Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
13 Research products, page 1 of 2

  • Research software
  • Other research products
  • 2012-2021
  • Open Access
  • Turkish
  • Iskenderun Technical University Institutional Repository

10
arrow_drop_down
Relevance
arrow_drop_down
  • Other research product . Other ORP type . 2019
    Open Access Turkish
    Authors: 
    İskenderun Teknik Üniversitesi Senatosu;
    Country: Turkey

    İSTE Kurumsal Akademik Arşivi Yönergesi

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Abdulla Sakallı (Yürütücü); Murat Tiryakioğlu (Araştırmacı); Mehmet Ali Devrim (Bursiyer); Umut Bulut (Bursiyer); Enes Birinci (Bursiyer);
    Publisher: İskenderun Teknik Üniversitesi
    Country: Turkey

    Sanayi devrimi ile birlikte, atmosferdeki sera gazı salınımındaki hızlı artıs, dünya yüzey sıcaklıgının günümüz itibariyle artan bir trend göstermesine sebep olmustur. Dünyadaki ortalama sıcaklık artısı günümüzde 2ºC?ye yaklasmıs ve bu artıs hala devam etmektedir. Birincil üreticilerin atmosferden karbondioksit tutması ve biyokütle olusturma süreçleri, çogunlukla bitkilerin fenolojik evrelerine baglıdır ve bu evreler birçok bitki türünde direkt olarak iklimsel parametrelerden etkilenmektedir. Bitkilerin büyüme sezonunun baslaması ve bitisi, ürün verme periyodu, ekim süresi, bas kısmın olusması vb. çogunlukla karasal biyosferdeki arazi yüzey sıcaklıgı, yagıs miktarı, ısıklanma periyodu uzunlugu gibi iklimsel parametrelerden etkilenmektedir. Iklimsel degisiklige baglı olarak, fenolojik evrelerdeki degisiklikler bitkilerin atmosferik karbonu baglama miktarını ve baglama süresinin uzunlugunu degistirerek, bitkilerin verimliligini ve verim kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu proje kapsamında, ana hedeflerden birisi Avrupa?nın tamamını kapsayan ayrıca Rusya ve Türkiye?nin de içinde bulundugu bir çalısma sahasında yüksek çözünürlüklü iklim verilerinin Community Land Model (Kommunal Ekosistem Modeli (CLM))?ine entegre edilerek, iklim degisikliginin bitkilerdeki öncelikle fenolojik evreler üzerinde etkileri ve bu etkilerin bitkilerin karbon tutma kapasitesinin yanında verimliliklerine olan tesirleri arastırılacaktır. Bunun yanında Dünya Iklim Arastırma Programı (World Climate Research Program (WCRP)) tarafından belirlenen iklim indisleri kullanılarak, çalısılacak alandaki özellikle yaprak döken agaçların olusturdukları vejetasyonlar ve tahıl grubunu olusturan (Bugday, Arpa ve Mısır) bitkilerin fenolojik evrelerini etkileyen biyo-iklimsel faktörler tespit edilecektir. Iklim degisikligine baglı olarak tahıl grubu bitkilerinin fenolojik evrelerinde meydana gelen degisiklikler tahıl bitkilerinin hasat zamanını, hasat kalitesini ve hasat miktarını etkilemektedir. Meydana gelen bu etkilerin ortaya konulması proje kapsamındaki hedeflerimiz arasındadır. Tahıl mahsulleri dünya genelinde en yaygın olarak kullanılan gıda maddelerinin basında gelmektedir. Bu çalısmada ek olarak tahıl bitkilerinin ekim süreleri, produktif dönem uzunlugu, büyüme sezonlarının baslangıç ve bitis zamanları ile iklim degisikligi ve iklimdeki ekstrem durumların fenolojik evreler üzerindeki baskısı gerek modelleme gerekse saha çalısmalarında incelenecektir. Her iki bitki çesidinin (yaprak döken agaçlar ve tahıl) fenolojik evrelerinin belirlenmesinden sonra, bu evrelerin biyoiklim dönemlerini tanımlayacak algoritmalar (fonksiyonlar) gelistirilecektir. Belirlenen biyoiklim algoritmaları ile CLM modelindeki fenolojik evrelere baglı prosesler (fotosentez, karbon depolama, karbon paylasımı, ürün kalitesi ve miktarı vd.) yeni gelistirilecek biyoiklim formülizasyonları sayesinde, iklim degisikliginin etkileri göz önünde bulundurularak hesaplanmaları saglanacaktır. Genel olarak hipotezimiz degisen iklim kosulları kırılgan (bozulmaya elverisli) bölgelerde yetisen tahıl mahsullerinin ekim süresinin, büyüme sezonunun baslama ve bitis zamanını etkileyecek ayrıca bas kısımlarının olusma periyodunun dengesinin bozulmasına sebep olacaktır. Bunun sonucunda tahıl ürünlerinin kalitesi ve verimliligi direk olarak etkilenecektir. Özellikle yaprak döken vejetasyonlara sahip alanlarda iklim degisikligine baglı olarak bitkilerin büyüme zamanlarındaki degisimler atmosferden karbondioksit alımı süresinin uzunlugunu ve miktarını degistirecektir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Funda Turan (Yürütücü); Bayram Öztürk (Araştırmacı); Ali Uyan (Bursiyer); Mehmet Nur Gündüz (Bursiyer);
    Publisher: TUBİTAK
    Country: Turkey

