Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
2,404 Research products, page 1 of 241

  • Publications
  • Research data
  • Other research products
  • Other ORP type
  • Ege University Institutional Repository

10
arrow_drop_down
Relevance
arrow_drop_down
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Galip Ersöz; Tankut İlter; Ömer Özütemiz; Serhat Bor; Gül Yüce;
    Country: Turkey

    Trucut biyopsisinin tanısal doğruluğunu ve rastlanılan komplikasyonlarım araştırmak amacıyla 82 (49 erkek, 33 kadın) olgu retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastaların yaş ortalaması 53 ±10 yıl olup, lezyonların 63'ü (% 76.8) sağ lob ve 19'u (% 23.2) sol lobda yerleşmiştir. Lezyon büyüklüğü 2 ile 14 cm arasında; 22 hastada lezyon çapı 3 cm altında, 60 hastada 3 cm üzerinde saptanmıştır. Alınan materyal sitolojik ve histopatolojik olarak değerlendirilmiştir. Altı hastada yetersiz örnek alınması ve 7 olguda ise klinik ön tanı ile uyumsuz sonuç rapor edilmesi nedeni ile (toplam 13 hastada) 1 hafta içinde ikinci kez aynı işlemler yapılmıştır. Bunlardan 7'sinde tanı kesinleşirken kalan 6 hastada diğer tanı yöntemlerine gereksinme olmuştur. Girişime bağlı olarak 11 hastada (% 13) ağrı kesici gerektirecek kadar ağrı olmuştur. Üç hastada karın ağrısı ile birlikte karın içi kanama bulguları ortaya çıkmıştır, bunlar konservatif tedavi ile (ortalama 2 Ü taze kan transfüzyonları yapılarak) düzelmiş ve cerrahi girişim gerekmemiştir. Girişime bağlı ölüm görülmemiştir. Fokal karaciğer leyonlarının tanısında bu yöntem genellikle yeterli, güvenilir bir yöntemdir. Eighty two (49 male/33 female) patients with focal liver lesions (mean age 53±10) were evaluated retrospectively to investigate the diagnostic value of ultrasound guided Trucut liver biopsy and complications of the procedure. Of biopsied lesions, 68% (63/82) were localised in right lobe of the liver and 23.2% (19/82) in the left. Lesions were 2-14 cm in diameter: in 22 cases smaller than 3 cm and in 60 cases larger than 3 cm. Biopsy material was evaluated cytologically and histopatologically. Insufficient material was obtained in six cases and in seven the histopathologic and clinical diagnosis repeated one week later. Following biopsy, II patients (13%) needed analgesics and three patients with intraabdominal bleeding were treated conservatively (a blood transfusion of 2 units each) with good effect. No surgery was required and no deaths occurred. Trucut biopsy was found to be a satisfactory and safe method of diagnosing focal liver lesions.

  • Other research product . Other ORP type . 2000
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Cezmi Akkın; Emel A. Uçak; Tansu Erakgün; Sait Eğrilmez; Jale Menteş;
    Country: Turkey

