
doi: 10.5152/8200
Hukuk ve tıp, medeniyetimizin en önemli ve en eski bilim dallarından ikisidir. Aynı zamanda çağımızın tüm bilim dallarına bakıldığında, eğitiminin belirli bir formasyon altında en uzun süredir gerçekleştirildiği iki faaliyet alanıdır. Farklı uygulamalar, yaklaşımlar, değişen zihniyetler, kültürümüzün gelişimi her boyutuyla bilim dallarını etkilediği gibi bu iki bilim dalına da medeniyetin gelişimi önemli etkilerde bulunmuştur. Bugünkü tanımlamamızla adli tıp ve adli bilimler çerçevesinde ele alınan geniş faaliyet alanı birçok bilim dalının bilgi ve görgüsüne ihtiyaç duyar. Adalete hizmet için gayret gösteren bu bilim alanlarının ana çerçevesi “hukuk” tarafından çizilmektedir. Lakin, adaletin doğru ve zamanında tecelli etmesi için de birçok bilim alanı hukuka yardım etmektedir. Üstelik bilimin vardığı noktalar bir taraftan da hukuk alanının şekillenmesine katkı sağlamaktadır. İfade edilen bu sözler herkesçe bilinen ve genel kabul gören gerçeklerdir. Lakin bu birlikteliği en fazla deneyimleyen ve gündelik çalışma pratiğinde her an uygulayan kişiler adli tıp ve adli bilimler alanında çalışan profesyonellerdir. Bu iç içelik kullanılan dili de etkiler. Tıp dili hukuk diline, hukuk dili tıp diline doğru yaklaşır. Kavramlar farklı boyutlarda da algılanmaya başlanır ve sınırlar birbirinin içine girmeye başlar. Bu durumun beklenen bir sonucu olarak hukuktan biyolojiye, sosyolojiden psikolojiye, tıp alanlarından astronomi ve fiziğe kadar her alan yeterince bu alanda çalıştıktan sonra kendi mesleki kimliklerini muhafaza etmekle birlikte bir üst kimlik olarak “adli tıpçı” olurlar. Bu faaliyet alanlarının en ilginçlerinden biri de ağırlıklı olarak “adli psikiyatri ve davranış bilimleri” kesiminde yer alan, insandaki çeşitli ruhsal durumlar ile hukuki uygulamalar arasındaki bağı korumaya çalışan bölümdür. İsim her ne kadar tıbbın bir ihtisaslaşma alanı “psikiyatri” ve “adalet” kelimelerinin bir araya getirildiği bir tanıma konmuş olsa da ne tek başına hukuk ne de tek başına psikiyatri biliminin bilgi ve görgüsü bu alanda çalışmak için yeterli bir “adli tıpçı” olmanızı sağlamaz. Psikoloji, sosyoloji ve sosyal antropoloji, nöroloji, radyoloji ve diğer tıbbi bilimler, kriminoloji, victimoloji, genetik gibi birçok bilim alanının bilgi ve görgüsü alandaki değerlendirmelere büyük katkılarda bulunur. Burada kastettiğimiz şey adli tıp ve adli bilimlerin bu özel alanında çalışan profesyonellerin, saydığımız ve sayılabilecek olan tüm bilim dallarının ilgisine hâkim olması gerektiği değildir. Söylemek istediğim, hangi bilim alanının kimliğini taşıyor olursa olsun, bir profesyonelin bu işi hakkını vererek yapma arzusu içinde ise alanın tam hâkimi olarak hissetmesinin bir yanılgı olacağını ve değerlendirmelerinin eksik kalabileceğini vurgulamaktır. Adaletin gerçekleşmesi adına “bilirkişi” görüş ve kanaatlerini kibir ve yargılayıcılıktan uzak bir şekilde oluşturulması için, bilgi ve deneyiminizin yetmediğini hissettiğiniz alanları telafi edebilmek adına “öyle değişmiş gibi” yapmak yerine ihtiyaç duyduğunuz diğer bilim insanlarının bilgi ve düşüncelerine değer verip, onları işin içine dahil etme avantajınızı kullanmaktan imtina etmemeniz içindir. Burada bir tevazu göstermekten bahsetmiyorum, bir gereklilikten bahsediyorum. “Alana hakimiyet” diye bir tanım kullanılacaksak eğer, bu her şeyi bilmek değil, bilemediklerimizi fark etmek, olası bilen insanlardan görüşlerini almak becerisini sürdürebilmek olacaktır. GİRİŞ XII Bu kitap önsözde de belirtildiği gibi alanda çalışan ve çok sevilen, alana büyük katkılarda bulunmuş Doç. Dr. Kriton Dinçmen anısına, onun vasiyetiyle başlatılmış bir sürecin ilk adımıdır. Bu yüzden adı “DİNÇMEN Adli Psikiyatri” olarak konmuştur. Lakin bu, en azından kendi kuşağında alanda çalışan hocalarımız olmuş birçok profesyonelin ismini ikinci planda bırakmak olarak algılanmamalıdır. Kriton Dinçmen hocamızın kuşağında alanda çalışan, isimlerini bir çırpıda sayabileceğimiz; Prof. Dr. Ayhan Songar, Prof. Dr. Adnan Ziyalar, Prof. Dr. Ertaç İlkay, Uzm. Dr. Niyazi Uygur gibi isimler yıllarca alana çok önemli hizmetler vermiş, öğrenci ve asistan yetiştirmişlerdir. Şüphesiz ki kendisinden bir önceki kuşakta da tanıyamadığımız, öğrencisi olamadığımız ama isimleri geçen birçok değerli “adli tıpçı” vardı. Bu alanın Türkiye’deki tarihçesinden burada ayrıntılarıyla bahsetmek bir giriş bölümünün amacı olamaz. Lakin Türkiye’deki adli tıp modeli kendisine has bir model olup ağırlıklı olarak Fransız modelinden kaynağını aldığını ve bu yüzden de çağdaş anglo-amerikan modellerinden bazı farklılıklar gösterdiğini söylememiz gerekir. Kitap, birinci bölümünde ülkemizin en önemli hukuk insanlarından birinin, sayın Prof. Dr. Köksal Bayraktar’ın bölümüyle başlamaktadır. Alanda çalışırken tüm adli tıpçılar birçok hukuk hocasıyla da tanışma şansı bulurlar. Hatta onlardan eğitim alırlar. Bunun bizlere kattığı derinlik bir tarafa, bambaşka bir zihniyetle hadiseleri değerlendirme becerisini bize kazandırması da ayrıca minnet ve şükran gerektirir. Prof. Dr. Köksal Bayraktar hocamız da birçok diğer hukuk hocası gibi bu hisleri yaşadığımız hocalardan bir tanesi olmakla kalmaz, aynı zamanda sevgili Kriton Dinçmen hocamızla da özel bir yakınlığı ve muhabbet olan bir hocamızdır. Onun yazmasını arzu ettiğimiz ilk bölüm bu husustaki düşüncelerimizin bir göstergesi olduğu gibi kendilerinin de yer almaktan sevinç duyduğu bir proje olmuştur. Son olarak, bu kitapta yer alan tüm yazarlara Kriton Dinçmen ve geçmişte alanda çalışmış tüm profesyoneller adına burada ismini geçirmemizin neredeyse imkânsız olduğu sayıdaki tüm profesyonellerin bizlere kattığı her şey adına küçük bir teşekkür olabileceği umudundayız. Hukuk sistemindeki değişiklikler, bilimdeki gelişmeler, yeni bilgiler, alanlar “DİNÇMEN Adli Psikiyatri” kitabının belirli aralıklarla yenilenmesini zorunlu kılacaktır. Bu başlangıç adımını atmamızda mühim katkısı olan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa, Cumhuriyetin 100. Yılı yayınları komitesine ayrıca teşekkür ederek daha sonraki baskıların editörlüğünü üstlenecek arkadaşlarımıza şimdiden kolaylıklar diliyorum.
| selected citations These citations are derived from selected sources. This is an alternative to the "Influence" indicator, which also reflects the overall/total impact of an article in the research community at large, based on the underlying citation network (diachronically). | 0 | |
| popularity This indicator reflects the "current" impact/attention (the "hype") of an article in the research community at large, based on the underlying citation network. | Average | |
| influence This indicator reflects the overall/total impact of an article in the research community at large, based on the underlying citation network (diachronically). | Average | |
| impulse This indicator reflects the initial momentum of an article directly after its publication, based on the underlying citation network. | Average |