    Bu çalışmada Türkiye denizlerinde bulunan Triglidae (Chelidonichthys cuculus, Chelidonichthys lucerna, Chelidonichthys obscurus, Eutrigla gurnardus, Lepidotrigla cavillone, Lepidotrigla dieuzeidei, Trigla lyra, Trigloporus lastoviza), Dactylopteridae (Dactylopterus volitans), Peristedidae (Peristedion cataphractum) familyalarına ait kırlangıç balıklarının sistematik analizi, genetik (mitokondriyal COIII, 16S rRNA genleri dizi analizi) ve morfolojik (morfometrik ve meristik) teknikler kullanılarak araştırılmıştır. Aynı zamanda Türkiye denizlerinde bulunan C. lucerna türüne ait populasyonlarının genetik ve morfolojik yapısı belirlenmiştir. Kırlangıç türlerine üzerine mtDNA COIII gen bölgesi analizinde 619 baz çifti uzunluğunda bölge incelenmiş ve türler arası net genetik farklılığı uzaklık matrisine göre en düşük farklılık (0.001620) L. dieuzeidei ile L. cavillone ve en yüksek farklılık (0.427489) ise L. dieuzeidei ve P. cataphractum arasında bulunmuştur. Komşu katılımlı filogenetik ağaçta, farklı familyaları ve türlerini temsil eden 3 ana dala oluştuğu görülmektedir. Trigladae familyası ana ağacı iki kola yarılmış olup, birinci kolda, L. cavillone ve L. dieuzeidei türlerinin birbirlerine en yakın türler olduğu ve E. gurnardus’un da bu iki türe daha yakın tür olduğu görülmektedir. Sırasıyla, bu türlere C. cuculus ve T. lyra’nın uzak türler olduğu görülmektedir. Trigladae ana dalının diğer tarafında ise T. lastoviza ve C. lucerna’nın birlikte gruplandığı, diğer familyanın temsilcilerinden olan D. volitans’ın bu türlere uzak olarak ayrı gruplandığı, fakat tüm türlere en uzak olan türün Peristedidae familyası üyesi olan P. cataphractum olduğu belirlenmiştir. Kırlangıç türlerine üzerine mtDNA 16S rRNA gen bölgesi analizinde 542 baz çifti uzunluğunda bölge incelenmiş ve türler arasındaki net genetik farklılığın uzaklık matrisi karşılaştırmasında en yüksek genetik farklılık (0.096329) D. volitans ile L. cavillone arasında görülürken L. dieuzeidei ile L. cavillone arasında, Trigla ve Trigloporus cinsine ait T. lyra ve T. lastoviza türleri arasında, ve C. cuculus ve C. lucerna türleri arasında genetik uzaklık değerleri sıfır olup, bu türlerin sistematik sınıflandırılmasına dikkat çekmektedir. Komşu katılımlı filogenetik ağaçta, farklı familyaları ve türlerini temsil eden 3 ana dal oluşmakta ve Triglidae familyası türlerinin cinsler düzeyinde birlikte gruplandığı dikkat çekmektedir. L. cavillone ve L. dieuzeidei türleri birlikte gruplanırken bu türlere en yakın türler ise T. lyra ve T. lastoviza türleri olmuştur. Trigildae familyası Chelidonichthys cinsi türleri C. cuculus ve C. lucerna yine birbirlerine yakın gruplanırken E. gurnardus türü de bu gruba yakın bulunmuştur. P. cataphractum ve D. volitans türlerinin birbirinden ve diğer türlerden ayrı olarak gruplandığı ve filogenetik ağaçta en uzak olan türün D. volitans olduğu görülmüştür. Çalışmada türleri ayırt etmede kullanılan 50 morfolojik karakterin tamamının türlerin farklılıklarında oldukça önemli (P<0.001) olduğu görülmüştür. Morfolojik sınıflandırma sonuçların genetik sonuçlar ile bire bir uyuşmadığı görülmüş olup, kullanılan morfolojik karakterlerin analiz edilen mtDNA genlerine kısmen yansımadığı tespit edilmiştir. Dactylopteridae familyası üyesi D. volitans ve Peristediidae familyesı üyesi P. cataphractum türlerinin morfolojik ve genetik sonuçlarının benzer olduğu ve Triglidae familyası türlerinden çok farklı olduğu tespit edilmiştir. Türkiye denizlerinde bulunan C. lucerna türüne ait populasyonlarının genetik analizinde sadece Marmara populasyonunun diğer Ege ve Akdeniz populasyonlarından farklı çıktığı gözlenmiştir. Morfolojik analizde, genetik sonuçlardan farklı olarak sadece Karadeniz populasyonunun morfolojik olarak çok farklı olduğu görülmüştür.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Akgöl, Oğuzhan (Yürütücü); Muharrem Karaaslan (Araştırmacı); Emin Ünal (Araştırmacı); Furkan Dinçer (Araştırmacı); Zafer Özer (Araştırmacı); Selda Canbaz (Bursiyer); Olcay Altıntaş (Bursiyer); Elif Eda Dalkılınç (Bursiyer);
    Publisher: TUBİTAK
    Country: Turkey

    MTM?ler dogada bulunmayan, negatif kırılma gibi ayrıcalıklı ve egzotik özelliklere sahip periyodik yapıda tasarlanmıs EM malzemelerdir. MTM?lerin sunmus oldugu en önemli özelliklerinden birisi, EM dalganın polarizasyonunu degistirerek optiksel etkinligi ve aktiviteyi saglamasıdır. Böylece EM dalganın istenilen sekilde yönlendirilmesi, polarize edilmesi ve kontrol edilebilmesi gerçeklestirilebilmektedir. Günümüzde MTM?ler ile görünmezlik pelerini (cloaking), süper lens, anten, kalkanlama (absorber) ve sensör gibi savunma sanayi için büyük önem arz eden çalısmalar yapılabilmektedir. Ayrıca MTM?lerin bu ve benzeri uygulamalar için pratik olarak çok sayıda avantaj sundugu (EM özelliklerinin kullanılması ile) bilim insanlarınca kanıtlanmıstır. Bu proje kapsamında ise MTM ile tek bir yapıda hem yogunluk sensörü (hassasiyet oranı, %99) hem de mükemmel sinyal emilimi (%99) gerçeklestirebilen entegre bir algılayıcının tasarımı ve üretimi gerçeklestirilmistir. MTM?lerin dogada bulunan malzemelere entegrasyonu ile sunmus oldugu optiksel aktivite, polarizasyon kontrolü, elektrik alan ve manyetik alan arasında cross-coupling (çapraz-etkilesim) etkisi gibi EM özellikler MTM?li malzemelerin yüksek verim ve kazanç degerine sahip olmasını saglamaktadır. MTM?lerin bu özelliklerinin kullanımı ile yüksek hassasiyete sahip bir entegre algılayıcının tasarlanması gerçeklestirilmistir. Çünkü MTM?lerin gösterdigi egzotik EM özellikler ile algılayıcıda kazanç, hassasiyetinin arttırılması, elektriksel yapı boyutlarının azaltılması gibi birçok önemli avantajlar elde edilebilmektedir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Oğuzhan Akgöl (Yürütücü); Şekip Dalgaç (Bursiyer); Mustafa Tunahan Başar (Bursiyer); Serap Kiriş (Bursiyer);
    Publisher: TUBİTAK
    Country: Turkey

    Gerçekleştirilen bu projede ülkemizde yaygın olan kaçak rakı üretiminin tespitine dayalı metamalzeme tabanlı iletim hattı sensör tasarımları ortaya konulmuştur. Tasarlanan bu sensörlerde kullanılan yöntem ise dielektrik sabiti değişimine bağlı olarak sensörün kapasitif değerinde değişimlerin meydana gelmesiyle rezonans frekanslarında lineer kaymalar meydana getirmesiyle açıklanabilir. Kaçak rakı tespitine ve proje hedeflerine bağlı kalınarak 2 farklı çalışma yapılmıştır. İlk çalışmada ülkemizde en çok tüketilen orijinal bandrollü 4 farklı rakı çeşidinin elektriksel açıdan benzer özellik gösterdiğini kanıtlamak için dielektrik sabiti değerleri ölçülmüştür. Buna ek olarak orijinal marka 1 isimli rakı numunesinin içerisine metanol katılarak metanol-orjinal rakı karışımları oluşturulmuş böylelikle rakı numuneleri içerisindeki metanol derişimi tespit edilmesine yönelik bir çalışma yapılmıştır. Böylelikle orijinal bandrollü rakıların elektriksel açıdan benzer özellik taşıdığına ve içerisine methanol eklenmesi durumunda bunun sensör yardımıyla tespit edilebileceği ortaya konulmuştur. 2.çalışmada ise belirli oranda etanol-su ve metanol-su derişimleri oluşturulmuştur. Oluşturulun bu karışımların dieletkrik sabitleri ölçülmüş ve derişim tespit eden bir sensör tasarımı yapılmıştır. Bir diğer çalışmada ise evlerde amatörce üretilen boğma rakılarıdaki metanol zehirlenmesini önüne geçebilmek için bir çalışma yapılmıştır. Boğma rakıyı temsil etmesi açısından alkol miktarı %45?te tutularak su-etanol karışımı içerisine çok küçük miktarlarda metanol katılarak karışımlar oluşturulmuş ve oluşan bu karışımdaki metanol miktarı tespit edilmiştir. Ve buna ek olarak methanol zehirlenmesinin tespit etmek amacıyla etanol içerisine çok düşük oranlarda metanol katılmış, etanol içerisinde metanol tespiti yapılmıştır.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Yurtseven, Müslüm;
    Publisher: Kütüphane İSTE - BKM
    Country: Turkey

    Kütüphane İSTE – BKM Bilgi Kaynak ve Araçları, kullanıcıların bilimsel araştırma sürecine rehberlik etmesi ve tek merkezden kaynakları görüntülemesi amacıyla hazırlanmıştır.

  • Other research product . Other ORP type . 2019
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Yurtseven, Müslüm;
    Publisher: ANKOSLink2019
    Country: Turkey

    2018 yılı küresel ekonomideki konjonktürel dalgalanmalar, Türkiye’de kütüphane bütçelerini doğrudan etkilemiştir. Döviz kurlarında yaşanan sarsıcı ve öngörülemeyen yükseliş, bütün kütüphane türlerini etkilese de bu süreçte üniversite kütüphanelerinin diğer kütüphane türlerine göre daha çok etkilendiği bilinen bir gerçekliktir. Üniversite kütüphaneleri, konjonktürel dalgalanmalara bağlı olarak, 2018 yılında abone oldukları veri tabanları ödemelerinde bir hayli zorlanmış, bu durum kaçınılmaz olarak kütüphanelerin önümüzdeki yıllar için birtakım aksiyonlar almasını zorunlu kılmıştır. Tahmin edileceği üzere alınacak aksiyonlardan biri de abone kaynaklarda daralmaya/küçülmeye gitmek olacaktır. Bir yandan veri tabanı aboneliklerinin mutlak sürdürülmesini talep edecek kullanıcı kitlesi öte yandan reel bütçe olanakları, akademik camia açısından kaçınılmaz öncelik çatışmasını beraberinde getirmekte ve kütüphane(ci)leri epeyce bir zorlamaktadır. “Döviz kurlarında öngörülemeyen yükselişin, Türkiye’de üniversite kütüphanelerinin hizmet trafiğine etkisi” başlı başına bir araştırma ve tartışma konusu olsa da kullanıcı gereksinimleri doğrultusunda sürüdürülebilir hizmet geliştirmeyi amaçlayan üniversite kütüphaneleri, kuşkusuz ki döviz kurlarına bağlı olarak daraltılmış reel bütçe olanaklarını göz önünde bulundurmak durumundadır. ANKOSLink2019: Dijital Küreselleşme ve Sürüdürülebilir Kütüphaneler konferansında sunulan poster çalışmasıdır.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Yurtseven, Müslüm;
    Publisher: Kütüphane İSTE - BKM
    Country: Turkey

    10 Adımda Tez Hazırlama Kılavuzu, İçerik kompozisyonu kütüphane danışma hizmetleri doğrultusunda, lisansüstü öğrencilerin tez hazırlama sürecine rehberlik etmesi amacıyla hazırlanmıştır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Mehmet Arda Tonay (Yürütücü); Ayhan Dede (Araştırmacı); Ayaka Amaha Öztürk ( Araştırmacı); Erdem Danyer ( Araştırmacı); Işıl Aytemiz Danyer ( Araştırmacı); Bayram Öztürk (Danışman); İbrahim Raşit Bilgin (Danışman); Begüm Uzun (Bursiyer);
    Publisher: TUBİTAK
    Country: Turkey

