Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
216 Research products, page 1 of 22

  • Publications
  • Other research products
  • 2013-2022
  • Other ORP type
  • TR
  • Turkish
  • Ege University Institutional Repository

10
arrow_drop_down
Relevance
arrow_drop_down
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Dumanoğlu, Zeynep; Geren, Hakan;
    Country: Turkey

    To evaluate the influence of different N and P levels on the productivity of amaranth, a pot experiment under outdoor condition was conducted on a amaranth genotype (cv. Don Juan) with five nitrogen (0, 50, 100, 150, 200 kg·ha-1) and three phosphor levels (0, 50, 100 kg·ha-1). Some traits tested in the experiment were plant height, harvest index and grain yield, crude protein content and weight of thousand grain. Results indicated that increasing N and P levels positively affected above mentioned traits compared to the control, and the highest grain yield for amaranth obtained from 100 kg P and 150 kg N application per hectare. Farklı azot ve fosfor seviyelerinin horozibiği verimliliği üzerindeki etkisini değerlendirmek için “Don Juan” isimli horozibiği genotipinde, beş azot (0, 5, 10, 15, 20 kg/da) ve üç fosfor (0, 5, 10 kg/da) seviyesinin araştırıldığı bir saksı denemesi dış ortamda yürütülmüştür. Çalışmada bitki boyu, hasat indeksi, tane verimi, tane ham protein oranı ve 1000 tane ağırlığı gibi özellikler incelenmiştir. Sonuçlar, kontrol uygulamasına göre artan N ve P seviyelerinin verim ve verim unsurlarını olumlu yönde etkilediğini ve en yüksek tane veriminin dekara 10 kg P ve 15 kg Nuygulamasından alındığını göstermiştir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Yeşim Kardüz; Yüksel Tüzel; Gölgen Bahar Öztekin;
    Country: Turkey

    Kapilar sistemler, besin çözeltisinin bitkiye alttan verildiği sistemler olup; kapalı sistemler olması, su ve gübre tasarrufu sağlaması, besin çözeltisinin dezenfeksiyon gereğini ortadan kaldırması, diğer topraksız tarım sistemlerine göre ucuz olması gibi önemli avantajları nedeniyle gelecek için umut verici uygulamalardır. Ancak ortamda tuz birikimi riski gibi olumsuzlukları da söz konusudur. Kapilar sistemlerde bitki köklerinin besin çözeltisinden yararlanabilmesi ve tuz stresini tolere edebilmesi için iyi bir kök gelişimi gerekmektedir. Bu nedenle araştırmada kapilar sistemde bitki kök gelişimini arttırmak için endo-mikoriza (vesikular arbüsküler mikoriza, VAM) kullanılmış (Mikorizalı: M(+), 250 kg/ha ve mikorizasız: M(-), Kontrol) ve farklı yetiştirme ortamlarında (perlit, klinoptilolit ve Hindistan cevizi torfu) marul (Yedikule, cv.Velvet) ve baş salata (Iceberg, cv. Bombola) yetiştiriciliğine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Denemede ticari olarak AutoPot olarak adlandırılan kapilar sistem kullanılmıştır. Uygulamaların bitki gelişimi, baş ağırlığı ve kalitesine etkileri saptanmıştır. Elde edilen bulgular, ortama mikoriza inokulasyonunun kullanılan ortamlara göre değişmekle beraber, kök mikoriza kolonizasyonunu arttırarak, bitki gelişimi ve verim değerlerini arttırdığını, yaprakların nitrat içeriğini azalttığını göstermiştir. Kullanılan çeşitler arasında önemli bir fark görülmezken, ortamlar arasında Hindistan cevizi torfu ölçülen tüm parametrelerde en yüksek değerlere sahip olarak ön plana çıkmıştır. Hindistan cevizi torfu + mikoriza inokulasyonunun kapilar sistemlerde salata- marul üretiminde başarılı şekilde kullanılabileceği belirlenmiştir. Subirrigation, where water is applied from bottom of the plant root zone and risen with capillary forces through substrate profile is one of the promising applications of soilless culture because of its important advantages such as it isclosed system, saves water and fertilizer, causes no-runoff and not required any disinfection. However, the system has salinity risk in root zone. In order to be able to use nutrients in the nutrient solution and to tolerate salt stress in subirrigation system, roots should be well-grown. Hence, endo-mycorrhiza (vesicular arbuscular mycorrhiza, VAM) was used in this research and the effects of mycorrhiza (with mycorrhiza: M(+), 250 kg/ha, and without mycorrhiza: M(-), Control) inoculation on lettuce (Yedikule: cv. Velvet and Iceberg: cv. Bombola) growing in different substrates (perlite, cocopeat and klinoptilolite) was aimed. Subirrigation system which is commercially registered as Autopot was used as the growing system. The effects of treatments on plant growth, yield and quality were determined. Results obtained showed that mycorrhiza inoculation increased root colonization which varied by different substrates and promoted plant growth and yield; reduced leaf nitrate content. Although there were no significant differences among cultivars, cocopeat showed better performance in all measured parameters among tested substrates. It was concluded that lettuce can be grown successfully in subirrigated systems if as growing media cocopeat inoculated with mycorrhizal fungi.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Ergönül, Ayşe Gül; Akçam, Tevfik İlker; Özdil, Ali; Turhan, Kutsal; Çakan, Alpaslan; Nart, Deniz; Çağırıcı, Ufuk;
    Country: Turkey

