Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
129 Research products, page 1 of 13

  • Other research products
  • TR
  • Energy Research

10
arrow_drop_down
Relevance
arrow_drop_down
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Erbil, Yazgan;
    Publisher: Kadir Has University
    Country: Turkey

    Rusya, özellikle 2000'li yıllarla beraber Putin'in başa geçmesiyle bölgesel bir güç ve hatta eski süper gücüne kavuşmak için enerjiyi ön plana almaktadır. Rusya genelolarak enerji ve özel olarak da doğalgaz alanındaki rezervlerinin avantajlarını da tüm dünyaya göstermek istemektedir. Rusya özellikle yakın çevresi olan Ukrayna, Polonyave Beyaz Rusya üzerinde doğalgaz rezervlerinin de kendisinde bulunmasından dolayı bir hegemonya kurmak istemektedir. Rusya-Ukrayna Doğalgaz Krizi.nde olduğu gibi Rusya, doğalgaz üzerindeki hakimiyetini yeri geldiğinde hem yakın çevresinde bulunan ülkelere hem de Batı dünyasına çarpıcı bir şekilde göstermektedir. Russia prioritises energy to regain it?s regional power and even it?s old superpower with the help of Putin taking the lead of Russia in 2000?s. Generally, Russia wants to show in the field of energy and reserved of natural gas advantages to the whole world. Russia, because of own natural gas reserved especially at near abroad of Ukraine, Polond and Belarus it?s wants to establish a great hegemony. ?Russia-Ukraine Gas Crisis? section as well as Russia, sovereignty on natural gas on when appropriate both near and Western world exposes dramaticaly. When Russia encounters political problems with near abroad countries, use to natural gas as a means of punishment. This situation is causing the world energy security is being questioned again and again. The natural gas crisis that took place between Russia and Ukraine of the state of crisis and crisis management issues are highlighted. Preceding this study, the concept of crisis and crisis management gas has been talking about what it means is that Russia imported oil and natural gas policy and energy security is to express what was discussed. Moreover, some political discussions between Russia and Ukraine have been given and are discussed bilateral relations between the two states. Finally, in 2006 and 2009 gas crisis particularly Russia, Ukraine and the reaction of the Western world have been told about this crisis. Accordingly, this study the energy of the state a big advantage time this has the advantage of a state?s economic and political as the increase in how big a weapon or a plus and that?s the reserve and production by the level of energy diplomacy as a tool to use to Russia other to add a great power over the state are expected.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Ayyıldız, Ali;
    Publisher: Uludağ Üniversitesi
    Country: Turkey

    Böbreğin yer kaplayan lezyonlarm başında ilk sırayı basit kistler almaktadır. Görüntüleme yöntemlerinin teknolojiye paralel olarak gelişmesi tanı doğruluğunu % 100'e çıkarmaktadır . Böbrek pelvikalisiyel sistemde deformasyon, distor-siyon, yer değiştirme, dilatasyon; üreterde deviasyon saptanan hastalarda basit böbrek kistlerini aspirasyon+sklerotera-piyle tedavi etmek akılcı olacaktır. Çünkü bu tedavi şekli basittir, komplikasyon oranı düşük, mortalite "0" , nüks oranı oldukça azdır. Bu nedenle, çalışmamızda Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kliniğine 1 Kasım 1989 ile 31 Ağustos 1992 tarihleri arasında başvuran ve tedavi gerektiren 25 basit böbrek kistli 22 hastayı ele aldık. Ortalama yaşları 61.5 olan hastalarımızda kistlere % 96'lık etanol instile ettik. Tedavi öncesü volümleri tedavi sonrası ( 3 ay, 6 ay, 18 ay, 24 ay) volümlerle karşılaştırdık.Başarı oranımız % 96 idi (p <0.001). Kist sıvısı analizinde kanlı sıvı, biokimyasal olarak LDH'm yüksek,kolesterolü yüksek olan, tümör belirleyicilerden AFP, p-HCG, CEA'nın yüksek olan hastalarımıza CT çekildi. Karsinom lehine bulgu saptanmadı. Sitoloji negatif idi. Sonuç olarak basit böbrek kistinin skleroterapi ile tedavisinin başarılı, nüksünün az, komplikasyonlarının az, maliyetinin düşük olduğu, hastanede yatış süresinin olmadığı ya da az olduğu kanısına varılmıştır.