    Türkiye denizlerinde en sık gözlenen Cetacea takımına ait 3 yunus türü; afalina (Tursiops truncatus), tırtak (Delphinus delphis) ve mutur (Phocoena phocoena)?dur. Afalina ve tırtak türleri tüm denizlerimizde, mutur ise çogunlukla Karadeniz?de, Türk Bogazlar Sistemi (TBS)?nde ve ender olarak Ege Denizi?nde dagılım göstermektedir. Projenin saha çalısmalarında, karaya vuran yunuslar için Batı Karadeniz?de kumsallar aylık olarak taranmıs, Güney Marmara ve ilk defa Kuzey Ege (Saroz Körfezi)?de karaya vuran deniz memelileri hakkında mevsimsel periyodik izleme çalısması yapılmıstır. Saha çalısmaları ve ihbarlar ile toplanan örneklerden ve son 15 yılda Türkiye kıyılarında örneklenmis yunus dokularından DNA örnegi izole edilerek, 3 tür için mitokondriyal DNA (mtDNA) ve mutur için çekirdek DNA?sı (ddRAD Dizileme) belirteçleri kullanılarak türlerin genetik yapıları incelenmistir. Toplam 186 adet mtDNA dizisi (Afalina: 74, Tırtak: 38, Mutur: 74) ve 55 adet mutur bireyinin RAD veri seti elde edilmistir. Elde edilen verilerle Türkiye?deki popülasyonlar kendi içerisinde ve diger dünya denizlerindeki popülasyonlar ile karsılastırılmıstır. Ayrıca, mtDNA analizleri sonuçlarına bakılarak Marmara Denizi?nde izole bir popülasyonu oldugu tahmin edilen mutur örneklerinin çekirdek DNA analizleri yapılmıs ve mtDNA sonuçları yeni nesil bir dizileme yöntemi olan ddRAD dizileme sonuçları ile karsılastırmalı olarak degerlendirilmistir. ddRAD dizileme yöntemi, Türkiye?de TBS ve Ege Denizi?nde yasayan bir canlı türünün genetik yapısının belirlenmesinde ilk defa kullanılmıstır. Proje sonuçlarına göre, Afalina için 10 tanesi yeni olmak üzere 15, Tırtak için 9 tanesi yeni olmak üzere 14, mutur için ise 2 tanesi yeni olmak üzere 10 farklı mtDNA haplotipi varlıgı ortaya çıkarılmıstır. Üç tür için haplotip ve nükleotid çesitliligi hesaplanmıstır. Ulusal ve uluslararası anlasmalar ile koruma altında olan üç Cetacea türünün koruma stratejileri için öneriler getirilmistir. Karadeniz?deki afalinalar ile diger popülasyonlar arasında genetik fark bulundugundan ve Karadeniz?de haplotip çesitliligi düsük oldugundan bu bölgedeki popülasyonun çevresel kosullara, hastalık vb. gibi etkenlere daha duyarlı oldukları söylenebilir. Bu nedenlerden dolayı Karadeniz?deki afalinalar için ayrı ve hassas bir koruma stratejisi belirlenmelidir. Afalina ile aynı familyadan olan tırtaklar için, Karadeniz?deki, TBS?deki ve Dogu Akdeniz'deki haplotip ve nükleotid çesitlilik degerlerinin Atlantik popülasyonu ile karsılastırıldıgında daha düsük bulunması da Atlantik popülasyonlarının Akdeniz'e ve Karadeniz'e yayıldıgını fikrini desteklemektedir. Mevcut bilgiler ısıgında ise türün koruma stratejine yardımcı olması açısından, uzun mesafe kat edebilen bir açık deniz yunus türü olan tırtakların göç yolları, özellikle Karadeniz ile Akdeniz arasında bir koridor ve beslenme alanı olan, TBS sisteminin korunması önem arz etmektedir. Tür koruma stratejisi açısından, muturların ise tesadüfi aga yakalanmasına karsı önlemlerin alınmasının bir an önce baslatılması ve/veya TBS?de dip uzatma agları ile yapılan balıkçılıgın sınırlandırılması önerilmektedir. Ayrıca bu türler için daha yaygın ve daha fazla örnekle genetik çalısmaların devam ettirilmesi gerekmektedir. Genetik çesitliligin korunması türlerin degisen çevre kosullarına uyum saglama noktasında, uyarlanımsal potansiyelin korunması konusunda da önemlidir. Bu çesitliligin ortaya konması da ancak bu çalısma gibi daha fazla çalısmanın desteklenmesi ile elde edilebilecektir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Funda Turan (Yürütücü); Meltem Eken (Araştırmacı); Gül Özyılmaz (Araştırmacı); Serpil Karan (Bursiyer); Haluk Uluca (Bursiyer);
    Publisher: TUBİTAK
    Country: Turkey

    Bu çalışma ile, Asi Havzası?nın ana kolu olan Asi Nehri?nde, biyogösterge tür karabalık Clarias gariepinus?de solungaç ve karaciğer dokusunda Komet Analizi ile olası DNA hasar düzeyinin tespit edilmesi ve türde ve suda ağır metal gibi toksik kimyasalların seviyelerinin ölçülerek, kirletici seviyeleri ile DNA hasarı arasındaki ilişkinin anlaşılması, bununla birlikte biyogösterge türde oluşan oksitatif strese bağlı gelişen fizyolojik cevap ve DNA hasarı arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmada; Asi Nehri?nin Demirköprü, Samandağ ve referans noktası Karasu Çayı?nda, bir yıl süreyle mevsimsel su ve balık örneklemeleri yapılmıştır. Karabalıkların solungaç ve karaciğer dokularında COMET analizi ile DNA hasarı, karaciğer ve kas dokularında ağır metal ölçümleri ile süperoksit dismutaz (SOD), Katalaz (CAT) ile protein, malondialdehit (MDA) düzeyleri ve son olarak su örneklerinde ağır metal ölçümleri yapılmıştır. Karabalık?ın incelenen dokularındaki ağır metal derişimlerinin metale, dokuya ve suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerine bağlı olarak değişim gösterdiği saptanmıştır. Karabalık?ın başlıca tüketilebilir kısmını oluşturan kas dokusundaki Cd ve Pb derişiminin belirlenen tüm istasyonlarda, ulusal ve uluslararası kabul edilebilir aralığın üstünde olduğu belirlenmiştir. COMET analizi sonucu, mevsimselgenel anlamda her iki dokuda da hasar düzeyi en yüksek bölge, % 3,345±0,521 kuyruk yoğunluğu (%T-DNA), 1,548±0,069 µm kuyruk momenti ve 6,892±0,234 kuyruk göçü ile Samandağ istasyonunda tespit edilmiştir. İlkbahar mevsimi karaciğer CAT düzeyleri tüm istasyonlarda istatistiki olarak farklı iken, kas dokularında farklılık gözlenmemiştir. Karabalık Karaciğer ve kas dokularında genel olarak SOD aktivitesinin en yüksek gözlendiği istasyon Demirköprü ve en düşük Karasu istasyonu olmuştur. MDA düzeyi Samandağ istasyonunda en yüksek, Karasu istasyonunda ise en düşük olduğu belirlenmiştir. Pearson Korelasyon analizi sonucunda, fiziko-kimyasal parametreler ile DNA hasarı arasında anlamlı bir ilişki gözlenmezken, ağır metallerden suda tespit edilen Cd, Cr, Ni, Pb, Co ve Cu ile pozitif güçlü bir korelasyon tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Asi Nehrinde biyoindikatör Karabalıkta komet analizinin alıcı ortamlardaki genotoksik kirleticilerin taranmasında kullanışlı bir izleyici olabileceği söylenebilir.

Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
13 Research products, page 1 of 2
  • Other research product . Other ORP type . 2019
    Open Access Turkish
    Authors: 
    İskenderun Teknik Üniversitesi Senatosu;
    Country: Turkey

    İSTE Kurumsal Akademik Arşivi Yönergesi

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Abdulla Sakallı (Yürütücü); Murat Tiryakioğlu (Araştırmacı); Mehmet Ali Devrim (Bursiyer); Umut Bulut (Bursiyer); Enes Birinci (Bursiyer);
    Publisher: İskenderun Teknik Üniversitesi
    Country: Turkey

    Sanayi devrimi ile birlikte, atmosferdeki sera gazı salınımındaki hızlı artıs, dünya yüzey sıcaklıgının günümüz itibariyle artan bir trend göstermesine sebep olmustur. Dünyadaki ortalama sıcaklık artısı günümüzde 2ºC?ye yaklasmıs ve bu artıs hala devam etmektedir. Birincil üreticilerin atmosferden karbondioksit tutması ve biyokütle olusturma süreçleri, çogunlukla bitkilerin fenolojik evrelerine baglıdır ve bu evreler birçok bitki türünde direkt olarak iklimsel parametrelerden etkilenmektedir. Bitkilerin büyüme sezonunun baslaması ve bitisi, ürün verme periyodu, ekim süresi, bas kısmın olusması vb. çogunlukla karasal biyosferdeki arazi yüzey sıcaklıgı, yagıs miktarı, ısıklanma periyodu uzunlugu gibi iklimsel parametrelerden etkilenmektedir. Iklimsel degisiklige baglı olarak, fenolojik evrelerdeki degisiklikler bitkilerin atmosferik karbonu baglama miktarını ve baglama süresinin uzunlugunu degistirerek, bitkilerin verimliligini ve verim kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu proje kapsamında, ana hedeflerden birisi Avrupa?nın tamamını kapsayan ayrıca Rusya ve Türkiye?nin de içinde bulundugu bir çalısma sahasında yüksek çözünürlüklü iklim verilerinin Community Land Model (Kommunal Ekosistem Modeli (CLM))?ine entegre edilerek, iklim degisikliginin bitkilerdeki öncelikle fenolojik evreler üzerinde etkileri ve bu etkilerin bitkilerin karbon tutma kapasitesinin yanında verimliliklerine olan tesirleri arastırılacaktır. Bunun yanında Dünya Iklim Arastırma Programı (World Climate Research Program (WCRP)) tarafından belirlenen iklim indisleri kullanılarak, çalısılacak alandaki özellikle yaprak döken agaçların olusturdukları vejetasyonlar ve tahıl grubunu olusturan (Bugday, Arpa ve Mısır) bitkilerin fenolojik evrelerini etkileyen biyo-iklimsel faktörler tespit edilecektir. Iklim degisikligine baglı olarak tahıl grubu bitkilerinin fenolojik evrelerinde meydana gelen degisiklikler tahıl bitkilerinin hasat zamanını, hasat kalitesini ve hasat miktarını etkilemektedir. Meydana gelen bu etkilerin ortaya konulması proje kapsamındaki hedeflerimiz arasındadır. Tahıl mahsulleri dünya genelinde en yaygın olarak kullanılan gıda maddelerinin basında gelmektedir. Bu çalısmada ek olarak tahıl bitkilerinin ekim süreleri, produktif dönem uzunlugu, büyüme sezonlarının baslangıç ve bitis zamanları ile iklim degisikligi ve iklimdeki ekstrem durumların fenolojik evreler üzerindeki baskısı gerek modelleme gerekse saha çalısmalarında incelenecektir. Her iki bitki çesidinin (yaprak döken agaçlar ve tahıl) fenolojik evrelerinin belirlenmesinden sonra, bu evrelerin biyoiklim dönemlerini tanımlayacak algoritmalar (fonksiyonlar) gelistirilecektir. Belirlenen biyoiklim algoritmaları ile CLM modelindeki fenolojik evrelere baglı prosesler (fotosentez, karbon depolama, karbon paylasımı, ürün kalitesi ve miktarı vd.) yeni gelistirilecek biyoiklim formülizasyonları sayesinde, iklim degisikliginin etkileri göz önünde bulundurularak hesaplanmaları saglanacaktır. Genel olarak hipotezimiz degisen iklim kosulları kırılgan (bozulmaya elverisli) bölgelerde yetisen tahıl mahsullerinin ekim süresinin, büyüme sezonunun baslama ve bitis zamanını etkileyecek ayrıca bas kısımlarının olusma periyodunun dengesinin bozulmasına sebep olacaktır. Bunun sonucunda tahıl ürünlerinin kalitesi ve verimliligi direk olarak etkilenecektir. Özellikle yaprak döken vejetasyonlara sahip alanlarda iklim degisikligine baglı olarak bitkilerin büyüme zamanlarındaki degisimler atmosferden karbondioksit alımı süresinin uzunlugunu ve miktarını degistirecektir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Funda Turan (Yürütücü); Bayram Öztürk (Araştırmacı); Ali Uyan (Bursiyer); Mehmet Nur Gündüz (Bursiyer);
    Publisher: TUBİTAK
    Country: Turkey