    Amaç: Malign plevral mazotelyoma (MPM) kötü prognozlu ölümcül bir hastalıktır. MPM için ortalama sağ kalım 4-18 ay arasında değişmektedir. MPM’de tüm tedavilere rağmen yüksek mortalite görüldüğünden, elimizdeki bilinen tüm tedaviler hastalara uygulanabilmektedir. Bu nedenle tümör evresine, hasta performansına, histolojik alt tipine göre; cerrahi, kemoterapi, radyoterapiyi içeren multimodal tedavi rejimleri söz konusu olmaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Ege Üniversitesi Hastanesi veri tabanındaki 1992-2017 yılları arası 241 malign plevral mezotelyoma hastasının epidemiyolojik ve genel sağ kalım özellikleri istatistiksel açıdan global sonuçlarla karşılaştırılacak ve malign plevral mezotelyoma verileri değerlendirilecektir. Bulgular: Kayıtlı toplam 240 hastanın 154’ü (%64) erkek, 86’sı (%36) kadındı. Yas ortalaması 56 (19- 78) idi. Sağ kalım değerlendirilmesinde yapılan tedavilerin sağ kalıma etkisine bakıldığında en iyi sonucun (ortalama sağ kalım 24 ay, beş yıllık yaşam %16, p?0.001) kombine tedavi ile sağlandığı görülmüştür. Patolojik alt grupların sağ kalıma etkisine bakıldığında (Grafik 5) epiteloid mezotelyoma alt tipinin de anlamlı olarak daha iyi yaşam süresi gösterdiği bulunmuştur (ortalama sağ kalım 24 ay, beş yıllık yaşam %15, p<0,001). Sonuç: Malign mezotelyomada en başarılı sonuçlar kombine tedavilerle elde edilmektedir. Kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi tedavinin beraber uygulanabildiği hastalarda sağ kalım uzamaktadır. Hasta sayısı arttıkça ve düzenli bir kayıt sistemi ile ilerleyen yıllarda daha sağlıklı sonuçlar verebileceğimizi düşünüyoruz. Aim: Malignant pleural mesothelioma is a fatal disease with poor prognosis. Mean survival in mesothelioma varies between 4-18 months. Because of the high mortality rate despite all the treatments, all the known treatments can be applied to the patients. Therefore, according to tumor stage, patient performance, histological subtype; multimodal treatment regimens including surgery, chemotherapy and radiotherapy. Materials and Methods: In this study, epidemiological and general survival characteristics of 241 malignant pleural mesothelioma patients in the database of Ege University Hospital between 1992 and 2017 will be compared statistically with global results and malignant pleural mesothelioma data will be evaluated. Results: Of the total 240 patients enrolled, 154 (64%) were male and 86 (36%) were female. When the survival effect of the treatments was evaluated, it was seen that the best result (median survival 24 months, 5-year survival 16%, p < 0.001) was achieved with combined therapy. When the effect of pathological subtypes on survival was examined, it was found that epitheloid mesothelioma subtype showed significantly better survival. Conclusion: The most successful results in malignant mesothelioma are obtained with combined therapies. Survival is prolonged in patients with chemotherapy, radiotherapy and surgical treatment. We believe that as the number of patients increases and with a regular registration system, we can achieve healthier results in the years to come.

  • Other research product . Other ORP type . 2015
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Seçkin Sarpkaya;
    Country: Turkey