  • Open Access English
    Authors: 
    Karagöz, Gözde Nur;
    Publisher: Kadir Has University
    Country: Turkey

    The world is in the midst of a transformative energy transition, moving to renewable energy sources from fossil fuels. The biggest reasons for this transition are global climate change and resource scarcity, both of which are caused by the use of fossil fuels. Among fossil fuels, coal has the highest emissions and causes more significant damage to people and the environment. Despite its negative effects, coal has a large share of the world's energy mix. However, many countries are moving away from coal and switch to renewable energy sources. Turkey is not one of those countries, as the energy system is still heavily dependent on fossil fuels and coal specifically. Turkey is planning on new coal-fired power plants in addition to existing ones and is generally supporting the coal industry. In addition to the environmental harm to Turkey – and the world – of its coal usage, most of the coal that Turkey burns is imported, thus contributing to the country's trade deficit. In order to limit the negative effects of coal use, Turkey needs to utilize its high renewable energy potential. This study reviews the current situation of coal and renewable energy sources in Turkey. It aims to look at current coal and renewable energy policies and compare them. According to this analysis, it will then offer suggestions for how Turkey can phase out coal and switch to renewable energies. Dünya, bir enerji dönüşümü sürecinde ve fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmekte. Bu geçişin en büyük nedenleri, fosil yakıtların kullanımından kaynaklanan küresel iklim değişikliği ve kaynak kıtlığıdır. Fosil yakıtlar arasında kömür en yüksek emisyonlara sahiptir ve insanlara ve çevreye daha fazla zarar vermektedir. Olumsuz etkilerine rağmen, kömür dünyanın enerji tüketiminde büyük bir paya sahiptir. Ancak, birçok ülke kömürden uzaklaşmakta ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapmaktadır. Türkiye, bu ülkelerden biri olmaya çalışmakta fakat henüz bu ülkelerden biri değildir çünkü var olanlara ek olarak yeni kömür yakıtlı enerji santralleri planlıyor ve genellikle kömür endüstrisini desteklemeye yönelik politikalar izlemekte. Kömür kullanımının Türkiye'ye ve dünyaya sağladığı çevresel zararlara ek olarak, Türkiye'nin yaktığı kömürün çoğu ithal edilmekte ve bu da ülkenin ticari açığını arttırmaktadır. Kömür kullanımının olumsuz etkilerini azaltmak için, Türkiye'nin yüksek yenilenebilir enerji potansiyelini kullanması gerekir. Bu çalışma, Türkiye'deki kömür ve yenilenebilir enerji kaynaklarının mevcut durumunu gözden geçirmektedir. Mevcut kömür ve yenilenebilir enerji politikalarına bakmayı ve bunları karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma bu analize göre, daha sonra Türkiye'nin kömürü nasıl aşabileceği ve yenilenebilir enerjilere nasıl geçebileceği konusunda öneriler sunacaktır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Adıgüzel, Derya;
    Publisher: Kadir Has University
    Country: Turkey

