Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
24,352 Research products, page 1 of 2,436

  • Publications
  • Other research products
  • TR
  • Turkish
  • Ege University Institutional Repository

10
arrow_drop_down
Relevance
arrow_drop_down
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Yıldız, Önem;
    Publisher: Fen Bilimleri Enstitüsü
    Country: Turkey

    Yeni hücresel şebekeler, sadece ses hizmetlerini değil, multimedya uygulamalarını da desteklediğinden, yüksek hızda güvenilir veri iletimi gerekliliği sistemin üzerinde büyük bir yük oluşturmaktadır. LTE/LTE-A teknolojileri bu yükü hafifletse de, sistemlerdeki mevcut radyo kaynaklarının yetersizliği sebebiyle kaynakların etkin bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Bunun için, baz istasyonunun MAC katmanında bulunan çizelgeleyici, kullanıcılara yapılan kaynak tahsisi konusunda önemli bir role sahiptir. Bu tez kapsamında, fullbuffer model için MAS algoritması ve kullanıcılardan gelen trafik karakteristiklerini dikkate alan E-MAS algoritması tasarlanmıştır. Literatürde fullbuffer model için tasarlanmış olan "RR" ve "B-CQI" algoritmalarına ek olarak, gerçek yaşama uygun olan "RR Trafik" ve "B-CQI Trafik" algoritmaları da performans değerlendirmeleri için ele alınıp, algoritmalar ortalama ve kenar kullanıcı verimliliği, sistem adilliği ve BLER performans ölçütleri açısından karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Simülasyon sonuçları incelendiğinde, MAS ve E-MAS algoritmalarının, kullanıcılar arasında kaynakları adil bir şekilde dağıtırken, verimlilik ölçütü için maksimizasyon sağladığı görülmüştür. Ayrıca yüksek kullanıcı hızlarına karşı da güvenilir ve sürekli bir performans sağlayarak kendisini ön plana çıkarmıştır. As new cellular networks support not only voice services but also multimedia applications, the requirement of reliable data transmission at high speed creates a heavy load on the system. While LTE / LTE-A technology alleviates this load, it is necessary to manage resources effectively because of the inadequacy of existing radio resources in the systems. Thus, the scheduler at the MAC layer of the base station plays an important role in resource allocation to the user. In this thesis, the MAS algorithm for the full-buffer model and the E-MAS algorithm considering the traffic characteristics from the users were designed. In addition to the "RR" and "B-CQI" algorithms designed for the full-buffer model in the literature, "RR Traffic" and "B-CQI Traffic" algorithms which are suitable for real life were also handled for performance evaluations and algorithms have been analyzed comparatively in terms of mean and edge user throughput, system fairness and BLER performance measures. When the simulation results are examined, it has been seen that MAS and E-MAS algorithms maximize the throughput performance measure while distributing the resources fairly among the users. It also brings itself to the forefront by providing reliable and continuous performance against high user speeds.

  • Publication . Article . 2014
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Türkmen, Fikret; Türker, Ferah;
    Country: Turkey

    Demirin özelliklerinin ve ateşle ilişkisinin keşfedilmesi, sayısız inançların doğmasına sebep olmuştur. Demiri işlemek özel bir yetenek olarak düşünülmüş, bu yüzden de demirciler daha maharetli ve üstün insan muamelesi görmüştür. Demirin eritilerek işlenmesi ayinlere ve büyüsel işlemlere konu olmuş, mitolojiden günümüzün modern edebî türlerine kadar işlenmeye devam etmiştir. Türkler şamanların kutsallığı ile demiri birleştirmişler, silahlarda, başlıklarda, giysilerde, hatta toponomik olarak da demiri ön plana çıkarmışlardır. Mesela Altaylarda kutsal dağlar ve bu dağların eteklerinde dolaşan kurtlar pek çok alegorik efsanelerin doğmasına sebep olmuştur. Bu dağlar, demir dağlardır. Demirciler de bu madene hükmettikleri için kutsal sayılmışlardır. Sertliği ile çok sevilen ve güç sembolü haline gelen demirle ilgili inanmalar doğumdan ölüme kadar pek çok alanda inanç konusu olmuştur. Hatta kılıç üzerine ant içmek "Gök girsin kızıl çıksın" sözü ile pekiştirilmiştir. Koruyucu ve dileklerin kabul edilmesi için ayrı bir gücü olduğuna inanılan demir, diğer taraftan da savaşın ve kötülüğün aracı olarak görülmüştür. Yani düalist bir güçtür Finding out the properties of the iron and its relation with the fire has brought about numerous beliefs. Puddling iron was considered as a special talent; therefore blacksmiths were treated as if they were more skillful and superior from the others. Iron melting process was the subject of ceremonies and magical rituals, and also it has been kept puddling up to today's modern literary genres form mythology. the Turks combined iron with the sanctity of the shaman and used it in weapons, helmets and costumes, and were highlighted even as toponym. For instance, the sacred mountains and the wolves in its hillsides were led to the emergence of many legends. These mountains were the iron ones. Iron, which is a symbol of power, has been the subject of faith from birth to death. Moreover swearing on sword is enforced with utterance "Gök girsin kızıl çıksın". It is believed that iron is protective and has a power for the adoption of wishes. on the other hand it is seen as a tool of wars and evil. Thus it's a dualistic power

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    İlhan, Tuğba;
    Publisher: Ege Üniversitesi
    Country: Turkey

    Bu çalışmada, 2 farklı turşuluk hıyar çeşidinde (Ekol ve Vertina) farklı gübre, bitki gelişimi düzenleyici ve meyve tutturucu ticari preparat kombinasyonlarının verim ve kalite üzerine olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Toprak analiz sonucuna uygun gübreleme ile uygulamaya ek olarak yapılan yapraktan kalsiyum ve bor içeren gübreler ve bitki gelişimi düzenleyicisi Flora-x ile meyve tutturucu Full Crop-Set?ten yararlanılmıştır.Çalışma 2012 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında, Afyonkarahisar ili Beyyazı kasabasında çiftçi bahçesinde yürütülmüştür. Her parsele 30 bitki dikilmiş ve uygulamalar çiçeklenme başlangıcı, çiçeklenmeden 20 gün sonra ve çiçeklenmeden 40 gün sonra olmak üzere üç ayrı dönemde yapılmıştır.Denemede yetiştiricilik periyodunu temsilen Temmuz ve Ağustos aylarında yapılan hasatlarda meyve boyu, meyve çapı, meyve ağırlığı, meyve tutumu, meyve kabuk rengi, meyve iç boşluğu oranı, bitki ve dekar başına meyve adedi, bitki ve dekar başına verim parametreleri belirlenmiş. Uygulamaların meyve kalite özellikleri üzerine etkisi her meyve sınıfı için (1., 2., 3. ve 4. boy) ayrı ayrı incelenmiştir.Çalışmada toprak gübrelemesi + Full Crop-Set + Yapraktan Ca uygulaması özellikle elde edilen verim değerleri bakımından birinci sınıf meyvelerde birim alan verimini artırdığı belirlenmiştir. Uygulamalar açısından çeşitler arasında önemli bir fark saptanmamıştır. This study was carried out to determine the effects of different fertilizers, plant growth regulators and a commercial preparation combination as fruit set on yield and quality of two different pickling cucumber cultivar (Ekol and Vertina) cultivators. In addition according to the analytical result of the soil chemical composition a commercial fertilizer was applied. Furthermore a calcium and boron-containing fertilizers, Flora-x as a plant growth regulator and Full Crop-Set as a fruit set were applied to plant foliage.The study was carried out on July-August 2012 in the farms of Beyyazı village which is incident to Afyonkarahisar city. Each plot were sown with 30 plants and the applications were made in three separate periods started at the beginning of flowering, 20 days after flowering and 40 days after flowering.July-August which represented the highest cultivation period of the harvests in the experiment; fruit length, fruit diameter, fruit weight, fruit set, fruit peel color, fruit internal space ratio, the number of fruit per plant-hectare and yield were evalvated. In addition, the effect of treatments on fruit guilty were evaluated for each fruit size and quality features were examined separately.In this study, soil fertilizer application+ Full Crop-Set + Ca foliage application has increased the yield per unit area especially in the 1. length of fruit. There were also insignificant differences between varieties in terms of applications. 83