    PURPOSE: It has been shown that a part of humor aqueous production directs posteriorly and this fluid is transported by retina pigment epithelium to choroidal circulation, especiaily in pathologic conditions such as a break in retina. Since the macular hole may represent a similar model, we investigated the effect of this transvitreal flow on intraocular pressure (IOP) in idiopathic macular hole cases. MATERIAL AND METHODS: In grade III and IV unilateral macular hole cases referred to our retina department, retinal examination and intraocular pressure measurement was done by different ophthalmologists. The patients who have been expected to have IOP abnormalities were excluded. The results were compared with the pressures of age-matched patients who have no disease other than simple refractive disorders. RESULTS: The average IOP was 13.86 ± 3.09 mmHg in the affected eyes, and 15.82 ± 2.34 mmHg in the fellow eyes of study group, consisted of 22 macular hole cases. The difference was 3.77 ± 2.22 mmHg (paired t test, p=0.000, significant). The average IOP was 14.44 ± 1.72 mmHg in right eyes and was 14.53±1.61 mmHg in left eyes of control group of 32 cases. The difference between the both eyes was 0.41±0.56 mmHg (paired t test, p=0.22, not significant). The overall pressure differences between the both eyes of macular hole group (3.77 ± 2.22 mmHg) and control group (0.41 ± 0.56 mmHg) was statistically significant (unpaired t test, p=0.000). CUNCLUSION: Considering the results of this study, it can be concluded that the IOP in eyes with macular hole is 3.77 ± 2.22 mmHg lower than their fellow eyes, the relationship of this finding with production rate of humor aqueous and transvitreal fluid transport should be further evaluated. AMAÇ: Retina bütünlüğünün bozulduğu patolojik durumlarda, üretilen hümör aközün bir kısmının arkaya yönlendiği ve retina pigment epiteli tarafından koroid dolaşımına aktarıldığı bilinmektedir. Bu transvitreal sıvı geçişinin göz içi basıncına etkisini, idyopatik olarak retina doku bütünlüğünün bozulduğu makula deliği olgularında inceledik. GEREÇ VE YÖNTEM: Kliniğimiz retina birimine gönderilen tek taraflı evre III-IV makula deliği olgularında, retina muayeneleri ve göz içi basınç ölçümleri farklı hekimler tarafından yapıldı. Göz içi basınç değişikliğine yol açabilecek başka göz bulgusu olanlar çıkarıldı. Aynı yaş grubundan basit refraksiyon kusuru dışında problemi olmayan hastaların göz içi basınçlarıyla karşılaştırıldı. BULGULAR: Çalışmaya alman 22 makula deliği olgusunda, etkilenen tarafta göz içi basıncı ortalama 13.86 ± 3.09 mmHg, sağlam gözlerinde 15.82 ± 2.34 mmHg. olarak bulundu. Aradaki fark 3.77 ± 2.22 mmHg (bağımlı t testi, p=0.000, anlamlı) idi. Kontrol grubundaki 32 olguda ise sağ göz ortalaması 14.44 ±1.72 mmHg ve sol göz ortalaması 14.53 ± 1.61 mmHg olarak saptandı. İki göz arasındaki fark 0.41 ± 0.56 mmHg (bağımlı t testi, p=0.22, anlamlı değil) idi. Çalışma grubunda gözler arası basınç farklılığı (3.77 ± 2.22 mmHg) ile kontrol grubundaki gözler arası basınç farkı (0.41 ± 0.56 mmHg) arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede fark vardı (bağımsız t testi, p=0.000). SONUÇ: Evre III-IV makula deliği olgularında etkilenen tarafta göz içi basıncının diğer göze oranla ortalama 3.77 ± 2.22 mmHg düşük olduğu, bunun hümör aköz yapım hızı ve transvitreal sıvı geçişi ile ilişkisinin araştırılması gerektiği sonucuna varıldı.

  • Open Access English
    Authors: 
    Atalar, Mehmet Haydar; Şener, Rıfat Nuri; Yıldız, Bülent; Yıldız, Özlem Kayım;
    Country: Turkey

    [Özet Yok]

  • Other research product . Other ORP type . 1996
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Saydam, Güray; Sibel Boyvada; Fehmi Akçiçek;
    Country: Turkey

    EDRF and haemodynamic effects EDRFfendothelium derived relaxing factor=NO) is one of the most important mediator which effects systemic and local factor on renal haemodynamica and renal blood supply. NO participates in the regulation of renal haemodynamics and renal excretory function under basa! and stimulated conditions. In the hypetensive state, it has been suggested stongly that existence of a state of deficient poduction of NO in experimental and human hypertension. We rewieved the effect of NO on renal haemodynamics and hypertension. Sistemik ve lokal faktörlerin renal kan akımı ve hemodinamik tablo üzerine etkileri incelendiği zaman, karşımıza pek çok mediator çıkmakta ve bunlann başında EDRF (endotel kökenli gevşetin faktör=NO) gelmektedir. EDRF'nin hem bazal hem de uyarılmış şartlarda renal hemodinamik ve renal ekskratuar fonksiyon üzerine düzenleyici etkisi olduğu saptanmıştır. Hipertansif durumlarda, deneysel ve insan olgularında, yetersiz NO sentezi olduğu da gösterilmiştir. Bu derlemede, NO'nun renal hemodinamik ve hipertansiyondaki rolüne değinilmiştir.

  • Other research product . Other ORP type . 1998
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Ömer Topalak; Galip Ersöz; Çiğdem Dinçer; Ömer Özütemiz; Oktay Tekeşin; Yücel Batur;
    Country: Turkey