    Günümüzde binaların, tasarım, uygulama ve kullanım aşamalarında doğaya aşırı müdahale edilmekte, fazlasıyla atık meydana getirilmekte ve doğal kaynaklar sorumsuzca tüketilmektedir. Bu nedenlerle yapılar hızla artan çevre sorunlarından sorumlu tutulmaktadır. Çevre sorunlarının çözümündeyse yeni binaların ve mevcut yapıların yeniden işlevlendirilerek tasarlanmasında çevre duyarlığı önem taşımaktadır. Mesleki çevre duyarlılığının gelişim sürecinde, yaşam alanlarını biçimlendiren iç mimarlığa diğer disiplinlerle birlikte büyük sorumluluk düşmektedir. Bu kapsamda tez çalışmasının kuramsal temeli, çevresel yaklaşımların iç mimarlık alanına dair tanımlamaları, tartışmaları ve eleştirileri üzerine kurulmuştur. Çevreye duyarlı iç tanımlamaları, tartışmaları ve eleştirileri üzerine kurulmuştur. Çevreye duyarlı iç düzeyi esas alınmaktadır. Bu bağlamda tez çalışmasında, çevresel yaklaşımların Türkiye'deki iç mimarlık bölümlerinin eğitim programlarına ne ölçüde yansıdığı, ders türleri, ders kredi ağırlıkları ve ders içerikleri incelenerek, analiz edilmiştir. Analizler doğrultusunda Türkiye'deki içmimarlık eğitiminde çevresel yaklaşımın zorunlu ve seçmeli derslerin ağırlıkları ve içerikleri kapsamında oldukça sınırlı kaldığı saptanmıştır. Nowadays, there is excessive intervention to the nature during the design, implementation and application stages of buildings. This lead to great amounts of waste generation and irresponsible develops of consumption of natural resources. For these reasons, buildings are held responsible for contributing to the rapidly growing environmental problems. As a part of addressing environmental problems, environmental awareness is important in the design of new buildings and the reuse of ones. At this point, interior architects hold a great responsibility as it is important to assign new functions to existing buildings with an environmental design approach. For this reason, the theoretical basis of this thesis is based on the identification, discussion and critique of the environmental approaches in the field of interior architecture. For environmentally sensitive interior architectural practice, knowledge and consciousness on this subject is important for students who are future interior architects. In this context, environmental approaches in the interior architecture programs in Turkey were analyzed by examining the types of courses, course credits and course contents. As a result, it is determined that the weight and content of compulsory and elective courses of the environmental approach to the interior architecture education in Turkey remains very limited. After the analysis, a survey was conducted in three universities with different levels of environmental approaches in their interior architecture curricula. The survey was conducted with students who are about to complete interior architecture education program in one of those universities and are enrolled their final projects in the 2010-11 spring semester. According to the results of the survey, no direct relation is found between the education program and the student?s professional consciousness of environmental design. By doing so an exposition of the findings intended for providing consciousness about environmental design during education process and a discussion of the role of environmentally sensitive design approach in interior architecture education are aimed.

  • Closed Access English
    Authors: 
    Birgün, S.; Kulaklı, A.;
    Publisher: Springer Science and Business Media Deutschland GmbH
    Country: Turkey

    International Symposium for Production Research, ISPR2021 -- 7 October 2021 through 9 October 2021 -- -- 268569 The Green Lean (GL) approach aims to prevent environmental waste, ensure ecological balance and sustainability, and achieve this economically and effectively. Since the second half of the 20th century, Lean is a management philosophy that businesses apply to increase their performance, increase customer satisfaction, and ensure sustainability and continuous development. It is known that the protection of scarce resources in the world, when applied together with the Green approach for a sustainable economy, creates synergy and provides more practical benefits to the environment and humanity. However, performing these GL applications may not always give the desired effect due to the obstacles encountered. Many authors have investigated the factors affecting the success of GL and made recommendations. In this study, the root causes of these obstacles were reached by applying the Theory of Constraints Thinking Process with a different approach, the undesirable effects they created were examined, and solutions were presented to overcome these obstacles. With the proliferation of successful GL applications, it is expected that pollution in the world will decrease, more efficient and economical production and scarce resources will be used accurately, and thus a sustainable green economy will be provided. © 2022, The Author(s), under exclusive license to Springer Nature Switzerland AG.