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Sarıyıldız, Seda;
    Publisher: Ege Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü
    Country: Turkey

    Bu tezin amacı bira mayşe atığı ve atık gofret yaprağı substrat olarak kullanılarak, katı kültür fermantasyon tekniği ile Monascus purpureus küfünden mikrobiyal pigment üretimidir. Bira mayşe atığı bira üretim sürecinde büyük miktarda açığa çıkmakta ve genellikle hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, yüksek besin değerine sahip olan bira mayşe atığı ve gofret üretim tesislerinde açığa çıkan ve değerlendirilemeyen kırılmış, ufalanmış, yanlış kesilmiş gofret yaprağı parçaları kullanılarak, Monascus purpureus ile renk pigmenti üretimi gerçekleştirilmiştir. Katı kültür fermantasyon yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen denemelerde en yüksek pigment üretimi 1:4 (g/g) oranında karıştırılmış bira mayşe atığı ve gofret yaprağı ile elde edilmiştir. Tez kapsamında katı kültür fermantasyonunda önemli faktörler olan nemlendirme sıvısı içeriği, başlangıç nem oranı, başlangıç pH, aşı hacmi ve inkübasyon sıcaklıklarının optimizasyonu gerçekleştirilmiştir. Monosodyum glutamat, mineral tuz çözeltisi ve saf su nemlendirme içerikleri olarak test edilmiştir. % 50 ile % 90 arasında değişen başlangıç nem oranlarının, pH 5.5 'dan 8.5 'a değişen başlangıç pH değerlerinin, 0.5 mL ile 4 mL arasındaki aşı hacimlerinin ve 26°C ile 32°C arasındaki sıcaklıkların Monascus pigment sentezi üzerine etkileri incelenmiştir. Denemelerde en yüksek pigment sentezi, MSG ve mineral tuz çözeltisi birlikte kullanıldığında elde edilmiştir ancak işlem maliyetini düşürmek için sonraki denemelerde nemlendirme içeriği olarak benzer sonuçlar elde edilen saf su kullanılmıştır. Pigment üretimi için optimum koşullar olan %85 başlangıç nem oranı ve başlangıç pH 7.5 değerinde, 1:4 (g/g) oranında bira mayşe atığı ve gofret yaprağı tozu, 3 mL hacmindeki aşı ile inokule edilmiş ve 28°C 'de fermantasyona bırakılmıştır. Söz konusu optimum koşullarda en yüksek pigment konsantrasyonu olan 59.55±1.85 AU500 / g değeri fermantasyonun 9. gününde elde edilmiştir. Bu çalışma, Monascus pigmentinin bira mayşe atığı ve atık gofret yapraklarının substrat olarak kullanılarak, katı kültür fermantasyon tekniği ile üretiminin gerçekleştirildiği ve fermantasyon koşullarının optimize edildiği ilk çalışmadır. The object of this study is to produce microbial pigment from Monascus purpureus by solid-state fermentation using brewers' spent grain and waste wafer sheets as substrate. Brewers' spent grain is generated in large quantities in the brewing process and is often used as low-value animal feed. Waste wafer sheets are broken, crumbled, and wrongly cut wafer sheets that can not be evaluated economically in wafer production facilities. Our results showed that the best pigment yield was found with brewers' spent grain and wafer sheet mixed in a ratio of 1:4 (w/w) when used as a substrate for pigment production. Moistening agent, initial moisture content, initial pH, inoculum size, and incubation temperature, which are essential factors in solid-state fermentation, were optimized for maximum pigment synthesis. Monosodium glutamate, mineral salt solution, and deionized water have been tested as moistening agents. The effect of initial moisture content (50-90%), pH 5.5-8.5, inoculum size (0.5 mL-4 mL) and temperature (26-32°C) on Monascus pigment synthesis have been examined. Although the best pigment yield was obtained when MSG and mineral salt solution were used together, deionized water which gave similar pigment yields was used as moistening agent to decrease the process cost. The solid-state fermentation of brewers' spent grain and waste wafer sheets was carried under the optimized conditons of 85% initial moisture content, initial pH 7.5, inoculum size of 3 mL at 28°C. The highest red pigment yield of 59.55 ± 1.85 AU500 / g was obtained at the the 9th day of fermentation. This is the first study that uses solid-state fermentation technique in Monascus pigment synthesis using brewers' spent grain and waste wafer sheets as substrate.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Öztan, Funda;
    Publisher: Ege Üniversitesi
    Country: Turkey