    Dede Korkut Kitabı, Türklerin geçmişten günümüze birçok konudaki düşüncelerini, inançlarını, davranışlarını, algılarını ve daha genel bir ifadeyle hayata bakışlarını nakleden önemli bir eserdir. Tahminen 15. yüzyılda yazıya geçirildiği düşünülen ve Türklerin daha eski dönemlerde geçirdikle- ri mücadeleleri ve doğa insan ilişkilerini konu edinen ve kitapta boy adıyla anılan destanlar, des- tansı hikâyeler veya daha genel bir adlandırmayla anlatılar geçmişten yazıya geçirildiği döneme ka- dar birçok unsurun sembolleriyle ve sembolik anlatımlarıyla örülüdür. Dede Korkut Kitabı, Korkut Ata’nın sözlerinden ibaret bir giriş ve on iki anlatıdan ibarettir. Bu anlatılarla ilgili Türkiye’de, Türk Dünyası’nda ve yurt dışında birçok çalışma yapılmıştır. Dede Korkut Kitabı’ndaki anlatılar Türk mille- tinin devlet, toplum, aile ve birey gibi unsurlarının yanı sıra din, inanç, doğa ve tabii ki doğaüstüne ve olağanüstü olana dair düşüncelerini içeren çeşitli konulara sahiptir. Bu anlatıların bir kısmında çeşitli olağanüstü tipler, içinde geçtikleri anlatının olay akışında belli rollere sahiptirler. Bu çalışmada Dede Korkut Kitabı’ndaki olağanüstü tipler olan Hızır, Azrail, peri ve Tepegöz incelenmiştir. İlk olarak tip, olağanüstü ve olağanüstü tip ifadeleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Ardından Dede Korkut Kita- bı’ndaki üç anlatıda yer alan dört olağanüstü tiple ilgili Türk mitik tasavvurlarındaki bilgi verilmiş ve bu tiplerin anlatılardaki özellikleri incelenmiş ve bu özelliklerin sembolik anlamları değerlendirilmiş- tir. Sonuç olarak da Hızır, Azrail, peri ve Tepegöz’ün neden tip kabul edildiği tartışılmış, bu tiplerden metinde maneviyat ve kutsallık özelliğiyle ön planda olanlar dinî özellikleri bulunan olağanüstü tipler şeklinde ve eski inanç sistemlerine, doğaya ve insanın doğayla ilişkisine dair olanlar ise doğayla ilişkili olağanüstü tipler şeklinde açıklanmış, bu tiplerin olağanüstülük niteliklerini hangi özellikleriyle me- tinde ortaya koydukları, onların olağanüstülüklerini sağlayan faktörlerin neler oldukları belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler The Book of Dede Korkut is an important literary work that conveys the thoughts, behaviors, perceptions and in a broad sense the way of life of the Turkic people. It is thought to be penned around the 15th century and consists of epic stories and legends, called “boy” describing the hardships faced by the earlier Turkic people, the relationship between man and nature are woven with symbols and symbolisms of various factors from the past to the time it was first penned. The Book consists of a prologue composed of quotes from Korkut Ata and twelve stories. There have been many studies on the stories in Turkey, the Turkic World and overseas. The Dede Korkut stories have a broad spectrum of elements from society, family, individual to religion, faith, nature and of course the supernatural and the preternatural. In some of the stories the preternatural types are a plot device of the story they are in. In this article, the preternatural types of the Book, Hızır, Azrail, Faerie and Tepegöz has been explored. Firstly the concepts of type, preternatural and the preternatural type has been explained. Then the four preternatural types of the three stories have been explored according to their role and as a symbol, in context with the Turkish mythic concepts. Lastly, the reason why Hızır, Azrail, Faerie and Tepegöz have been accepted as types have been discussed; of these four, the ones that stand out with their spiritual and sacred quality have been clarified as preternatural types with religious quality and the ones connected with old faiths, nature and man’s relationship with nature have been explained as nature related preternatural types; what characteristics of these types feature their preternatural qualities and the factors ensuring their preternaturalness have been stated. Key Words

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Tuna, Şahin Çağlar; Karakan, Eyyüb; Altun, Selim;
    Country: Turkey

    Donatılı zeminlerin mekanik özelliklerinin belirlenmesi uygulamada sıkça kullanılmaya başladıklarından dolayı önem arz etmektedir. Bu çalışmada geotekstil donatılı nehir kumunun gerilme-deformasyon ve kabarma özelliklerinin belirlenebilmesi amacıyla laboratuvar üç eksenli deneyleri ve direkt kesme kutusu deneyleri gerçekleştirilmiştir. Kompozit malzemenin mekanik özellikleri geotekstil tipi ve çevresel basınç değişimleriyle incelenmiştir. Direkt kesme kutusu deneyleri ile geotekstil donatılı numunenin arayüzey özellikleri belirlenmiştir. Sonuçlar, geotekstil donatının pik dayanımı arttırdığını ve özellikle yüksek çevresel basınçlar altında kabarmayı azalttığını göstermiştir. It is important to determine the mechanical properties of reinforced soils, since they are extensively used in practice. in this study, laboratory triaxial tests and direct shear tests were carried out in order to determine the stress-strain and dilation characteristics of geotextile-reinforced river sand. the mechanical behaviour of the composite material was investigated through varying the type of geotextile and confining pressure. Interface properties of geotextile-reinforced samples were evaluated with the direct shear tests. the results demonstrated that geotextile inclusion increases the peak strength, and reduces dilation especially at higher confining pressures.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Hasan Güngör; Cemil Zencir; Çağdaş Akgüllü; Yasemin Durum; Sanem Nalbantgil;
    Country: Turkey

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Derya Bıçaklı Hopancı; Serap Aksoylar; Savaş Kansoy;
    Country: Turkey

    Pediatrik hastalarda, Hematopoietik Kök Hücre Nakli (HKHN) sürecinde hastanın beslenme durumunu olumsuz etkileyen mukozit, diyare, kusma, karın ağrısı gibi gastrointestinal semptomlar, veno-oklüzif hastalık, graft versus host hastalığı ve metabolik dengesizlikler gibi ağır ve ciddi komplikasyonlar görülebilmektedir. Gerek kullanılan yüksek doz kemoterapi gerekse gelişebilen ağır komplikasyonlar nedeniyle hastaların oral besin alımları ciddi derecede azalmaktadır. Bu süreçte uygun beslenme desteği son derece önemlidir. Bu yazıda HKHN sürecinde yaşanan kompikasyonlar ve beslenme stratejileri, bir olgu üzerinden aktarılmaktadır. Severe and serious complications affecting nutritional status negatively like gastrointestinal symptoms including mucositis, diarrhea, vomiting, abdominal pain; veno-occlusive disease, graft versus host disease and metabolic disturbance could be seen in pediatric patients. Patients’ oral food consumption decrease dramatically because of both used high dose chemotherapy and can be occure severe complications. Proper nutritional support is very important in this period. In this case report discussed via a case experienced complications and nutritional strategies in transplantation period.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Erdem, Hüseyin Aytaç; Işıkgöz, Meltem Taşbakan; Şanlıdağ, Gamze; Kanpak, Ecem Saadet; Pullukçu, Hüsnü;
    Country: Turkey