  • Open Access Turkish
    Publisher: Ege Üniversitesi
    Country: Turkey

    Bu çalışmada, seralarda tamamlayıcı aydınlatma uygulamalarında kullanılabilecek farklı tip LED ışık kaynaklı aydınlatma ünitelerinin FAR dağılımına ilişkin verilerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Ayrıca, yerli olarak imal edilen LED ışık kaynaklarının eş FAR dağılımı yapabilecek tertiplemelerinin ortaya konması ve her çalışma koşulu için etkinliklerinin saptanması da çalışma kapsamında gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda özellikle seralar için geliştirilen dört adet yerli yapım LED ışık kaynaklı aydınlatma ünitesi ele alınmıştır. FAR ölçümleri özel olarak hazırlanan karartılmış deneme odası içerisindeki ölçüm düzeneği ile gerçekleştirilmiştir. Ölçüm düzeneğinde FAR ölçümü, 3x3 m boyutlarındaki alan içerisinde 10x10 cm kare ağ yapısında toplam 961 noktadan yapılmıştır. FAR algılayıcısı ile aydınlatıcılar arası mesafe 31.6, 50, 75, 100, 125 ve 150 cm olarak dikkate alınmıştır. Değerlendirmelerde değişik eş dağılım katsayıları hesaplanmış ve farklı tertip durumları için FAR eş aydınlık eğrileri ortaya konulmuştur. Farklı asılma yüksekliği ve dikkate alınan farklı yerleşim aralıkları için belirlenen en düşük ve en yüksek günlük ışık birikimi değerleri A, B, C ve D tipi ışık kaynakları için sırasıyla 23.8 – 9.3, 13.8 – 3.6, 2.1 – 1.3 ve 2.2 – 1.1 mol·m−2·gün−1 olarak belirlenmiştir. Günlük ışık birikimi açısından, A ve B tipi ışık kaynaklarının söz konusu yerleşim durumunda hem tam yapay hem de tamamlayıcı fotosentez aydınlatma uygulamalarında, C ve D tipi ışık kaynaklarının ise yalnızca tamamlayıcı fotosentez aydınlatma uygulamalarında kullanılabileceği söylenebilir. Tüm LED ışık kaynaklarının, 100, 125 ve 150 cm asılma yüksekliğinde ve dikkate alınan yerleşim aralıkları için farklı dağılım düzgünlüğü değerlendirme kriterlerine göre kabul edilebilir bir FAR eş dağılımına sahip olduğu belirlenmiştir. In this study, it is aimed to determine the data of PAR distribution of different types of locally produced LED light sources which can be used in complementary lighting applications in greenhouses. Besides, it was also carried out within the scope of the study to determine the arrangements that could make the uniform PAR distribution and working efficiency in the LED light sources. In this context, four locally produced LED light sources developed for greenhouses were having been considered in the study. The PAR measurements were carried out within the specially designed testing unit in a dark room. The PAR measurement points in the testing unit consist of a total of 961 measurement points in the 10x10 cm square grid within the 3x3 m dimensions. The height between the PAR sensor and the LED light source was considered as 31.6, 50, 75, 100, 125 and 150 cm. In the evaluations, different uniformity coefficients were calculated and PAR distribution patterns were determined for a different arrangement. The minimum and maximum daily light integral values for A, B, C, and D type light sources for different hanging heights and considered spacings were determined as 23.8 – 9.3, 13.8 – 3.6, 2.1 – 1.3 and, 2.2 – 1.1 mol·m−2·day−1, respectively. In terms of daily light integral, it can be said that A and B type light sources can be used in both full artificial and supplementary lighting and, C and D light sources can be used only in supplementary lighting for PAR applications. It was determined that all LED light sources had acceptable PAR uniformity according to the different distribution uniformity evaluation criteria for 100, 125 and 150 cm hanging height and the considered spacings.