    Kronik pankreatit olgularında pankreatik lipaz eksikliğine bağlı gelişebilecek olan steatorenin engellenmesinde gastrik lipaz enziminin koruyucu rolü olduğu bildirilmektedir. Bu koruyucu rolün kompansatuvar gastrik lipaz artışından mı yoksa kronik pankreatik ekzokrin yetersizliğe bağlı gastroduodenojejunal içerikte ortaya çıkan değişikliklerle gastrik lipaz aktivitesinin sürekliliğindenmi kaynaklandığı kesinlik kazanmamıştır. Bu çalışmada amaç kronik pankreatit olgularında doku gastrik lipaz aktivitelerinin sağlıklı kontrol olgularına göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek , ayrıca kronik pankreatit olgularında alkol tüketiminin doku gastrik lipaz aktivitesi üzerine etkisini incelemektir. Çalışmaya 1994-1996 yılları arasaında kliniğimizde yatarak kronik pankreatit tanısı almış 11'i alkol kullanmayan 9' u kullanan toplam 20 ve endoskopi ünitesine başvuran, pankreas bezi patolojisi bulunmayan, alkol kullanmayan, yaş grubu uyumlu 8 kontrol olgusu alınmıştır. Olgularda 12 saat açlık sonrasında endoskopik olarak görerek fundusdan alınan biopsilerde gastrik lipaz aktiviteleri saptanmıştır. Ortlama gastrik lipaz aktivitesi kontrol olgularında 9349$\pm$5682 IU/gr, kronik pankreatit olgularında 13624$\pm$6600 IU/gr bulunmuş olup fark istatistiksel olarak anlamlıdır.(p:=0.02) Subgruplara ayrılarak incelendiğinde gastrik lipaz aktiviteleri alkol kullanan kronik pankreatit olgularında 8364$\pm$5236 IU/gr , alkol kullanmayan kronik pankreatit olgularında 17927$\pm$4133 IU/gr bulunmuş olup alkol kullanmayan kronik pankreatit olgularında normallerden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde gastrik lipaz aktivitesinde artış izlenirken (p:=0.0035) bu fark alkol kullanan olgularda saptanmamıştır.(p:=0.72) Bu bulgular alkol kullanmayan kronik pankreatit olgularında muhtemelen pankreatik lipaz düzeylerinde azalmaya sekonder kompansatuvar gastrik lipaz aktivitelerinde artış olduğunu, alkol kullanan kronik pankreatit olgularında muhtemelen alkolün gastrik mukozaya toksik etkisiyle kompansatuvar artışın oluşmadığını düşündürmüştür. It has been reported that gastric lipase would have protection on steathorea due to pancretic lipase insufficiency in chronic pancreatitis. It is not yet understood wheather this protective effect depends on the compansatuar mechanism of gastric lipase increase or it depends on gastric lipase continue activity which is occured by the chancing of gastroduodenojejunal component due to incufficient pancreatic exocrine function in chronic pancreatitis. The purpose of this study was to compare tissue gastric lipase activities in patients with chronic pancreatitis and healthy control groups, and evaluation of the effect of alcohol abuse on tissue gastric lipase activities in patients with chronic pancreatitis. Total 20 chronic pancreatit patients who diagnosed between 1994-1996 in our department and 8 healthy control patients included in this study. After 12 hours fasting, gastric lipase activity was tested in fundal biopsies which were obtained with endoscopie evaluation. The mean gastric lipase activity was 9349±5682 lU/gr in control group while it was 13624±6660 lU/gr in patients with chronic pancratitis (p=0.02). These activities were 8364 ± 5326 lU/gr and 17927±4133 lU/gr in the group of chronic pancreatitis with alcohol history and without alcohol respectively. There was statistical meaning on gastric lipase activity increase between normal group and chronic pancretitis patients without alcohol history (p:= 0.0035) while there was not difference between normal group and chronic pancreatit patients with alcohol history (p:= 0.72). In the result, these data shown that the gastric lipase activity was increased secondary to the decreased pancreatic lipase level in chronic pancreatit patients without alcohol abuse. However alcohol toxicity on gastric mucosa was resulting in the failing of compansatuar mechanism of the gastric lipase increase in the group of chronic pancretit patients with alcohol history.

  • Other research product . Other ORP type . 1997
    Open Access English
    Authors: 
    Ercan Ok; Okan Gülbahar; Şahin Aydın; Gülçin Başdemir; Ayşın Zeytinoğlu;
    Country: Turkey

    A young boy, who suffered from a febrile upper respiratory tract infection 10 days before admission, had symptoms of acute glomerulonephritis with decreased urine volume, swelling of the feet and dyspnea. Renal biopsy showed diffuse cellular proliferation of the glomeruli compatible with healing acute post infectious glomerulonephritis. The normal values ofASO tit¬ter and C$ degree suggested that the glomerulonephritis was non-streptococcal in origin. Although the symptoms of congestion has improved rapidly with therapy, the echocardiographic findings such as global hypokinesia, low ejection fraction and dilation of the right atrium, ST-T wave changes in the electrocardiography and elevated serum levels of CPK showed coexistence of myocarditis. Tests for neutralization showed a recent Coxsackie B2 or B3 virus infection.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Mine Aladağ;
    Country: Turkey