    Introduction: Human papillomavirus (HPV) is a DNA virus belonging to the Papillomaviridae family and infects only humans. HPV virus has an important role in the development of cervical cancer and anogenital warts, and it is also responsible for oropharyngeal cancers and penile cancers. The aim of this study was to evaluate the knowledge, awareness, and attitudes about HPV and HPV vaccines in medical students with HPV vaccine. Materials and Methods: A questionnaire consisting of 30 close-ended questions was applied to the medical students with HPV vaccine between February 1- May 31, 2019 in the Faculty of Medicine. Data were analyzed with descriptive statistical methods. Results: Eighty-five medical students enrolled in the study, 5% (n= 5) were males and 95% (n= 80) were females. The number of participants who responded correctly to the questions about HPV transmission pathways, symptoms, diseases, HPV vaccine protection, and screening methods was 4% (n= 3). The average number of correct answers was 14.3 (min: 8, max: 18). 96% (n= 82) of the participants responded to the question related to condom use in people who have been vaccinated with HPV as “required to use” or “use condoms”, and 4% (n= 3) stated that this information was wrong. For the question about genital herpes and HPV, 45 % (n= 38) of the participants stated that they might be related, and 9% (n= 8) did not know. Conclusion: The rates of HPV vaccine application in our country are still low. Vaccination of health workers is very important. Firstly, acquiring the right information and completing their own vaccines will increase immunization rates. Giriş: Human papilloma virüs (HPV) Papillomaviridae ailesinde yer alan ve sadece insanları infekte eden bir DNA virüsüdür. Serviks kanseri ve anogenital siğillerin oluşumunda en önemli rolü oynayan HPV penil kanser ve orofarengeal kanserlerden de sorumludur. Bu çalışmada, tıp fakültesinde HPV aşısı uygulanmış olan öğrencilerin HPV ve HPV aşısı hakkındaki bilgi, görüş ve tutumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Tıp fakültesinde 1 Şubat 2019-31 Mayıs 2019 tarihleri arasında HPV aşısı yaptırmış olan öğrencilere, 30 adet kapalı uçlu sorudan oluşan anket yüzyüze görüşülerek uygulanmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan tümü tıp fakültesi öğrencisi 85 kişinin %6 (n= 5)’sı erkek, %94 (n= 80)’ü kadın idi. Soruların tamamına doğru cevap veren kişi sayısı %4 iken, ortalama doğru yanıt sayısı 14.3 (min: 8, max: 18) bulunmuştur. HPV aşısı olmuş kişilerde kondom kullanımı ile ilgili katılımcıların %96 (n= 82)’sı kondom kullanması ya da kullandırmasının gerekli olduğunu, %4 (n= 3)’ü bu bilginin yanlış olduğunu belirtmiştir. Genital herpes ve HPV ile ilgili soru için katılımcıların %45 (n= 38)’i ilişkili olabileceğini, %9 (n= 8)’u ise bilgisinin olmadığını ifade etmiştir. Sonuç: Ülkemizde HPV aşısının uygulanma oranları sağlık çalışanları arasında dahi henüz düşüktür. Sağlık çalışanlarının aşıyı tavsiye etmesi çok değerlidir. Öncelikle aşılara ait doğru bilgilerin edinilmesi ve sağlık çalışanlarının kendi aşılarını tamamlaması bağışıklama oranlarının artmasını sağlayacaktır

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Sağlam, Asuman; Tosun, Necip;
    Country: Turkey

    Türkiye, dünyanın üç önemli gen merkezinin kesisme noktası olan bir bölgede bulunması nedeniyle bitki genetik kaynakları açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin tür zenginliği içinde doğal çiçek soğanlarının ayrı bir yeri vardır. Bu bitkiler yüzyıllardır tıbbi amaçlarla kullanılmasına karşın, kış aylarında çiçeklenmeleri nedeniyle genis ölçüde bahçelerde süs bitkisi olarak da kullanılmaktadır. Yaprak lekesi, kök çürüklüğü ve solgunluk etmenleri gibi birçok patojeni bünyesinde barındıran soğanlı süs bitkilerinde yaygın olarak görülen Fusarium solgunlukları her yıl büyük ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Etmenin tanısında uygulanan mevcut izolasyon ve teşhis çalışmaları yaklaşık bir hafta sürmekte ve tür bazında teşhisleri zor olmakta, ayrıca patojenite testleri ile bu süre uzamaktadır. Spor yapılarına bakılarak gerçekleştirilen bu teşhis yöntemlerinin çok fazla zaman, emek ve taksonomik uzmanlık gerektirmesi, daha hassas, güvenilir ve hızlı olan PCR tekniklerinin çalışmamızda tercih edilmesine sebep olmuştur. Bu çalışma ile günümüzde birçok alanda yaygın kullanımı olan hem geleneksel PCR hem de Real-Time PCR yöntemi ile Fusarium oxysporum Schltdl izolatının hızlı ve doğru şekilde tespiti gerçekleştirilmiş ve sekanslama. ile yöntemin geçerliliği ortaya konulmuştur.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Vehbi Günay;
    Country: Turkey

Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
216 Research products, page 1 of 22
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Dumanoğlu, Zeynep; Geren, Hakan;
    Country: Turkey

    To evaluate the influence of different N and P levels on the productivity of amaranth, a pot experiment under outdoor condition was conducted on a amaranth genotype (cv. Don Juan) with five nitrogen (0, 50, 100, 150, 200 kg·ha-1) and three phosphor levels (0, 50, 100 kg·ha-1). Some traits tested in the experiment were plant height, harvest index and grain yield, crude protein content and weight of thousand grain. Results indicated that increasing N and P levels positively affected above mentioned traits compared to the control, and the highest grain yield for amaranth obtained from 100 kg P and 150 kg N application per hectare. Farklı azot ve fosfor seviyelerinin horozibiği verimliliği üzerindeki etkisini değerlendirmek için “Don Juan” isimli horozibiği genotipinde, beş azot (0, 5, 10, 15, 20 kg/da) ve üç fosfor (0, 5, 10 kg/da) seviyesinin araştırıldığı bir saksı denemesi dış ortamda yürütülmüştür. Çalışmada bitki boyu, hasat indeksi, tane verimi, tane ham protein oranı ve 1000 tane ağırlığı gibi özellikler incelenmiştir. Sonuçlar, kontrol uygulamasına göre artan N ve P seviyelerinin verim ve verim unsurlarını olumlu yönde etkilediğini ve en yüksek tane veriminin dekara 10 kg P ve 15 kg Nuygulamasından alındığını göstermiştir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Yeşim Kardüz; Yüksel Tüzel; Gölgen Bahar Öztekin;
    Country: Turkey

    Kapilar sistemler, besin çözeltisinin bitkiye alttan verildiği sistemler olup; kapalı sistemler olması, su ve gübre tasarrufu sağlaması, besin çözeltisinin dezenfeksiyon gereğini ortadan kaldırması, diğer topraksız tarım sistemlerine göre ucuz olması gibi önemli avantajları nedeniyle gelecek için umut verici uygulamalardır. Ancak ortamda tuz birikimi riski gibi olumsuzlukları da söz konusudur. Kapilar sistemlerde bitki köklerinin besin çözeltisinden yararlanabilmesi ve tuz stresini tolere edebilmesi için iyi bir kök gelişimi gerekmektedir. Bu nedenle araştırmada kapilar sistemde bitki kök gelişimini arttırmak için endo-mikoriza (vesikular arbüsküler mikoriza, VAM) kullanılmış (Mikorizalı: M(+), 250 kg/ha ve mikorizasız: M(-), Kontrol) ve farklı yetiştirme ortamlarında (perlit, klinoptilolit ve Hindistan cevizi torfu) marul (Yedikule, cv.Velvet) ve baş salata (Iceberg, cv. Bombola) yetiştiriciliğine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Denemede ticari olarak AutoPot olarak adlandırılan kapilar sistem kullanılmıştır. Uygulamaların bitki gelişimi, baş ağırlığı ve kalitesine etkileri saptanmıştır. Elde edilen bulgular, ortama mikoriza inokulasyonunun kullanılan ortamlara göre değişmekle beraber, kök mikoriza kolonizasyonunu arttırarak, bitki gelişimi ve verim değerlerini arttırdığını, yaprakların nitrat içeriğini azalttığını göstermiştir. Kullanılan çeşitler arasında önemli bir fark görülmezken, ortamlar arasında Hindistan cevizi torfu ölçülen tüm parametrelerde en yüksek değerlere sahip olarak ön plana çıkmıştır. Hindistan cevizi torfu + mikoriza inokulasyonunun kapilar sistemlerde salata- marul üretiminde başarılı şekilde kullanılabileceği belirlenmiştir. Subirrigation, where water is applied from bottom of the plant root zone and risen with capillary forces through substrate profile is one of the promising applications of soilless culture because of its important advantages such as it isclosed system, saves water and fertilizer, causes no-runoff and not required any disinfection. However, the system has salinity risk in root zone. In order to be able to use nutrients in the nutrient solution and to tolerate salt stress in subirrigation system, roots should be well-grown. Hence, endo-mycorrhiza (vesicular arbuscular mycorrhiza, VAM) was used in this research and the effects of mycorrhiza (with mycorrhiza: M(+), 250 kg/ha, and without mycorrhiza: M(-), Control) inoculation on lettuce (Yedikule: cv. Velvet and Iceberg: cv. Bombola) growing in different substrates (perlite, cocopeat and klinoptilolite) was aimed. Subirrigation system which is commercially registered as Autopot was used as the growing system. The effects of treatments on plant growth, yield and quality were determined. Results obtained showed that mycorrhiza inoculation increased root colonization which varied by different substrates and promoted plant growth and yield; reduced leaf nitrate content. Although there were no significant differences among cultivars, cocopeat showed better performance in all measured parameters among tested substrates. It was concluded that lettuce can be grown successfully in subirrigated systems if as growing media cocopeat inoculated with mycorrhizal fungi.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Ergönül, Ayşe Gül; Akçam, Tevfik İlker; Özdil, Ali; Turhan, Kutsal; Çakan, Alpaslan; Nart, Deniz; Çağırıcı, Ufuk;
    Country: Turkey