    Bu araştırma substrat kültürü kültürü ile hıyar yetiştiriciliğinde, besin kaynağı olarak organik gübre kullanımı, topraksız tarımda geleneksel besleme yöntemi olan inorganik gübre kaynaklı besin çözeltisi kullanımı ile karşılaştırmak amacıyla 2000 yılı sonbahar (24 Ağustos-18 Aralık) ve 2001 yılı ilkbahar (18 Mart-3 Temmuz) dönemlerinde yürütülmüştür. Denemede incelenen parametreler bitki gelişimi,verim, kalite, yaprakların element içeriği, bitki su tüketimi ve atılan çözeltinin element içeriği şeklinde özetlenebilir. Topraksız tarım tekniği olarak açık sistem kullanılan araştırmada organik gübre kaynağı olarak tavuk gübresinden faydalanılmıştır. Sonbahar döneminde, deneme Bölünen Bölünmüş Parseller deneme desenine uygun olarak üç tekrarlı düzenlenmiştir. Ana parsellere çeşitler (1.Armda, 2. Gordion), alt parsellere gübre uygulamalrı (1. inorganik besin çözeltisi, 2. organik gübre), minik parsellere ise substratlar (1. 3:1perlit+zeolit; 2,1:1 perlit+zeolit, 3. 3:1 tüf+zeolit ve 4. 1:1 tüf+zeolit) yerleştirilmiştir. Organik gübre uygulamsında; bitki gelişimi, verim, yaprakların element içeriği ve bitki su tüketiminin; inorganik besin çözeltisiuygukamsına kıyasla azaldığı ve toplam verimdeki (4833-3750=1083 g/bitki) %22.4 düzeyinde olduğu saptanmıştır. Ancak drenaj çözeltisinin element içeriği dikkate alındığında, organik gübre kullanımının atık element miktarını önemli derecede azalttığı, dolasıyla açısından daha duyarlı bir uygulama olduğu sonucuna varılmıştır. Toplam verime çeşit ve substratın esas etkisi önemli bulunmamıştır. Organik gübreleme uygulamsında, Armada'nın Gordion'a, perlitli karışıların da tüflü karışımlara kıyasla verimi arttırdığı sonucuna varılmıştır. İlkbahar döneminde deneme, 3 tekrarlı ve iki faktörü olarak bölünmüş parseller düzeninde kurulmuştur. Ana parsellere gübreleme (1. inorganik besin çözeltisi, 2. katı organik gübre, 3. organik besin çözeltisi), alt parsellere ise substratlar (1. 3:1 perlit+zeolit, 2 1:1 perlit+zeolit, 3. 3:1 tüf+zeolit ve 4. 1:1 tüf+zeolit) yerleştirilmiştir. Denemede Armada çeşidi kullanılmıştır. İnorganik besin çözeltisi uygulamasına (5675 g/bitki) kıyasla, veriminin organik besin çözeltisi uygulamasında (5054 g/bitki) %10.9, katı organik gübre uygulamasında (3897 g/bitki) ise %31.3 oranında azaldığı saptanmıştır. Perlitli karışımların tüflü karışımlara verimi ve bitki su tüketimini arttırdığı saptanmıştır. Organik besin çözeltisinin inorganik besin çözeltisine alternatif olabileceği sonucuna varılmıştır.

  • Publication . Article . 2011
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Fidan Yıldız; Mustafa Sever; Nuray Kömüs; Eyüp Uçan Sabri; Oya Sivrikoz;
    Country: Turkey

    A sixty-four year old male patient came to the emergency service with a haemoptysis complaint for which his postero-anterior chest X-Ray and computerized thorax tomography had no pathological findings. To find the origin of the haemoptysis, indirect laryngoscopy and endoscopy inspections were made. However, there was no pathology found on these inspections. At fiberoptic bronchoscopy a lobulated, white lesion approximately 0.5 cm in diameter was found at the entrance of left lower lobe anterior segment. The lesion was removed by forceps biopsy resection. The pathological inspection of this lesion resulted in a diagnosis of endobronchial papilloma. Examination of this biopsy with HPV DNA gave negative result. To plan his treatment, we examined the patient 2 weeks and 6 months later. He had no complaint and his bronchoscopic inspection had no pathological findings. We decided to examine him periodically. The endobronchial solitary papilloma is a rare benign tumor of the bronchus but we must be careful about smokers since this benign lesion may become malignanat. Hemoptizi yakınması ile acil servise başvuran 64 yaşındaki erkek hastanın postero-anterior akciğer grafisi ve bilgisayarlı toraks tomografisi normaldi. Hemoptizi odağını bulmak için indirekt laringoskopik ve endoskopik muayeneleri yapıldı, ancak herhangi bir patoloji saptanmadı. Fiberoptik bronkoskopisinde, sol alt lob anterior segment giriminde beyaz renkte, lobüle, yaklaşık 0.5 cm çapında bir lezyon görüldü. Lezyon, forceps biopsi ile tamamen rezeke edildi. Biyopsi materyallerinin patolojik incelemesi sonucu endobronşial papillom tanısı konuldu. Materyalin HPV DNA incelemesinde HPV negatif saptandı. Hastanın tedavisini planlamak ve kontrol etmek amaçlı 15 gün sonra ve 6. ayda yaptığımız muayenelerinde hemoptizi şikayeti saptanmadı ve bronkoskopileri normaldi. Hasta periyodik izleme alındı. Endobronşial soliter papillom, bronşun oldukça nadir görülen benign bir tümörüdür. Ancak, özellikle sigara içenlerde malignite gelişebileceği unutulmamalı ve yakın takibi yapılmalıdır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Özge Ata; Şebnem Tavman;
    Country: Turkey

    Kolajen, memelilerde en bol bulunan proteindir. Gida, ilac, kozmetik ve deri endustrisinde yaygin olarak kullanilan kolajen, ticari olarak, domuz ve sigir gibi memelilerin yan urunlerinden elde edilmektedir. Simdiye kadar tespit edilen en az 20 farkli kolajen tipi vardir. Vucuttaki kolajenlerin cogu tip 1, tip 2 ve tip 3 grubuna aittir. Kolajen ozellikleri, uygulanan on islem ve ekstraksiyon yontemine gore degismektedir. Tuzla cokturme, asitle hidroliz ve enzimatik hidroliz yontemleri kolajen ekstraksiyonu icin kullanilmaktadir. Bununla beraber, son yillarda yapilan calismalar, ultrason kullaniminin ekstraksiyon verimini artirmada etkili oldugunu gostermistir. Bu derlemede, on islemlerin ve farkli ekstraksiyon yontemlerinin kolajen verimine etkisi ile ilgili yapilan calismalar incelenmistir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Köse, Füsun;
    Publisher: Ege Üniversitesi
    Country: Turkey

    Halk Oyunları, halkın içinde bulunduğu toplumun yaşam biçimi ile şekillenir. İnsanların doğumundan ölümüne kadar geçen sürenin her döneminde yarattığı maddi ve manevi ürünler halk oyunlarının konusunu oluşturmaktadır. Biz bu çalışmamızda Kaşık Oyunlarıʼnın kapladığı alan içerisinde tür özellikleri, giysisi, müziği, çalgısal özellikleri açısından bilgi vermeye çalıştık. Konunun genişliği, zorluk derecesi, karmaşıklığı ve yeterince kaynak olmaması nedeniyle kesin sonuçlar getirmenin zor olduğunu söyleyebiliriz. Elde ettiğimiz veriler doğrultusunda Halk Oyunlarında tür ve biçim kavramlarını, Halk Oyunlarında bu güne kadar yapılan sınıflandırma çalışmalarını, Halk kültürü içinde kaşık ve kaşık oyunlarını, Kaşık Oyunlarının coğrafik dağılımını vermeye çalıştık. Kaşık oyunları hakkında alan uzmanı kişilerin görüşlerine yer vererek konu ile ilgili olarak birleştikleri ve ayrıldıkları noktaları tespit etmeye çalıştık. Elde edilenleri sonuç bölümünde aktardık. Kaşık oyunları ile ilgili olarak özetle, genelde türkülü oyunlar olduğunu, ezginin sözlü kısımlarında gezinlemeleri bulunduğunu, nakarat kısımlarında metronomun hızlandığını, oyun içinde ani çökmelerin görüldüğünü, alaca (kadın-erkek) oynanan oyunlar olduğunu, oyunda kişisel becerilerin sergilendiğini, 2/4, 4/4, 8/8, 9/16, 9/8ʼlik gibi oyun havaları ile oynandığını, eşlik sazlarının genelde kabak kemane, sipsi, cura, bağlama, klarinet, kaşık, kemane, davul, zilli maşa, kucak davulu olduğunu söyleyebiliriz. Halk oyunlarımızı bilimsel bir zemine oturtmak oyunlarımızın yozlaşıp yok olmaya mahkum edilmemesi alanda yapılacak çalışmalar ve analizlerle mümkündür. Bu tür çalışmaların çoğalması en büyük dileğimiz olacaktır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Karadeniz, Hakan;
    Publisher: Ege Üniversitesi
    Country: Turkey

