde tutumaya çalışan bazı toplumsal kesimler kendi düşüncelerini ve inançlarını başkalarına empoze etmek için onları akletmekten ve düşünmekten uzak tutmaya çalışmaktadırlar. Böylelikle akletmeyen, sorgulamayan ve mutlak itaat eden toplum üzerinden kendi siyasi ve ekonomik hedeflerini gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Bunun sonucu olarakta İslam toplumu zaman zaman travmalar yaşamıştır. Ancak bugün İslam entelektüel mirasına karşı yeni bir ilginin olduğu dikkat çekmektedir. Veya çağın sorunları bizi bu noktaya getirmiştir. İşte bu süreçte İslam Felsefesi ayrı bir önem kazanmaktadır. Çünkü Müslümanlar yaşadıkları toplumsal, siyasi ve ekonomik problemlere ancak kendi iç dinamikleri vasıtasıyla özgün çözümler üretebileceklerini fark etmişlerdir. Bu dinamikler ise daha çok İslam Felsefesi geleneğinde kendini göstermektedir. Bu aşamada İslam Felsefesi ve filozoflarının doğru şekilde anlaşılması ve yorumlanması ayrı bir önem kazanmaktadır.
| selected citations These citations are derived from selected sources. This is an alternative to the "Influence" indicator, which also reflects the overall/total impact of an article in the research community at large, based on the underlying citation network (diachronically). | 0 | |
| popularity This indicator reflects the "current" impact/attention (the "hype") of an article in the research community at large, based on the underlying citation network. | Average | |
| influence This indicator reflects the overall/total impact of an article in the research community at large, based on the underlying citation network (diachronically). | Average | |
| impulse This indicator reflects the initial momentum of an article directly after its publication, based on the underlying citation network. | Average |