    Bu çalışmada Türkiye denizlerinde bulunan Triglidae (Chelidonichthys cuculus, Chelidonichthys lucerna, Chelidonichthys obscurus, Eutrigla gurnardus, Lepidotrigla cavillone, Lepidotrigla dieuzeidei, Trigla lyra, Trigloporus lastoviza), Dactylopteridae (Dactylopterus volitans), Peristedidae (Peristedion cataphractum) familyalarına ait kırlangıç balıklarının sistematik analizi, genetik (mitokondriyal COIII, 16S rRNA genleri dizi analizi) ve morfolojik (morfometrik ve meristik) teknikler kullanılarak araştırılmıştır. Aynı zamanda Türkiye denizlerinde bulunan C. lucerna türüne ait populasyonlarının genetik ve morfolojik yapısı belirlenmiştir. Kırlangıç türlerine üzerine mtDNA COIII gen bölgesi analizinde 619 baz çifti uzunluğunda bölge incelenmiş ve türler arası net genetik farklılığı uzaklık matrisine göre en düşük farklılık (0.001620) L. dieuzeidei ile L. cavillone ve en yüksek farklılık (0.427489) ise L. dieuzeidei ve P. cataphractum arasında bulunmuştur. Komşu katılımlı filogenetik ağaçta, farklı familyaları ve türlerini temsil eden 3 ana dala oluştuğu görülmektedir. Trigladae familyası ana ağacı iki kola yarılmış olup, birinci kolda, L. cavillone ve L. dieuzeidei türlerinin birbirlerine en yakın türler olduğu ve E. gurnardus’un da bu iki türe daha yakın tür olduğu görülmektedir. Sırasıyla, bu türlere C. cuculus ve T. lyra’nın uzak türler olduğu görülmektedir. Trigladae ana dalının diğer tarafında ise T. lastoviza ve C. lucerna’nın birlikte gruplandığı, diğer familyanın temsilcilerinden olan D. volitans’ın bu türlere uzak olarak ayrı gruplandığı, fakat tüm türlere en uzak olan türün Peristedidae familyası üyesi olan P. cataphractum olduğu belirlenmiştir. Kırlangıç türlerine üzerine mtDNA 16S rRNA gen bölgesi analizinde 542 baz çifti uzunluğunda bölge incelenmiş ve türler arasındaki net genetik farklılığın uzaklık matrisi karşılaştırmasında en yüksek genetik farklılık (0.096329) D. volitans ile L. cavillone arasında görülürken L. dieuzeidei ile L. cavillone arasında, Trigla ve Trigloporus cinsine ait T. lyra ve T. lastoviza türleri arasında, ve C. cuculus ve C. lucerna türleri arasında genetik uzaklık değerleri sıfır olup, bu türlerin sistematik sınıflandırılmasına dikkat çekmektedir. Komşu katılımlı filogenetik ağaçta, farklı familyaları ve türlerini temsil eden 3 ana dal oluşmakta ve Triglidae familyası türlerinin cinsler düzeyinde birlikte gruplandığı dikkat çekmektedir. L. cavillone ve L. dieuzeidei türleri birlikte gruplanırken bu türlere en yakın türler ise T. lyra ve T. lastoviza türleri olmuştur. Trigildae familyası Chelidonichthys cinsi türleri C. cuculus ve C. lucerna yine birbirlerine yakın gruplanırken E. gurnardus türü de bu gruba yakın bulunmuştur. P. cataphractum ve D. volitans türlerinin birbirinden ve diğer türlerden ayrı olarak gruplandığı ve filogenetik ağaçta en uzak olan türün D. volitans olduğu görülmüştür. Çalışmada türleri ayırt etmede kullanılan 50 morfolojik karakterin tamamının türlerin farklılıklarında oldukça önemli (P<0.001) olduğu görülmüştür. Morfolojik sınıflandırma sonuçların genetik sonuçlar ile bire bir uyuşmadığı görülmüş olup, kullanılan morfolojik karakterlerin analiz edilen mtDNA genlerine kısmen yansımadığı tespit edilmiştir. Dactylopteridae familyası üyesi D. volitans ve Peristediidae familyesı üyesi P. cataphractum türlerinin morfolojik ve genetik sonuçlarının benzer olduğu ve Triglidae familyası türlerinden çok farklı olduğu tespit edilmiştir. Türkiye denizlerinde bulunan C. lucerna türüne ait populasyonlarının genetik analizinde sadece Marmara populasyonunun diğer Ege ve Akdeniz populasyonlarından farklı çıktığı gözlenmiştir. Morfolojik analizde, genetik sonuçlardan farklı olarak sadece Karadeniz populasyonunun morfolojik olarak çok farklı olduğu görülmüştür.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Akgöl, Oğuzhan (Yürütücü); Muharrem Karaaslan (Araştırmacı); Emin Ünal (Araştırmacı); Furkan Dinçer (Araştırmacı); Zafer Özer (Araştırmacı); Selda Canbaz (Bursiyer); Olcay Altıntaş (Bursiyer); Elif Eda Dalkılınç (Bursiyer);
    Publisher: TUBİTAK
    Country: Turkey

    MTM?ler dogada bulunmayan, negatif kırılma gibi ayrıcalıklı ve egzotik özelliklere sahip periyodik yapıda tasarlanmıs EM malzemelerdir. MTM?lerin sunmus oldugu en önemli özelliklerinden birisi, EM dalganın polarizasyonunu degistirerek optiksel etkinligi ve aktiviteyi saglamasıdır. Böylece EM dalganın istenilen sekilde yönlendirilmesi, polarize edilmesi ve kontrol edilebilmesi gerçeklestirilebilmektedir. Günümüzde MTM?ler ile görünmezlik pelerini (cloaking), süper lens, anten, kalkanlama (absorber) ve sensör gibi savunma sanayi için büyük önem arz eden çalısmalar yapılabilmektedir. Ayrıca MTM?lerin bu ve benzeri uygulamalar için pratik olarak çok sayıda avantaj sundugu (EM özelliklerinin kullanılması ile) bilim insanlarınca kanıtlanmıstır. Bu proje kapsamında ise MTM ile tek bir yapıda hem yogunluk sensörü (hassasiyet oranı, %99) hem de mükemmel sinyal emilimi (%99) gerçeklestirebilen entegre bir algılayıcının tasarımı ve üretimi gerçeklestirilmistir. MTM?lerin dogada bulunan malzemelere entegrasyonu ile sunmus oldugu optiksel aktivite, polarizasyon kontrolü, elektrik alan ve manyetik alan arasında cross-coupling (çapraz-etkilesim) etkisi gibi EM özellikler MTM?li malzemelerin yüksek verim ve kazanç degerine sahip olmasını saglamaktadır. MTM?lerin bu özelliklerinin kullanımı ile yüksek hassasiyete sahip bir entegre algılayıcının tasarlanması gerçeklestirilmistir. Çünkü MTM?lerin gösterdigi egzotik EM özellikler ile algılayıcıda kazanç, hassasiyetinin arttırılması, elektriksel yapı boyutlarının azaltılması gibi birçok önemli avantajlar elde edilebilmektedir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Oğuzhan Akgöl (Yürütücü); Şekip Dalgaç (Bursiyer); Mustafa Tunahan Başar (Bursiyer); Serap Kiriş (Bursiyer);
    Publisher: TUBİTAK
    Country: Turkey