    Çalışmamızda Mitomycin-C (MC) ve Lycorine (LYC) gibi bazı antikanser ilaçların DNA ile etkileşmesi, elektrokimyasal yöntemlerle; katı fazda, karbon pastası elektrodu (CPE) ve kalem gratif elektrot (PGE) kullanılarak incelendi. Bu maddelerin çift sarmal DNA (dsDNA) ve/veya polinükleotit ile etkileşmesi, diferansiyel puls voltametri (DPV) tekniği ile incelendi. Deneysel parametrelerdeki farklılık (incelenen madde veya ilaç konsantrasyonu, DNA konsantrasyonu, madde-DNA etkileşme süresi) DPV tekniğiyle ölçüm yapılarak incelendi; ayrıca tayin sınırı ve tekrarlanabilirlik parametreleri de incelendi. Değişik konsantrasyonlardaki LYCʼin hem katı fazda, hem de çözelti fazında dsDNA ve/veya polinükleotit ile etkileşmesi sonucunda, guanin ve adeninin yükseltgenme sinyaline dayalı yanıtta bir azalma görüldü. Bu değişim, DNAʼnın elektroaktif bazları olan guanin ve adenine ait yükseltgenebilen grupların kısmen hasar görmesi şeklinde yorumlanabilir. MCʼnin dsDNA ile etkileşiminde, hem DNAʼnın elektroaktif bazları olan guanin ve adeninin yükseltgenme sinyallerinde, hem de MCʼnin yükseltgenme sinyalinde bir azalma gözlendi. MCʼnin elektrot yüzeyinde DNA ile etkileşmesi sonrasında yanıtta gözlenen bu azalma, Mcʼnin DNAʼnın çift sarmal yapısını bozabileceği şeklinde yorumlanabilir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Çelikkol, Berk;
    Publisher: Ege Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü
    Country: Turkey

    Bu çalışmada iki farklı döner alet sistemi kullanılarak yapılan kanal tedavisi yenilenmesi işleminde, Er:Yag lazer ile aktive irigasyonun etkinliğinin çekilmiş dişlerde in vitro olarak incelenmesi amaçlandı. Çekilmiş alt çene premolar dişlerin kronları uzaklaştırılıp ProTaper Universal (Dentsply Maillefer, Ballaigues, İsviçre) F3 numaralı eğeye kadar genişletildi ve ardından ProTaper Universal F3 gütaperka ve AH Plus (Dentsply De Trey GmbH, Konstanz, Almanya) kanal patı ile dolduruldu. Örneklerin yarısına ProTaper Retreatment (Dentsply Maillefer, Ballaigues, İsviçre), diğer yarısına da Mtwo Retreatment(VDW, Münih, Almanya) kanal yenileme kitleri ile kanal dolgusu uzaklaştırma işlemi uygulandı. Her iki gruptaki örneklerin yarısına konvansiyonel irrigasyon, kalan yarısına da PIPS ile aktive irrigasyon uygulanarak toplamda dört çalışma grubu elde edildi ve kanal dolgusu uzaklaştırma etkinlikleri değerlendirildi. Örnekler iki parçaya ayrılarak stereomikroskop ile X8 büyütmede fotoğraflandı. Elde edilen kök görüntülerinin koronal, orta ve apikal bölümlerinde kalan artık miktarları yüzde olarak hesaplandı. İstatiksel değerlendirmelerde kanal yenileme tekniği grupları ve kök kanal bölgeleri için iki yönlü varyans analizi, her bir kök kanal bölgesi içerisinde kullanılan kanal yenileme teknikleri karşılaşatırılırken de tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. PIPS ucu kullanılarak Er:Yag lazer ile aktivasyon, konvansiyonel irrigasyona göre kanal dolgusu uzaklaştırmada daha etkili bulundu. ProTaper Retreatment ve Mtwo Retreatment döner aletleri arasında kanal dolgusu uzaklaştırma etkinliği açısından anlamlı fark bulunmadı. Kanal dolgusu artık miktarı büyükten küçüğe kökün sırasıyla apikal, orta ve koronal bölümünde görülmüştür ve aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır. Çalışmamızın sonuçları dahilinde kanal tedavisi yenilenmesinde kökün koronal ve orta bölümlerinde PIPS ucu kullanılan Er:Yag lazer ile aktive irrigasyonun düz kanallarda kanal dolgusu uzaklaştırmada etkin bir yöntem olarak kullanılabileceğini düşünmekteyiz. The aim of this study was to evaluate the efficacy of Er:Yag laser actived irrigation in extracted teeth on root canal retreatment process using two different rotary instrument systems. Extracted mandibular premolar teeth were decoronated and instrumented up to ProTaper Universal(Dentsply Maillefer, Ballaigues, Switzerland) F3 file, and then filled with ProTaper Universal F3 guttapercha and AH Plus (Dentsply De Trey GmbH, Konstanz, Germany)sealer. Root canal fillings were removed with ProTaper Retreatment(Dentsply Maillefer, Ballaigues, Switzerland) kit for half of the samples and Mtwo Retreatment(VDW, Munich, Germany) kit for the other half. Conventional irrigation was used to half of the samples in both groups and actived irrigation with PIPS was applied to the remaining half. Four study groups were obtained in total and root canal filling removal activities were evaluated. Samples were sectioned longitudinally and photographed with a stereomicroscope at 8X magnification. The percentage of remaining filling material on coronal, middle and apical canal walls was calculated. For statistical evaluation two-way analysis of variance for root canal retreatment technique groups and root canal regions was performed while one way analysis of variance was performed for root canal retreatment techniques used in each root canal region were encountered. Er:Yag laser activation with PIPS was more effective in removing canal filling material than conventional irrigation. There was no significant difference in canal filling removal efficiency between the ProTaper R and Mtwo R rotary kits. The amount of residuel filling material was seen in the apical, middle and coronal regions of root in the order of higher to lower, respectively, and the difference between them was statistically significant. According to the results of our study, we think that Er:Yag laser activated irrigation with PIPS can be used as an effective method for root canal filling removal in coronal and middle part of the root in endodontic retreatment.

Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
24,352 Research products, page 1 of 2,436
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Yıldız, Önem;
    Publisher: Fen Bilimleri Enstitüsü
    Country: Turkey

    Yeni hücresel şebekeler, sadece ses hizmetlerini değil, multimedya uygulamalarını da desteklediğinden, yüksek hızda güvenilir veri iletimi gerekliliği sistemin üzerinde büyük bir yük oluşturmaktadır. LTE/LTE-A teknolojileri bu yükü hafifletse de, sistemlerdeki mevcut radyo kaynaklarının yetersizliği sebebiyle kaynakların etkin bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Bunun için, baz istasyonunun MAC katmanında bulunan çizelgeleyici, kullanıcılara yapılan kaynak tahsisi konusunda önemli bir role sahiptir. Bu tez kapsamında, fullbuffer model için MAS algoritması ve kullanıcılardan gelen trafik karakteristiklerini dikkate alan E-MAS algoritması tasarlanmıştır. Literatürde fullbuffer model için tasarlanmış olan "RR" ve "B-CQI" algoritmalarına ek olarak, gerçek yaşama uygun olan "RR Trafik" ve "B-CQI Trafik" algoritmaları da performans değerlendirmeleri için ele alınıp, algoritmalar ortalama ve kenar kullanıcı verimliliği, sistem adilliği ve BLER performans ölçütleri açısından karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Simülasyon sonuçları incelendiğinde, MAS ve E-MAS algoritmalarının, kullanıcılar arasında kaynakları adil bir şekilde dağıtırken, verimlilik ölçütü için maksimizasyon sağladığı görülmüştür. Ayrıca yüksek kullanıcı hızlarına karşı da güvenilir ve sürekli bir performans sağlayarak kendisini ön plana çıkarmıştır. As new cellular networks support not only voice services but also multimedia applications, the requirement of reliable data transmission at high speed creates a heavy load on the system. While LTE / LTE-A technology alleviates this load, it is necessary to manage resources effectively because of the inadequacy of existing radio resources in the systems. Thus, the scheduler at the MAC layer of the base station plays an important role in resource allocation to the user. In this thesis, the MAS algorithm for the full-buffer model and the E-MAS algorithm considering the traffic characteristics from the users were designed. In addition to the "RR" and "B-CQI" algorithms designed for the full-buffer model in the literature, "RR Traffic" and "B-CQI Traffic" algorithms which are suitable for real life were also handled for performance evaluations and algorithms have been analyzed comparatively in terms of mean and edge user throughput, system fairness and BLER performance measures. When the simulation results are examined, it has been seen that MAS and E-MAS algorithms maximize the throughput performance measure while distributing the resources fairly among the users. It also brings itself to the forefront by providing reliable and continuous performance against high user speeds.

  • Publication . Article . 2014
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Türkmen, Fikret; Türker, Ferah;
    Country: Turkey

    Demirin özelliklerinin ve ateşle ilişkisinin keşfedilmesi, sayısız inançların doğmasına sebep olmuştur. Demiri işlemek özel bir yetenek olarak düşünülmüş, bu yüzden de demirciler daha maharetli ve üstün insan muamelesi görmüştür. Demirin eritilerek işlenmesi ayinlere ve büyüsel işlemlere konu olmuş, mitolojiden günümüzün modern edebî türlerine kadar işlenmeye devam etmiştir. Türkler şamanların kutsallığı ile demiri birleştirmişler, silahlarda, başlıklarda, giysilerde, hatta toponomik olarak da demiri ön plana çıkarmışlardır. Mesela Altaylarda kutsal dağlar ve bu dağların eteklerinde dolaşan kurtlar pek çok alegorik efsanelerin doğmasına sebep olmuştur. Bu dağlar, demir dağlardır. Demirciler de bu madene hükmettikleri için kutsal sayılmışlardır. Sertliği ile çok sevilen ve güç sembolü haline gelen demirle ilgili inanmalar doğumdan ölüme kadar pek çok alanda inanç konusu olmuştur. Hatta kılıç üzerine ant içmek "Gök girsin kızıl çıksın" sözü ile pekiştirilmiştir. Koruyucu ve dileklerin kabul edilmesi için ayrı bir gücü olduğuna inanılan demir, diğer taraftan da savaşın ve kötülüğün aracı olarak görülmüştür. Yani düalist bir güçtür Finding out the properties of the iron and its relation with the fire has brought about numerous beliefs. Puddling iron was considered as a special talent; therefore blacksmiths were treated as if they were more skillful and superior from the others. Iron melting process was the subject of ceremonies and magical rituals, and also it has been kept puddling up to today's modern literary genres form mythology. the Turks combined iron with the sanctity of the shaman and used it in weapons, helmets and costumes, and were highlighted even as toponym. For instance, the sacred mountains and the wolves in its hillsides were led to the emergence of many legends. These mountains were the iron ones. Iron, which is a symbol of power, has been the subject of faith from birth to death. Moreover swearing on sword is enforced with utterance "Gök girsin kızıl çıksın". It is believed that iron is protective and has a power for the adoption of wishes. on the other hand it is seen as a tool of wars and evil. Thus it's a dualistic power

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    İlhan, Tuğba;
    Publisher: Ege Üniversitesi
    Country: Turkey

    Bu çalışmada, 2 farklı turşuluk hıyar çeşidinde (Ekol ve Vertina) farklı gübre, bitki gelişimi düzenleyici ve meyve tutturucu ticari preparat kombinasyonlarının verim ve kalite üzerine olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Toprak analiz sonucuna uygun gübreleme ile uygulamaya ek olarak yapılan yapraktan kalsiyum ve bor içeren gübreler ve bitki gelişimi düzenleyicisi Flora-x ile meyve tutturucu Full Crop-Set?ten yararlanılmıştır.Çalışma 2012 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında, Afyonkarahisar ili Beyyazı kasabasında çiftçi bahçesinde yürütülmüştür. Her parsele 30 bitki dikilmiş ve uygulamalar çiçeklenme başlangıcı, çiçeklenmeden 20 gün sonra ve çiçeklenmeden 40 gün sonra olmak üzere üç ayrı dönemde yapılmıştır.Denemede yetiştiricilik periyodunu temsilen Temmuz ve Ağustos aylarında yapılan hasatlarda meyve boyu, meyve çapı, meyve ağırlığı, meyve tutumu, meyve kabuk rengi, meyve iç boşluğu oranı, bitki ve dekar başına meyve adedi, bitki ve dekar başına verim parametreleri belirlenmiş. Uygulamaların meyve kalite özellikleri üzerine etkisi her meyve sınıfı için (1., 2., 3. ve 4. boy) ayrı ayrı incelenmiştir.Çalışmada toprak gübrelemesi + Full Crop-Set + Yapraktan Ca uygulaması özellikle elde edilen verim değerleri bakımından birinci sınıf meyvelerde birim alan verimini artırdığı belirlenmiştir. Uygulamalar açısından çeşitler arasında önemli bir fark saptanmamıştır. This study was carried out to determine the effects of different fertilizers, plant growth regulators and a commercial preparation combination as fruit set on yield and quality of two different pickling cucumber cultivar (Ekol and Vertina) cultivators. In addition according to the analytical result of the soil chemical composition a commercial fertilizer was applied. Furthermore a calcium and boron-containing fertilizers, Flora-x as a plant growth regulator and Full Crop-Set as a fruit set were applied to plant foliage.The study was carried out on July-August 2012 in the farms of Beyyazı village which is incident to Afyonkarahisar city. Each plot were sown with 30 plants and the applications were made in three separate periods started at the beginning of flowering, 20 days after flowering and 40 days after flowering.July-August which represented the highest cultivation period of the harvests in the experiment; fruit length, fruit diameter, fruit weight, fruit set, fruit peel color, fruit internal space ratio, the number of fruit per plant-hectare and yield were evalvated. In addition, the effect of treatments on fruit guilty were evaluated for each fruit size and quality features were examined separately.In this study, soil fertilizer application+ Full Crop-Set + Ca foliage application has increased the yield per unit area especially in the 1. length of fruit. There were also insignificant differences between varieties in terms of applications. 83