    Amaç: Malign plevral mazotelyoma (MPM) kötü prognozlu ölümcül bir hastalıktır. MPM için ortalama sağ kalım 4-18 ay arasında değişmektedir. MPM’de tüm tedavilere rağmen yüksek mortalite görüldüğünden, elimizdeki bilinen tüm tedaviler hastalara uygulanabilmektedir. Bu nedenle tümör evresine, hasta performansına, histolojik alt tipine göre; cerrahi, kemoterapi, radyoterapiyi içeren multimodal tedavi rejimleri söz konusu olmaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Ege Üniversitesi Hastanesi veri tabanındaki 1992-2017 yılları arası 241 malign plevral mezotelyoma hastasının epidemiyolojik ve genel sağ kalım özellikleri istatistiksel açıdan global sonuçlarla karşılaştırılacak ve malign plevral mezotelyoma verileri değerlendirilecektir. Bulgular: Kayıtlı toplam 240 hastanın 154’ü (%64) erkek, 86’sı (%36) kadındı. Yas ortalaması 56 (19- 78) idi. Sağ kalım değerlendirilmesinde yapılan tedavilerin sağ kalıma etkisine bakıldığında en iyi sonucun (ortalama sağ kalım 24 ay, beş yıllık yaşam %16, p?0.001) kombine tedavi ile sağlandığı görülmüştür. Patolojik alt grupların sağ kalıma etkisine bakıldığında (Grafik 5) epiteloid mezotelyoma alt tipinin de anlamlı olarak daha iyi yaşam süresi gösterdiği bulunmuştur (ortalama sağ kalım 24 ay, beş yıllık yaşam %15, p<0,001). Sonuç: Malign mezotelyomada en başarılı sonuçlar kombine tedavilerle elde edilmektedir. Kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi tedavinin beraber uygulanabildiği hastalarda sağ kalım uzamaktadır. Hasta sayısı arttıkça ve düzenli bir kayıt sistemi ile ilerleyen yıllarda daha sağlıklı sonuçlar verebileceğimizi düşünüyoruz. Aim: Malignant pleural mesothelioma is a fatal disease with poor prognosis. Mean survival in mesothelioma varies between 4-18 months. Because of the high mortality rate despite all the treatments, all the known treatments can be applied to the patients. Therefore, according to tumor stage, patient performance, histological subtype; multimodal treatment regimens including surgery, chemotherapy and radiotherapy. Materials and Methods: In this study, epidemiological and general survival characteristics of 241 malignant pleural mesothelioma patients in the database of Ege University Hospital between 1992 and 2017 will be compared statistically with global results and malignant pleural mesothelioma data will be evaluated. Results: Of the total 240 patients enrolled, 154 (64%) were male and 86 (36%) were female. When the survival effect of the treatments was evaluated, it was seen that the best result (median survival 24 months, 5-year survival 16%, p < 0.001) was achieved with combined therapy. When the effect of pathological subtypes on survival was examined, it was found that epitheloid mesothelioma subtype showed significantly better survival. Conclusion: The most successful results in malignant mesothelioma are obtained with combined therapies. Survival is prolonged in patients with chemotherapy, radiotherapy and surgical treatment. We believe that as the number of patients increases and with a regular registration system, we can achieve healthier results in the years to come.

  • Other research product . Other ORP type . 2015
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Seçkin Sarpkaya;
    Country: Turkey

