
handle: 11454/6861
Yaşadığımız koşullar ve sınırlar bizim kim olduğumuzu belirler. Dolayısıyla tek ve değişmez bir kimlikten bahsetmek imkânsızdır. Kimlik devamlı olarak değişen bir olgudur. Bu değişim sürecinde insanın kendi kimliğinin farkına varması ve kendini bulması esastır. Eski çağlarda hiçbir şekilde sorgulanmayan bu kavram, modern çağda en çok sorgulanan olgu haline gelmiştir. Bunun en önemli sebebinin özel mülkiyetin ortaya çıkışı olduğu söylenmektedir. Bu bağlamda insanlar artık sahip oldukları "şey"lerle adlandırılmaya ve tanımlanmaya başlar. Kimlik mücadelesinin ortaya çıkmasını tek bir sebebe dayandırmak kesinlikle yetersiz olacaktır. Bu kavram üzerine birçok düşünürün farklı görüşleri bulunmaktadır. Michel Foucault ve Judith Butler'ın öne sürdüğü değişebilir kimlik algısı yaşadığımız yüzyılda da hakim olan düşüncedir. Bu düşünce 50lerin ve 60ların Amerika'sında Sivil Haklar Mücadelesi ile geçerliliğini göstermiştir. Tarih boyunca uygulanan asimilasyon yöntemleriyle yaratılmaya çalışılan Amerikan kimliği, 50lere gelindiğinde geçerliliğini kaybetmeye başlamıştır. Bunun yerine, her bir azınlık grubu kendi kültürel değerlerini ön plana çıkararak kendi kimliklerini yaratmışlardır. Bu dönem içerisinde yazılan bir çok eserde bu kimlik mücadelesi görülebilir. Döneme damgasını vuran bir çok Afrikalı-Amerikalı yazar bu arayış içerisinde geçmişin tecrübelerini ve acılarını eserlerinde kullanmaya devam ettiler. James Baldwin ise Afrikalı-Amerikalı olmanın getirdiği sancıları bir kenara bırakıp genel bir kimlik arayışını sorgulamayı tercih etmiştir. Bu bağlamda kendi döneminde yer alan diğer yurttaşlarından ayrılmıştır. Fakat buna rağmen Baldwin'i siyahi haklarının savunucusu olarak gören çok fazla eleştirmen vardır. Afrikalı-Amerikalı hakları da savunan Baldwin'i bu kategoriye almak ise doğru değildir. Yazarın eserleri incelendiğinde amacının köken, cinsiyet, etnik kültür konularına girmeksizin rahat ve özgürce yaşanılabilecek bir ülke yaratmak olduğu rahatlıkla anlaşılmaktadır. Kendisi de bir çok röportajında Afrikalı-Amerikalı olarak adlandırılmak istemediğini dile getirmiştir. Bu bağlamda yazarın iki eseri incelenmiştir. İlk eseri olan Giovanni'nin Odası David isimli karakterin Paris'te yaşadığı kendini bulma çabasını anlatmaktadır. Bir Başka Ülke ise siyahi müzisyen Rufus'un Amerika'daki acılı süreci anlatılmaktadır. İki karakterin de ortak noktası ise eşcinsel ilişkiler yaşamış olması, fakat bu hareketlerini inkar ederek bir nevi kendilerini inkar etmiş olmalarıdır. Bu eserlerden de anlaşılacağı üzere, James Baldwin kimlik arayışı kapsamında sadece ırk ayrımına odaklanmamıştır; hatta ırk meselesini arka planda tutarak cinsel kimliği ön plana almıştır.
Amerikan Kültürü ve Edebiyatı A.B.D.
Amerikan Kültürü ve Edebiyatı A.B.D.
| selected citations These citations are derived from selected sources. This is an alternative to the "Influence" indicator, which also reflects the overall/total impact of an article in the research community at large, based on the underlying citation network (diachronically). | 0 | |
| popularity This indicator reflects the "current" impact/attention (the "hype") of an article in the research community at large, based on the underlying citation network. | Average | |
| influence This indicator reflects the overall/total impact of an article in the research community at large, based on the underlying citation network (diachronically). | Average | |
| impulse This indicator reflects the initial momentum of an article directly after its publication, based on the underlying citation network. | Average |