    Özet: Bu araştırmanın amacı, akran danışmanlar (akran danışmanlığı programını sunan üniversite öğrencileri) ve akran danışanların (bu programdan yararlanan üniversite öğrencileri) üniversiteye uyum konusunda yürütülen akran danışmanlığı programı ile ilgili değerlendirmelerini incelemektir. Bu amaçla akran danışmanlığı programından yararlanan 47 akran danışana ve akran danışmanlığı programını sunan 14 akran danışmanına araştırmacı tarafından geliştirilen iki ayrı Akran Danışmanlığı Programı Değerlendirme Formu uygulanmıştır. Elde edilen nitel veriler betimsel analizle incelenmiştir. Bulgular, hem akran danışanların hem de akran danışmanların akran danışmanlığı programını olumlu değerlendirdiklerini göstermiştir. Bu bağlamda, akran danışmanlığı programının amacına yönelik olarak üniversiteye yeni başlayan öğrencilere üniversiteye uyum sürecinde üniversiteye uyumun farklı boyutlarına ilişkin önemli bir sosyal destek sağladığı söylenebilir. Abstract: Evaluation of the peer helping program conducted for unıversity adjustment. the purpose of this study was to examine the peer helpers’ (university students who present peer helping program) and peer helpees’ (university students who benefit from peer helping program) evaluations of the peer helping program conducted for university adjustment. For this purpose, 47 peer helpees and 14 peer helpers were administered two different Peer Helping Program Evaluation Form developed by the researcher. Qualitative data was examined by descriptive analysis. The results indicated that both peer helpees and peer helpers evaluated the peer helping program positively. In this manner, it can be said that peer helping program based on its purpose can be considered to provide an important social support to the first year students during university adjustment process regarding to its different dimensions

  • Other research product . Other ORP type . 1999
    Open Access English
    Authors: 
    Filiz Özerkan; Cemil Gürgün; Meral Kayıkçıoğlu; Levent Can; Mehdi Zoghi; Oğuz Yavuzgil; İnan Soydan;
    Country: Turkey

    Constrictive pericarditis is usually a symmetrical scarring process that produces uniform restriction of the filling of all heart chambers. Tuberculosis was formerly the leading cause of constrictive pericarditis in Western, especially in developing countries. In this illness, symptoms secondary to systemic venous congestion such as edema, abdominal swelling and discomfort due to ascites and passive hepatic congestion may be predominant. Vague, abdominal symptoms such postprandial fullness, dyspepsia, flatulence, and anorexia may also present. Chronic constrictive pericarditis may present difficulties in diagnosis with atypical signs and symptoms. We present a case of constrictive pericarditis with refractory heart failure, who was operated with a misdiagnosis of cholecystitis, and review the diagnostic strategies.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Feza Bacakoğlu; Alev Atasever; Tijen Özacar; Mustafa Özhan; Oğuz Kılınç; Eyüp Sabri Uçan;
    Country: Turkey