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Sarıyıldız, Seda;
    Publisher: Ege Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü
    Country: Turkey

    Bu tezin amacı bira mayşe atığı ve atık gofret yaprağı substrat olarak kullanılarak, katı kültür fermantasyon tekniği ile Monascus purpureus küfünden mikrobiyal pigment üretimidir. Bira mayşe atığı bira üretim sürecinde büyük miktarda açığa çıkmakta ve genellikle hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, yüksek besin değerine sahip olan bira mayşe atığı ve gofret üretim tesislerinde açığa çıkan ve değerlendirilemeyen kırılmış, ufalanmış, yanlış kesilmiş gofret yaprağı parçaları kullanılarak, Monascus purpureus ile renk pigmenti üretimi gerçekleştirilmiştir. Katı kültür fermantasyon yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen denemelerde en yüksek pigment üretimi 1:4 (g/g) oranında karıştırılmış bira mayşe atığı ve gofret yaprağı ile elde edilmiştir. Tez kapsamında katı kültür fermantasyonunda önemli faktörler olan nemlendirme sıvısı içeriği, başlangıç nem oranı, başlangıç pH, aşı hacmi ve inkübasyon sıcaklıklarının optimizasyonu gerçekleştirilmiştir. Monosodyum glutamat, mineral tuz çözeltisi ve saf su nemlendirme içerikleri olarak test edilmiştir. % 50 ile % 90 arasında değişen başlangıç nem oranlarının, pH 5.5 'dan 8.5 'a değişen başlangıç pH değerlerinin, 0.5 mL ile 4 mL arasındaki aşı hacimlerinin ve 26°C ile 32°C arasındaki sıcaklıkların Monascus pigment sentezi üzerine etkileri incelenmiştir. Denemelerde en yüksek pigment sentezi, MSG ve mineral tuz çözeltisi birlikte kullanıldığında elde edilmiştir ancak işlem maliyetini düşürmek için sonraki denemelerde nemlendirme içeriği olarak benzer sonuçlar elde edilen saf su kullanılmıştır. Pigment üretimi için optimum koşullar olan %85 başlangıç nem oranı ve başlangıç pH 7.5 değerinde, 1:4 (g/g) oranında bira mayşe atığı ve gofret yaprağı tozu, 3 mL hacmindeki aşı ile inokule edilmiş ve 28°C 'de fermantasyona bırakılmıştır. Söz konusu optimum koşullarda en yüksek pigment konsantrasyonu olan 59.55±1.85 AU500 / g değeri fermantasyonun 9. gününde elde edilmiştir. Bu çalışma, Monascus pigmentinin bira mayşe atığı ve atık gofret yapraklarının substrat olarak kullanılarak, katı kültür fermantasyon tekniği ile üretiminin gerçekleştirildiği ve fermantasyon koşullarının optimize edildiği ilk çalışmadır. The object of this study is to produce microbial pigment from Monascus purpureus by solid-state fermentation using brewers' spent grain and waste wafer sheets as substrate. Brewers' spent grain is generated in large quantities in the brewing process and is often used as low-value animal feed. Waste wafer sheets are broken, crumbled, and wrongly cut wafer sheets that can not be evaluated economically in wafer production facilities. Our results showed that the best pigment yield was found with brewers' spent grain and wafer sheet mixed in a ratio of 1:4 (w/w) when used as a substrate for pigment production. Moistening agent, initial moisture content, initial pH, inoculum size, and incubation temperature, which are essential factors in solid-state fermentation, were optimized for maximum pigment synthesis. Monosodium glutamate, mineral salt solution, and deionized water have been tested as moistening agents. The effect of initial moisture content (50-90%), pH 5.5-8.5, inoculum size (0.5 mL-4 mL) and temperature (26-32°C) on Monascus pigment synthesis have been examined. Although the best pigment yield was obtained when MSG and mineral salt solution were used together, deionized water which gave similar pigment yields was used as moistening agent to decrease the process cost. The solid-state fermentation of brewers' spent grain and waste wafer sheets was carried under the optimized conditons of 85% initial moisture content, initial pH 7.5, inoculum size of 3 mL at 28°C. The highest red pigment yield of 59.55 ± 1.85 AU500 / g was obtained at the the 9th day of fermentation. This is the first study that uses solid-state fermentation technique in Monascus pigment synthesis using brewers' spent grain and waste wafer sheets as substrate.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Öztan, Funda;
    Publisher: Ege Üniversitesi
    Country: Turkey