    Dede Korkut Kitabı, Türklerin geçmişten günümüze birçok konudaki düşüncelerini, inançlarını, davranışlarını, algılarını ve daha genel bir ifadeyle hayata bakışlarını nakleden önemli bir eserdir. Tahminen 15. yüzyılda yazıya geçirildiği düşünülen ve Türklerin daha eski dönemlerde geçirdikle- ri mücadeleleri ve doğa insan ilişkilerini konu edinen ve kitapta boy adıyla anılan destanlar, des- tansı hikâyeler veya daha genel bir adlandırmayla anlatılar geçmişten yazıya geçirildiği döneme ka- dar birçok unsurun sembolleriyle ve sembolik anlatımlarıyla örülüdür. Dede Korkut Kitabı, Korkut Ata’nın sözlerinden ibaret bir giriş ve on iki anlatıdan ibarettir. Bu anlatılarla ilgili Türkiye’de, Türk Dünyası’nda ve yurt dışında birçok çalışma yapılmıştır. Dede Korkut Kitabı’ndaki anlatılar Türk mille- tinin devlet, toplum, aile ve birey gibi unsurlarının yanı sıra din, inanç, doğa ve tabii ki doğaüstüne ve olağanüstü olana dair düşüncelerini içeren çeşitli konulara sahiptir. Bu anlatıların bir kısmında çeşitli olağanüstü tipler, içinde geçtikleri anlatının olay akışında belli rollere sahiptirler. Bu çalışmada Dede Korkut Kitabı’ndaki olağanüstü tipler olan Hızır, Azrail, peri ve Tepegöz incelenmiştir. İlk olarak tip, olağanüstü ve olağanüstü tip ifadeleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Ardından Dede Korkut Kita- bı’ndaki üç anlatıda yer alan dört olağanüstü tiple ilgili Türk mitik tasavvurlarındaki bilgi verilmiş ve bu tiplerin anlatılardaki özellikleri incelenmiş ve bu özelliklerin sembolik anlamları değerlendirilmiş- tir. Sonuç olarak da Hızır, Azrail, peri ve Tepegöz’ün neden tip kabul edildiği tartışılmış, bu tiplerden metinde maneviyat ve kutsallık özelliğiyle ön planda olanlar dinî özellikleri bulunan olağanüstü tipler şeklinde ve eski inanç sistemlerine, doğaya ve insanın doğayla ilişkisine dair olanlar ise doğayla ilişkili olağanüstü tipler şeklinde açıklanmış, bu tiplerin olağanüstülük niteliklerini hangi özellikleriyle me- tinde ortaya koydukları, onların olağanüstülüklerini sağlayan faktörlerin neler oldukları belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler The Book of Dede Korkut is an important literary work that conveys the thoughts, behaviors, perceptions and in a broad sense the way of life of the Turkic people. It is thought to be penned around the 15th century and consists of epic stories and legends, called “boy” describing the hardships faced by the earlier Turkic people, the relationship between man and nature are woven with symbols and symbolisms of various factors from the past to the time it was first penned. The Book consists of a prologue composed of quotes from Korkut Ata and twelve stories. There have been many studies on the stories in Turkey, the Turkic World and overseas. The Dede Korkut stories have a broad spectrum of elements from society, family, individual to religion, faith, nature and of course the supernatural and the preternatural. In some of the stories the preternatural types are a plot device of the story they are in. In this article, the preternatural types of the Book, Hızır, Azrail, Faerie and Tepegöz has been explored. Firstly the concepts of type, preternatural and the preternatural type has been explained. Then the four preternatural types of the three stories have been explored according to their role and as a symbol, in context with the Turkish mythic concepts. Lastly, the reason why Hızır, Azrail, Faerie and Tepegöz have been accepted as types have been discussed; of these four, the ones that stand out with their spiritual and sacred quality have been clarified as preternatural types with religious quality and the ones connected with old faiths, nature and man’s relationship with nature have been explained as nature related preternatural types; what characteristics of these types feature their preternatural qualities and the factors ensuring their preternaturalness have been stated. Key Words

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Tuna, Şahin Çağlar; Karakan, Eyyüb; Altun, Selim;
    Country: Turkey

    Donatılı zeminlerin mekanik özelliklerinin belirlenmesi uygulamada sıkça kullanılmaya başladıklarından dolayı önem arz etmektedir. Bu çalışmada geotekstil donatılı nehir kumunun gerilme-deformasyon ve kabarma özelliklerinin belirlenebilmesi amacıyla laboratuvar üç eksenli deneyleri ve direkt kesme kutusu deneyleri gerçekleştirilmiştir. Kompozit malzemenin mekanik özellikleri geotekstil tipi ve çevresel basınç değişimleriyle incelenmiştir. Direkt kesme kutusu deneyleri ile geotekstil donatılı numunenin arayüzey özellikleri belirlenmiştir. Sonuçlar, geotekstil donatının pik dayanımı arttırdığını ve özellikle yüksek çevresel basınçlar altında kabarmayı azalttığını göstermiştir. It is important to determine the mechanical properties of reinforced soils, since they are extensively used in practice. in this study, laboratory triaxial tests and direct shear tests were carried out in order to determine the stress-strain and dilation characteristics of geotextile-reinforced river sand. the mechanical behaviour of the composite material was investigated through varying the type of geotextile and confining pressure. Interface properties of geotextile-reinforced samples were evaluated with the direct shear tests. the results demonstrated that geotextile inclusion increases the peak strength, and reduces dilation especially at higher confining pressures.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Hasan Güngör; Cemil Zencir; Çağdaş Akgüllü; Yasemin Durum; Sanem Nalbantgil;
    Country: Turkey

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Derya Bıçaklı Hopancı; Serap Aksoylar; Savaş Kansoy;
    Country: Turkey

    Pediatrik hastalarda, Hematopoietik Kök Hücre Nakli (HKHN) sürecinde hastanın beslenme durumunu olumsuz etkileyen mukozit, diyare, kusma, karın ağrısı gibi gastrointestinal semptomlar, veno-oklüzif hastalık, graft versus host hastalığı ve metabolik dengesizlikler gibi ağır ve ciddi komplikasyonlar görülebilmektedir. Gerek kullanılan yüksek doz kemoterapi gerekse gelişebilen ağır komplikasyonlar nedeniyle hastaların oral besin alımları ciddi derecede azalmaktadır. Bu süreçte uygun beslenme desteği son derece önemlidir. Bu yazıda HKHN sürecinde yaşanan kompikasyonlar ve beslenme stratejileri, bir olgu üzerinden aktarılmaktadır. Severe and serious complications affecting nutritional status negatively like gastrointestinal symptoms including mucositis, diarrhea, vomiting, abdominal pain; veno-occlusive disease, graft versus host disease and metabolic disturbance could be seen in pediatric patients. Patients’ oral food consumption decrease dramatically because of both used high dose chemotherapy and can be occure severe complications. Proper nutritional support is very important in this period. In this case report discussed via a case experienced complications and nutritional strategies in transplantation period.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Erdem, Hüseyin Aytaç; Işıkgöz, Meltem Taşbakan; Şanlıdağ, Gamze; Kanpak, Ecem Saadet; Pullukçu, Hüsnü;
    Country: Turkey