    Sarcoidosis is a granulomatous disorder with unknown etiology and different hypotheses are used to explain the cause of the disease. We designed a prospective study in order to investigate the seroprevalance of Chlamydia pneumoniae and Helicobacter pylori infections in sarcoidosis. Thirty-three patients (8 males, 25 females, mean age 43.2±11.2) diagnosed as sarcoidosis by means of histopathological and clinical presentations and 17 healthy control subjects (6 males, 11 females, mean age 43.7±5.8) were enrolled in the study. Anti-Chlamydia pneumoniae IgG and anti-Helicobacter pylori IgG antibodies were investigated by microimmunofluorescence (MIF) and enzyme immunoassay (EIA), respectively. The fluorescence at 1/16 dilution for Chlamydia pneumoniae IgG antibodies and 20U/ml for Helicobacter pylori were accepted as positive. The Chi-square test was used for statistical analysis between groups. The anti-Chlamydia pneumoniae IgG was found positive in 26 patients (79%) with sarcoidosis and 12 control subjects (71%). The anti-Helicobacter pylori IgG was positive in 17 patients (52%) with sarcoidosis and 9 (53%) of the healthy controls. The differences were not statistically significant between sarcoidosis patients and controls for the positivity of Chlamydia pneumoniae IgG antibodies and Helicobacter pylori ($\chi^2$=0.41and $\chi^2$=0.0009, P>0.05 respectively). The study indicates that there is no sufficient evidence for a role of Chlamydia pneumoniae and Helicobacter pylori infections in the etiology of sarcoidosis. Sarkoidozis, etiyolojisi bilinmeyen ve hastalık nedenini açıklamak için farklı hipotezlerin kullanıldığı, granülomatöz bir hastalıktır. Sarkoidoziste, Chlamydia pneumoniae ve Helicobacter pylori enfeksiyonlarının seroprevalansını araştırmak için, prospektif bir çalışma planlanmıştır. Çalışmaya, uyumlu klinik bulguların varlığında, histopatolojik olarak kanıtlanmış sarkoidozis tanılı 33 hasta (8 erkek, 25 kadın, ort. yaş 43.2±11.2) ile 17 sağlıklı kontrol (6 erkek, 11 kadın, ortalama yaş 43.7±5.8) alınmıştır. Anti-Chlamydia pneumoniae IgG antikorları, "microimmunofluorescence" (MIF) ve anti-Helicobacter pylori IgG antikorları ise "enzyme immunoassay" (EIA) yöntemleri ile ölçülmüştür. Chlamydia pneumoniae IgG antikorları için, 1/16 dilüsyon ve Helicobacter pylori IgG antikorları için, 20 Ü/ml üzeri pozitiflik olarak kabul edilmiştir. İstatistiksel analizler için, ki kare testi kullanılmıştır. Anti-Chlamydia pneumoniae IgG, sarkoidozisli 26 olgu (%79) ve 12 kontrolde (%71) pozitif bulunmuştur. Anti-Helicobacter pylori IgG ise, 17 olgu (%52) ve 9 sağlıklı kontrolde (%53) pozitiftir. Chlamydia pneumoniae ve Helicobacter pylori IgG antikor pozitifliği açısından sarkoidozis hastaları ve kontrol olguları arasında, istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (sırasıyla $\chi^2$ =0,41 ve $\chi^2$ =0,0009, P>0.05). Bu çalışma, sarkoidozis etiyolojisinde, Chlamydia pneumoniae ve Helicobacter pylori enfeksiyonlarının rolü olabileceğine dair yeterli kanıtlar göstermemektedir.

  • Other research product . Other ORP type . 2006
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Özgür Çoğulu; Burak Durmaz; Ferda Özkınay;
    Country: Turkey

    Günümüzde genetiğin günlük hayatımızda ve karşılaşılan hastalıkların tamamına yakınında çok önemli rolü olduğu bilinmesine karşın sağlık alanında çalışanların çok az bir kısmı temel genetik kavramları bilmektedir. Genetik hastalıkları anlayabilmek için bu temel kavramlar bilinmelidir. Bir ailenin aile öyküsü genetik "biyopsi" olarak tanımlanabilir. Klinisyenler için ailenin genetik öyküsünü alabilme ve yorumlama becerisi çok önemlidir. Populasyon tabanlı riskleri tanımlayabilen, genetik testlerle tarama yapmasını bilen bir doktorun, bireysel olarak kendisine başvuran kişinin belli bir hastalık için nasıl bir risk altında olduğunu söylemesi kolaylaşır. Genetik tabanlı tıbbi yaklaşımlardan tam olarak yararlanabilmek için yeni bilgilere ve klinik becerilere ihtiyaç vardır. Hayatın yapısal molekülü olan DNA'dan başlayıp gen düzeyine, oradan da kalıtım modellerinin irdelenmesi genetik hastalıklara yaklaşımda büyük kolaylık sağlayacaktır. Bu çalışmada genetik hastalıkların anlaşılabilmesi ve yeterli genetik danışma için bilinmesi gereken temel genetik bilgilerin verilmesi amaçlanmıştır. Today it is known that genetics plays a major role in daily life and in most of the diseases, yet few health care providers understand basic genetic principles. Understanding of these principles is crucial to get familiar with the genetic diseases. Pedigree analysis can be described as a genetic "biopsy." It is very important for the clinicians learning the skills of obtaining and interpreting a family's genetic history. Awareness of population-based risk and the availability of genetic screening tests help physicians to estimate the likelihood individual risk for a particular genetic disease. In order to fully benefit from genetically based medical approaches, physicians need to have the skills and knowledge to help patients. Knowing essentials from the living molecule DNA to gene and to models of inheritance will bring an easier approach to genetic diseases. Here we aimed to give basic information concerning genetic principles which may help clinicians to understand genetic diseases and to provide a more useful genetic counseling service.

Send a message
How can we help?
We usually respond in a few hours.