    Bu araştırma substrat kültürü kültürü ile hıyar yetiştiriciliğinde, besin kaynağı olarak organik gübre kullanımı, topraksız tarımda geleneksel besleme yöntemi olan inorganik gübre kaynaklı besin çözeltisi kullanımı ile karşılaştırmak amacıyla 2000 yılı sonbahar (24 Ağustos-18 Aralık) ve 2001 yılı ilkbahar (18 Mart-3 Temmuz) dönemlerinde yürütülmüştür. Denemede incelenen parametreler bitki gelişimi,verim, kalite, yaprakların element içeriği, bitki su tüketimi ve atılan çözeltinin element içeriği şeklinde özetlenebilir. Topraksız tarım tekniği olarak açık sistem kullanılan araştırmada organik gübre kaynağı olarak tavuk gübresinden faydalanılmıştır. Sonbahar döneminde, deneme Bölünen Bölünmüş Parseller deneme desenine uygun olarak üç tekrarlı düzenlenmiştir. Ana parsellere çeşitler (1.Armda, 2. Gordion), alt parsellere gübre uygulamalrı (1. inorganik besin çözeltisi, 2. organik gübre), minik parsellere ise substratlar (1. 3:1perlit+zeolit; 2,1:1 perlit+zeolit, 3. 3:1 tüf+zeolit ve 4. 1:1 tüf+zeolit) yerleştirilmiştir. Organik gübre uygulamsında; bitki gelişimi, verim, yaprakların element içeriği ve bitki su tüketiminin; inorganik besin çözeltisiuygukamsına kıyasla azaldığı ve toplam verimdeki (4833-3750=1083 g/bitki) %22.4 düzeyinde olduğu saptanmıştır. Ancak drenaj çözeltisinin element içeriği dikkate alındığında, organik gübre kullanımının atık element miktarını önemli derecede azalttığı, dolasıyla açısından daha duyarlı bir uygulama olduğu sonucuna varılmıştır. Toplam verime çeşit ve substratın esas etkisi önemli bulunmamıştır. Organik gübreleme uygulamsında, Armada'nın Gordion'a, perlitli karışıların da tüflü karışımlara kıyasla verimi arttırdığı sonucuna varılmıştır. İlkbahar döneminde deneme, 3 tekrarlı ve iki faktörü olarak bölünmüş parseller düzeninde kurulmuştur. Ana parsellere gübreleme (1. inorganik besin çözeltisi, 2. katı organik gübre, 3. organik besin çözeltisi), alt parsellere ise substratlar (1. 3:1 perlit+zeolit, 2 1:1 perlit+zeolit, 3. 3:1 tüf+zeolit ve 4. 1:1 tüf+zeolit) yerleştirilmiştir. Denemede Armada çeşidi kullanılmıştır. İnorganik besin çözeltisi uygulamasına (5675 g/bitki) kıyasla, veriminin organik besin çözeltisi uygulamasında (5054 g/bitki) %10.9, katı organik gübre uygulamasında (3897 g/bitki) ise %31.3 oranında azaldığı saptanmıştır. Perlitli karışımların tüflü karışımlara verimi ve bitki su tüketimini arttırdığı saptanmıştır. Organik besin çözeltisinin inorganik besin çözeltisine alternatif olabileceği sonucuna varılmıştır.

  • Publication . Article . 2011
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Fidan Yıldız; Mustafa Sever; Nuray Kömüs; Eyüp Uçan Sabri; Oya Sivrikoz;
    Country: Turkey

    A sixty-four year old male patient came to the emergency service with a haemoptysis complaint for which his postero-anterior chest X-Ray and computerized thorax tomography had no pathological findings. To find the origin of the haemoptysis, indirect laryngoscopy and endoscopy inspections were made. However, there was no pathology found on these inspections. At fiberoptic bronchoscopy a lobulated, white lesion approximately 0.5 cm in diameter was found at the entrance of left lower lobe anterior segment. The lesion was removed by forceps biopsy resection. The pathological inspection of this lesion resulted in a diagnosis of endobronchial papilloma. Examination of this biopsy with HPV DNA gave negative result. To plan his treatment, we examined the patient 2 weeks and 6 months later. He had no complaint and his bronchoscopic inspection had no pathological findings. We decided to examine him periodically. The endobronchial solitary papilloma is a rare benign tumor of the bronchus but we must be careful about smokers since this benign lesion may become malignanat. Hemoptizi yakınması ile acil servise başvuran 64 yaşındaki erkek hastanın postero-anterior akciğer grafisi ve bilgisayarlı toraks tomografisi normaldi. Hemoptizi odağını bulmak için indirekt laringoskopik ve endoskopik muayeneleri yapıldı, ancak herhangi bir patoloji saptanmadı. Fiberoptik bronkoskopisinde, sol alt lob anterior segment giriminde beyaz renkte, lobüle, yaklaşık 0.5 cm çapında bir lezyon görüldü. Lezyon, forceps biopsi ile tamamen rezeke edildi. Biyopsi materyallerinin patolojik incelemesi sonucu endobronşial papillom tanısı konuldu. Materyalin HPV DNA incelemesinde HPV negatif saptandı. Hastanın tedavisini planlamak ve kontrol etmek amaçlı 15 gün sonra ve 6. ayda yaptığımız muayenelerinde hemoptizi şikayeti saptanmadı ve bronkoskopileri normaldi. Hasta periyodik izleme alındı. Endobronşial soliter papillom, bronşun oldukça nadir görülen benign bir tümörüdür. Ancak, özellikle sigara içenlerde malignite gelişebileceği unutulmamalı ve yakın takibi yapılmalıdır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Özge Ata; Şebnem Tavman;
    Country: Turkey

    Kolajen, memelilerde en bol bulunan proteindir. Gida, ilac, kozmetik ve deri endustrisinde yaygin olarak kullanilan kolajen, ticari olarak, domuz ve sigir gibi memelilerin yan urunlerinden elde edilmektedir. Simdiye kadar tespit edilen en az 20 farkli kolajen tipi vardir. Vucuttaki kolajenlerin cogu tip 1, tip 2 ve tip 3 grubuna aittir. Kolajen ozellikleri, uygulanan on islem ve ekstraksiyon yontemine gore degismektedir. Tuzla cokturme, asitle hidroliz ve enzimatik hidroliz yontemleri kolajen ekstraksiyonu icin kullanilmaktadir. Bununla beraber, son yillarda yapilan calismalar, ultrason kullaniminin ekstraksiyon verimini artirmada etkili oldugunu gostermistir. Bu derlemede, on islemlerin ve farkli ekstraksiyon yontemlerinin kolajen verimine etkisi ile ilgili yapilan calismalar incelenmistir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Köse, Füsun;
    Publisher: Ege Üniversitesi
    Country: Turkey

    Halk Oyunları, halkın içinde bulunduğu toplumun yaşam biçimi ile şekillenir. İnsanların doğumundan ölümüne kadar geçen sürenin her döneminde yarattığı maddi ve manevi ürünler halk oyunlarının konusunu oluşturmaktadır. Biz bu çalışmamızda Kaşık Oyunlarıʼnın kapladığı alan içerisinde tür özellikleri, giysisi, müziği, çalgısal özellikleri açısından bilgi vermeye çalıştık. Konunun genişliği, zorluk derecesi, karmaşıklığı ve yeterince kaynak olmaması nedeniyle kesin sonuçlar getirmenin zor olduğunu söyleyebiliriz. Elde ettiğimiz veriler doğrultusunda Halk Oyunlarında tür ve biçim kavramlarını, Halk Oyunlarında bu güne kadar yapılan sınıflandırma çalışmalarını, Halk kültürü içinde kaşık ve kaşık oyunlarını, Kaşık Oyunlarının coğrafik dağılımını vermeye çalıştık. Kaşık oyunları hakkında alan uzmanı kişilerin görüşlerine yer vererek konu ile ilgili olarak birleştikleri ve ayrıldıkları noktaları tespit etmeye çalıştık. Elde edilenleri sonuç bölümünde aktardık. Kaşık oyunları ile ilgili olarak özetle, genelde türkülü oyunlar olduğunu, ezginin sözlü kısımlarında gezinlemeleri bulunduğunu, nakarat kısımlarında metronomun hızlandığını, oyun içinde ani çökmelerin görüldüğünü, alaca (kadın-erkek) oynanan oyunlar olduğunu, oyunda kişisel becerilerin sergilendiğini, 2/4, 4/4, 8/8, 9/16, 9/8ʼlik gibi oyun havaları ile oynandığını, eşlik sazlarının genelde kabak kemane, sipsi, cura, bağlama, klarinet, kaşık, kemane, davul, zilli maşa, kucak davulu olduğunu söyleyebiliriz. Halk oyunlarımızı bilimsel bir zemine oturtmak oyunlarımızın yozlaşıp yok olmaya mahkum edilmemesi alanda yapılacak çalışmalar ve analizlerle mümkündür. Bu tür çalışmaların çoğalması en büyük dileğimiz olacaktır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Karadeniz, Hakan;
    Publisher: Ege Üniversitesi
    Country: Turkey