    Gerçekleştirilen bu projede ülkemizde yaygın olan kaçak rakı üretiminin tespitine dayalı metamalzeme tabanlı iletim hattı sensör tasarımları ortaya konulmuştur. Tasarlanan bu sensörlerde kullanılan yöntem ise dielektrik sabiti değişimine bağlı olarak sensörün kapasitif değerinde değişimlerin meydana gelmesiyle rezonans frekanslarında lineer kaymalar meydana getirmesiyle açıklanabilir. Kaçak rakı tespitine ve proje hedeflerine bağlı kalınarak 2 farklı çalışma yapılmıştır. İlk çalışmada ülkemizde en çok tüketilen orijinal bandrollü 4 farklı rakı çeşidinin elektriksel açıdan benzer özellik gösterdiğini kanıtlamak için dielektrik sabiti değerleri ölçülmüştür. Buna ek olarak orijinal marka 1 isimli rakı numunesinin içerisine metanol katılarak metanol-orjinal rakı karışımları oluşturulmuş böylelikle rakı numuneleri içerisindeki metanol derişimi tespit edilmesine yönelik bir çalışma yapılmıştır. Böylelikle orijinal bandrollü rakıların elektriksel açıdan benzer özellik taşıdığına ve içerisine methanol eklenmesi durumunda bunun sensör yardımıyla tespit edilebileceği ortaya konulmuştur. 2.çalışmada ise belirli oranda etanol-su ve metanol-su derişimleri oluşturulmuştur. Oluşturulun bu karışımların dieletkrik sabitleri ölçülmüş ve derişim tespit eden bir sensör tasarımı yapılmıştır. Bir diğer çalışmada ise evlerde amatörce üretilen boğma rakılarıdaki metanol zehirlenmesini önüne geçebilmek için bir çalışma yapılmıştır. Boğma rakıyı temsil etmesi açısından alkol miktarı %45?te tutularak su-etanol karışımı içerisine çok küçük miktarlarda metanol katılarak karışımlar oluşturulmuş ve oluşan bu karışımdaki metanol miktarı tespit edilmiştir. Ve buna ek olarak methanol zehirlenmesinin tespit etmek amacıyla etanol içerisine çok düşük oranlarda metanol katılmış, etanol içerisinde metanol tespiti yapılmıştır.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Yurtseven, Müslüm;
    Publisher: Kütüphane İSTE - BKM
    Country: Turkey

    Kütüphane İSTE – BKM Bilgi Kaynak ve Araçları, kullanıcıların bilimsel araştırma sürecine rehberlik etmesi ve tek merkezden kaynakları görüntülemesi amacıyla hazırlanmıştır.

  • Other research product . Other ORP type . 2019
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Yurtseven, Müslüm;
    Publisher: ANKOSLink2019
    Country: Turkey

    2018 yılı küresel ekonomideki konjonktürel dalgalanmalar, Türkiye’de kütüphane bütçelerini doğrudan etkilemiştir. Döviz kurlarında yaşanan sarsıcı ve öngörülemeyen yükseliş, bütün kütüphane türlerini etkilese de bu süreçte üniversite kütüphanelerinin diğer kütüphane türlerine göre daha çok etkilendiği bilinen bir gerçekliktir. Üniversite kütüphaneleri, konjonktürel dalgalanmalara bağlı olarak, 2018 yılında abone oldukları veri tabanları ödemelerinde bir hayli zorlanmış, bu durum kaçınılmaz olarak kütüphanelerin önümüzdeki yıllar için birtakım aksiyonlar almasını zorunlu kılmıştır. Tahmin edileceği üzere alınacak aksiyonlardan biri de abone kaynaklarda daralmaya/küçülmeye gitmek olacaktır. Bir yandan veri tabanı aboneliklerinin mutlak sürdürülmesini talep edecek kullanıcı kitlesi öte yandan reel bütçe olanakları, akademik camia açısından kaçınılmaz öncelik çatışmasını beraberinde getirmekte ve kütüphane(ci)leri epeyce bir zorlamaktadır. “Döviz kurlarında öngörülemeyen yükselişin, Türkiye’de üniversite kütüphanelerinin hizmet trafiğine etkisi” başlı başına bir araştırma ve tartışma konusu olsa da kullanıcı gereksinimleri doğrultusunda sürüdürülebilir hizmet geliştirmeyi amaçlayan üniversite kütüphaneleri, kuşkusuz ki döviz kurlarına bağlı olarak daraltılmış reel bütçe olanaklarını göz önünde bulundurmak durumundadır. ANKOSLink2019: Dijital Küreselleşme ve Sürüdürülebilir Kütüphaneler konferansında sunulan poster çalışmasıdır.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Yurtseven, Müslüm;
    Publisher: Kütüphane İSTE - BKM
    Country: Turkey

    10 Adımda Tez Hazırlama Kılavuzu, İçerik kompozisyonu kütüphane danışma hizmetleri doğrultusunda, lisansüstü öğrencilerin tez hazırlama sürecine rehberlik etmesi amacıyla hazırlanmıştır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Mehmet Arda Tonay (Yürütücü); Ayhan Dede (Araştırmacı); Ayaka Amaha Öztürk ( Araştırmacı); Erdem Danyer ( Araştırmacı); Işıl Aytemiz Danyer ( Araştırmacı); Bayram Öztürk (Danışman); İbrahim Raşit Bilgin (Danışman); Begüm Uzun (Bursiyer);
    Publisher: TUBİTAK
    Country: Turkey