    Introduction: Human papillomavirus (HPV) is a DNA virus belonging to the Papillomaviridae family and infects only humans. HPV virus has an important role in the development of cervical cancer and anogenital warts, and it is also responsible for oropharyngeal cancers and penile cancers. The aim of this study was to evaluate the knowledge, awareness, and attitudes about HPV and HPV vaccines in medical students with HPV vaccine. Materials and Methods: A questionnaire consisting of 30 close-ended questions was applied to the medical students with HPV vaccine between February 1- May 31, 2019 in the Faculty of Medicine. Data were analyzed with descriptive statistical methods. Results: Eighty-five medical students enrolled in the study, 5% (n= 5) were males and 95% (n= 80) were females. The number of participants who responded correctly to the questions about HPV transmission pathways, symptoms, diseases, HPV vaccine protection, and screening methods was 4% (n= 3). The average number of correct answers was 14.3 (min: 8, max: 18). 96% (n= 82) of the participants responded to the question related to condom use in people who have been vaccinated with HPV as “required to use” or “use condoms”, and 4% (n= 3) stated that this information was wrong. For the question about genital herpes and HPV, 45 % (n= 38) of the participants stated that they might be related, and 9% (n= 8) did not know. Conclusion: The rates of HPV vaccine application in our country are still low. Vaccination of health workers is very important. Firstly, acquiring the right information and completing their own vaccines will increase immunization rates. Giriş: Human papilloma virüs (HPV) Papillomaviridae ailesinde yer alan ve sadece insanları infekte eden bir DNA virüsüdür. Serviks kanseri ve anogenital siğillerin oluşumunda en önemli rolü oynayan HPV penil kanser ve orofarengeal kanserlerden de sorumludur. Bu çalışmada, tıp fakültesinde HPV aşısı uygulanmış olan öğrencilerin HPV ve HPV aşısı hakkındaki bilgi, görüş ve tutumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Tıp fakültesinde 1 Şubat 2019-31 Mayıs 2019 tarihleri arasında HPV aşısı yaptırmış olan öğrencilere, 30 adet kapalı uçlu sorudan oluşan anket yüzyüze görüşülerek uygulanmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan tümü tıp fakültesi öğrencisi 85 kişinin %6 (n= 5)’sı erkek, %94 (n= 80)’ü kadın idi. Soruların tamamına doğru cevap veren kişi sayısı %4 iken, ortalama doğru yanıt sayısı 14.3 (min: 8, max: 18) bulunmuştur. HPV aşısı olmuş kişilerde kondom kullanımı ile ilgili katılımcıların %96 (n= 82)’sı kondom kullanması ya da kullandırmasının gerekli olduğunu, %4 (n= 3)’ü bu bilginin yanlış olduğunu belirtmiştir. Genital herpes ve HPV ile ilgili soru için katılımcıların %45 (n= 38)’i ilişkili olabileceğini, %9 (n= 8)’u ise bilgisinin olmadığını ifade etmiştir. Sonuç: Ülkemizde HPV aşısının uygulanma oranları sağlık çalışanları arasında dahi henüz düşüktür. Sağlık çalışanlarının aşıyı tavsiye etmesi çok değerlidir. Öncelikle aşılara ait doğru bilgilerin edinilmesi ve sağlık çalışanlarının kendi aşılarını tamamlaması bağışıklama oranlarının artmasını sağlayacaktır

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Sağlam, Asuman; Tosun, Necip;
    Country: Turkey

    Türkiye, dünyanın üç önemli gen merkezinin kesisme noktası olan bir bölgede bulunması nedeniyle bitki genetik kaynakları açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin tür zenginliği içinde doğal çiçek soğanlarının ayrı bir yeri vardır. Bu bitkiler yüzyıllardır tıbbi amaçlarla kullanılmasına karşın, kış aylarında çiçeklenmeleri nedeniyle genis ölçüde bahçelerde süs bitkisi olarak da kullanılmaktadır. Yaprak lekesi, kök çürüklüğü ve solgunluk etmenleri gibi birçok patojeni bünyesinde barındıran soğanlı süs bitkilerinde yaygın olarak görülen Fusarium solgunlukları her yıl büyük ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Etmenin tanısında uygulanan mevcut izolasyon ve teşhis çalışmaları yaklaşık bir hafta sürmekte ve tür bazında teşhisleri zor olmakta, ayrıca patojenite testleri ile bu süre uzamaktadır. Spor yapılarına bakılarak gerçekleştirilen bu teşhis yöntemlerinin çok fazla zaman, emek ve taksonomik uzmanlık gerektirmesi, daha hassas, güvenilir ve hızlı olan PCR tekniklerinin çalışmamızda tercih edilmesine sebep olmuştur. Bu çalışma ile günümüzde birçok alanda yaygın kullanımı olan hem geleneksel PCR hem de Real-Time PCR yöntemi ile Fusarium oxysporum Schltdl izolatının hızlı ve doğru şekilde tespiti gerçekleştirilmiş ve sekanslama. ile yöntemin geçerliliği ortaya konulmuştur.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Vehbi Günay;
    Country: Turkey

Send a message
How can we help?
We usually respond in a few hours.