    Çalışmamızda Mitomycin-C (MC) ve Lycorine (LYC) gibi bazı antikanser ilaçların DNA ile etkileşmesi, elektrokimyasal yöntemlerle; katı fazda, karbon pastası elektrodu (CPE) ve kalem gratif elektrot (PGE) kullanılarak incelendi. Bu maddelerin çift sarmal DNA (dsDNA) ve/veya polinükleotit ile etkileşmesi, diferansiyel puls voltametri (DPV) tekniği ile incelendi. Deneysel parametrelerdeki farklılık (incelenen madde veya ilaç konsantrasyonu, DNA konsantrasyonu, madde-DNA etkileşme süresi) DPV tekniğiyle ölçüm yapılarak incelendi; ayrıca tayin sınırı ve tekrarlanabilirlik parametreleri de incelendi. Değişik konsantrasyonlardaki LYCʼin hem katı fazda, hem de çözelti fazında dsDNA ve/veya polinükleotit ile etkileşmesi sonucunda, guanin ve adeninin yükseltgenme sinyaline dayalı yanıtta bir azalma görüldü. Bu değişim, DNAʼnın elektroaktif bazları olan guanin ve adenine ait yükseltgenebilen grupların kısmen hasar görmesi şeklinde yorumlanabilir. MCʼnin dsDNA ile etkileşiminde, hem DNAʼnın elektroaktif bazları olan guanin ve adeninin yükseltgenme sinyallerinde, hem de MCʼnin yükseltgenme sinyalinde bir azalma gözlendi. MCʼnin elektrot yüzeyinde DNA ile etkileşmesi sonrasında yanıtta gözlenen bu azalma, Mcʼnin DNAʼnın çift sarmal yapısını bozabileceği şeklinde yorumlanabilir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Çelikkol, Berk;
    Publisher: Ege Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü
    Country: Turkey

    Bu çalışmada iki farklı döner alet sistemi kullanılarak yapılan kanal tedavisi yenilenmesi işleminde, Er:Yag lazer ile aktive irigasyonun etkinliğinin çekilmiş dişlerde in vitro olarak incelenmesi amaçlandı. Çekilmiş alt çene premolar dişlerin kronları uzaklaştırılıp ProTaper Universal (Dentsply Maillefer, Ballaigues, İsviçre) F3 numaralı eğeye kadar genişletildi ve ardından ProTaper Universal F3 gütaperka ve AH Plus (Dentsply De Trey GmbH, Konstanz, Almanya) kanal patı ile dolduruldu. Örneklerin yarısına ProTaper Retreatment (Dentsply Maillefer, Ballaigues, İsviçre), diğer yarısına da Mtwo Retreatment(VDW, Münih, Almanya) kanal yenileme kitleri ile kanal dolgusu uzaklaştırma işlemi uygulandı. Her iki gruptaki örneklerin yarısına konvansiyonel irrigasyon, kalan yarısına da PIPS ile aktive irrigasyon uygulanarak toplamda dört çalışma grubu elde edildi ve kanal dolgusu uzaklaştırma etkinlikleri değerlendirildi. Örnekler iki parçaya ayrılarak stereomikroskop ile X8 büyütmede fotoğraflandı. Elde edilen kök görüntülerinin koronal, orta ve apikal bölümlerinde kalan artık miktarları yüzde olarak hesaplandı. İstatiksel değerlendirmelerde kanal yenileme tekniği grupları ve kök kanal bölgeleri için iki yönlü varyans analizi, her bir kök kanal bölgesi içerisinde kullanılan kanal yenileme teknikleri karşılaşatırılırken de tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. PIPS ucu kullanılarak Er:Yag lazer ile aktivasyon, konvansiyonel irrigasyona göre kanal dolgusu uzaklaştırmada daha etkili bulundu. ProTaper Retreatment ve Mtwo Retreatment döner aletleri arasında kanal dolgusu uzaklaştırma etkinliği açısından anlamlı fark bulunmadı. Kanal dolgusu artık miktarı büyükten küçüğe kökün sırasıyla apikal, orta ve koronal bölümünde görülmüştür ve aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır. Çalışmamızın sonuçları dahilinde kanal tedavisi yenilenmesinde kökün koronal ve orta bölümlerinde PIPS ucu kullanılan Er:Yag lazer ile aktive irrigasyonun düz kanallarda kanal dolgusu uzaklaştırmada etkin bir yöntem olarak kullanılabileceğini düşünmekteyiz. The aim of this study was to evaluate the efficacy of Er:Yag laser actived irrigation in extracted teeth on root canal retreatment process using two different rotary instrument systems. Extracted mandibular premolar teeth were decoronated and instrumented up to ProTaper Universal(Dentsply Maillefer, Ballaigues, Switzerland) F3 file, and then filled with ProTaper Universal F3 guttapercha and AH Plus (Dentsply De Trey GmbH, Konstanz, Germany)sealer. Root canal fillings were removed with ProTaper Retreatment(Dentsply Maillefer, Ballaigues, Switzerland) kit for half of the samples and Mtwo Retreatment(VDW, Munich, Germany) kit for the other half. Conventional irrigation was used to half of the samples in both groups and actived irrigation with PIPS was applied to the remaining half. Four study groups were obtained in total and root canal filling removal activities were evaluated. Samples were sectioned longitudinally and photographed with a stereomicroscope at 8X magnification. The percentage of remaining filling material on coronal, middle and apical canal walls was calculated. For statistical evaluation two-way analysis of variance for root canal retreatment technique groups and root canal regions was performed while one way analysis of variance was performed for root canal retreatment techniques used in each root canal region were encountered. Er:Yag laser activation with PIPS was more effective in removing canal filling material than conventional irrigation. There was no significant difference in canal filling removal efficiency between the ProTaper R and Mtwo R rotary kits. The amount of residuel filling material was seen in the apical, middle and coronal regions of root in the order of higher to lower, respectively, and the difference between them was statistically significant. According to the results of our study, we think that Er:Yag laser activated irrigation with PIPS can be used as an effective method for root canal filling removal in coronal and middle part of the root in endodontic retreatment.

Send a message
How can we help?
We usually respond in a few hours.