    Türkiye denizlerinde en sık gözlenen Cetacea takımına ait 3 yunus türü; afalina (Tursiops truncatus), tırtak (Delphinus delphis) ve mutur (Phocoena phocoena)?dur. Afalina ve tırtak türleri tüm denizlerimizde, mutur ise çogunlukla Karadeniz?de, Türk Bogazlar Sistemi (TBS)?nde ve ender olarak Ege Denizi?nde dagılım göstermektedir. Projenin saha çalısmalarında, karaya vuran yunuslar için Batı Karadeniz?de kumsallar aylık olarak taranmıs, Güney Marmara ve ilk defa Kuzey Ege (Saroz Körfezi)?de karaya vuran deniz memelileri hakkında mevsimsel periyodik izleme çalısması yapılmıstır. Saha çalısmaları ve ihbarlar ile toplanan örneklerden ve son 15 yılda Türkiye kıyılarında örneklenmis yunus dokularından DNA örnegi izole edilerek, 3 tür için mitokondriyal DNA (mtDNA) ve mutur için çekirdek DNA?sı (ddRAD Dizileme) belirteçleri kullanılarak türlerin genetik yapıları incelenmistir. Toplam 186 adet mtDNA dizisi (Afalina: 74, Tırtak: 38, Mutur: 74) ve 55 adet mutur bireyinin RAD veri seti elde edilmistir. Elde edilen verilerle Türkiye?deki popülasyonlar kendi içerisinde ve diger dünya denizlerindeki popülasyonlar ile karsılastırılmıstır. Ayrıca, mtDNA analizleri sonuçlarına bakılarak Marmara Denizi?nde izole bir popülasyonu oldugu tahmin edilen mutur örneklerinin çekirdek DNA analizleri yapılmıs ve mtDNA sonuçları yeni nesil bir dizileme yöntemi olan ddRAD dizileme sonuçları ile karsılastırmalı olarak degerlendirilmistir. ddRAD dizileme yöntemi, Türkiye?de TBS ve Ege Denizi?nde yasayan bir canlı türünün genetik yapısının belirlenmesinde ilk defa kullanılmıstır. Proje sonuçlarına göre, Afalina için 10 tanesi yeni olmak üzere 15, Tırtak için 9 tanesi yeni olmak üzere 14, mutur için ise 2 tanesi yeni olmak üzere 10 farklı mtDNA haplotipi varlıgı ortaya çıkarılmıstır. Üç tür için haplotip ve nükleotid çesitliligi hesaplanmıstır. Ulusal ve uluslararası anlasmalar ile koruma altında olan üç Cetacea türünün koruma stratejileri için öneriler getirilmistir. Karadeniz?deki afalinalar ile diger popülasyonlar arasında genetik fark bulundugundan ve Karadeniz?de haplotip çesitliligi düsük oldugundan bu bölgedeki popülasyonun çevresel kosullara, hastalık vb. gibi etkenlere daha duyarlı oldukları söylenebilir. Bu nedenlerden dolayı Karadeniz?deki afalinalar için ayrı ve hassas bir koruma stratejisi belirlenmelidir. Afalina ile aynı familyadan olan tırtaklar için, Karadeniz?deki, TBS?deki ve Dogu Akdeniz'deki haplotip ve nükleotid çesitlilik degerlerinin Atlantik popülasyonu ile karsılastırıldıgında daha düsük bulunması da Atlantik popülasyonlarının Akdeniz'e ve Karadeniz'e yayıldıgını fikrini desteklemektedir. Mevcut bilgiler ısıgında ise türün koruma stratejine yardımcı olması açısından, uzun mesafe kat edebilen bir açık deniz yunus türü olan tırtakların göç yolları, özellikle Karadeniz ile Akdeniz arasında bir koridor ve beslenme alanı olan, TBS sisteminin korunması önem arz etmektedir. Tür koruma stratejisi açısından, muturların ise tesadüfi aga yakalanmasına karsı önlemlerin alınmasının bir an önce baslatılması ve/veya TBS?de dip uzatma agları ile yapılan balıkçılıgın sınırlandırılması önerilmektedir. Ayrıca bu türler için daha yaygın ve daha fazla örnekle genetik çalısmaların devam ettirilmesi gerekmektedir. Genetik çesitliligin korunması türlerin degisen çevre kosullarına uyum saglama noktasında, uyarlanımsal potansiyelin korunması konusunda da önemlidir. Bu çesitliligin ortaya konması da ancak bu çalısma gibi daha fazla çalısmanın desteklenmesi ile elde edilebilecektir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Funda Turan (Yürütücü); Meltem Eken (Araştırmacı); Gül Özyılmaz (Araştırmacı); Serpil Karan (Bursiyer); Haluk Uluca (Bursiyer);
    Publisher: TUBİTAK
    Country: Turkey

    Bu çalışma ile, Asi Havzası?nın ana kolu olan Asi Nehri?nde, biyogösterge tür karabalık Clarias gariepinus?de solungaç ve karaciğer dokusunda Komet Analizi ile olası DNA hasar düzeyinin tespit edilmesi ve türde ve suda ağır metal gibi toksik kimyasalların seviyelerinin ölçülerek, kirletici seviyeleri ile DNA hasarı arasındaki ilişkinin anlaşılması, bununla birlikte biyogösterge türde oluşan oksitatif strese bağlı gelişen fizyolojik cevap ve DNA hasarı arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmada; Asi Nehri?nin Demirköprü, Samandağ ve referans noktası Karasu Çayı?nda, bir yıl süreyle mevsimsel su ve balık örneklemeleri yapılmıştır. Karabalıkların solungaç ve karaciğer dokularında COMET analizi ile DNA hasarı, karaciğer ve kas dokularında ağır metal ölçümleri ile süperoksit dismutaz (SOD), Katalaz (CAT) ile protein, malondialdehit (MDA) düzeyleri ve son olarak su örneklerinde ağır metal ölçümleri yapılmıştır. Karabalık?ın incelenen dokularındaki ağır metal derişimlerinin metale, dokuya ve suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerine bağlı olarak değişim gösterdiği saptanmıştır. Karabalık?ın başlıca tüketilebilir kısmını oluşturan kas dokusundaki Cd ve Pb derişiminin belirlenen tüm istasyonlarda, ulusal ve uluslararası kabul edilebilir aralığın üstünde olduğu belirlenmiştir. COMET analizi sonucu, mevsimselgenel anlamda her iki dokuda da hasar düzeyi en yüksek bölge, % 3,345±0,521 kuyruk yoğunluğu (%T-DNA), 1,548±0,069 µm kuyruk momenti ve 6,892±0,234 kuyruk göçü ile Samandağ istasyonunda tespit edilmiştir. İlkbahar mevsimi karaciğer CAT düzeyleri tüm istasyonlarda istatistiki olarak farklı iken, kas dokularında farklılık gözlenmemiştir. Karabalık Karaciğer ve kas dokularında genel olarak SOD aktivitesinin en yüksek gözlendiği istasyon Demirköprü ve en düşük Karasu istasyonu olmuştur. MDA düzeyi Samandağ istasyonunda en yüksek, Karasu istasyonunda ise en düşük olduğu belirlenmiştir. Pearson Korelasyon analizi sonucunda, fiziko-kimyasal parametreler ile DNA hasarı arasında anlamlı bir ilişki gözlenmezken, ağır metallerden suda tespit edilen Cd, Cr, Ni, Pb, Co ve Cu ile pozitif güçlü bir korelasyon tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Asi Nehrinde biyoindikatör Karabalıkta komet analizinin alıcı ortamlardaki genotoksik kirleticilerin taranmasında kullanışlı bir izleyici olabileceği söylenebilir.

Send a message
How can we help?
We usually respond in a few hours.