  • Open Access Turkish
    Publisher: Ege Üniversitesi
    Country: Turkey

    Solar energy is one of the most important renewable energy sources. Electricity production directly from the sun is based on photovoltaic effect. In this field, nowadays, new devolopments have been seen, and its use in various applications have been increasing. In this study, a thermoelectric cooler system assisted with photovoltaic is designed, and investigated experimentally. As a result of the analysis, a cooler system with the size of 30*30*30cm is determined as the best size. It is obtained up to the temperature of 8.27oC in the cooler box depending on the ambient temperature. Güneş enerjisi en önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından birisidir. Güneşten doğrudan elektrik elde edilmesi fotovoltaik etkiye dayanmaktadır. Bu alanda, her geçen gün yeni gelişmeler yaşanmakta ve farklı uygulamalarda kullanımı artmaktadır. Bu çalışmada, fotovoltaik destekli bir termolektrik soğutma sistemi tasarlanmıştır ve deneysel olarak incelenmiştir. Analiz sonucu 30*30*30cm ebatlarında bir soğutucu sistemin en iyi ölçü olduğu belirlenmiştir. Ortam sıcaklığına bağlı olarak soğutucu kabinde 8.27oC sıcaklığına kadar inilmiştir.

  • Open Access English
    Authors: 
    Şentürk, Naz Şafak;
    Publisher: Kadir Has University
    Country: Turkey

    Several disorders come together to form cancer. Cancer cells divide without a control. The cell proliferation in cancer is abnormal. More than 200 types of cancer have been diagnosed over the years. There are various factors that can cause cancer. These factors are heredity, diet, hormones, smoking, alcohol, viruses, bacteria, radiation and some chemicals. 17 million new cancer cases and 9.5 million cancer deaths were observed in 2018. Methionine Aminopeptidase 2 (MetAP 2) is a cobalt-containing metalloprotease located in cytosol of the cell. It cleaves methionine from amino terminus of a newly synthesized protein. MetAP 2 is a target for discovering new peptidomimetic inhibitors for angiogenesis used as an effective treatment for cancer. Peptidomimetics are designed to mimic peptide function and structure. They show high bioavailability and less side effects than peptides. Here, in this study we designed several peptidomimetic inhibitors using Discovery Studio. We used molecular docking to find best-fit modes between inhibitors and the target, MetAP 2. Lastly, 10 possible peptidomimetic inhibitors were obtained by further analysis such as Gibbs Free Energy and ADMET properties. These peptidomimetic inhibitors will serve as a promising drug candidates for MetAP 2 enzyme in drug design and development in the near future.

  • Authors: 
    Türkyılmaz, Serhan; Zorlu, O.; Muhtaroglu, A.; Külah, Haluk;
    Country: Turkey

    This paper presents an electromagnetic (EM) micro-power generator with tunable resonance frequency which can harvest energy from low frequency environmental vibrations. The reported power generator up-converts low frequency environmental vibrations before mechanical-to-electrical energy conversion by utilizing two diaphragms with different resonance frequencies. Power is generated through electromagnetic induction by a magnet attached to the low frequency diaphragm, and a 50 turn, 2.1 Omega coil, and a magnetic piece on the high frequency diaphragm. Both of the diaphragms are fixed to a common frame via rubber springs, which makes the resonance frequency of each diaphragm tunable. The fabricated prototype generates 5.2 mV and 3.21 mu W RMS power by up-converting 13 Hz, 7.5 mm peak-to-peak vibrations to 200 Hz. Tunability of the resonance frequency is experimentally verified by operating the same device at 2-30 Hz external vibrations.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Ekercin, Semih;
    Publisher: TÜBİTAK ÇAYDAG
    Country: Turkey

    Son yıllarda artan su talebi nedeniyle, doğal kaynakların yönetimi ve korunması çalışmaları önem kazanmıştır. Bu doğal kaynaklardan birisi de ülkemizin ikinci büyük gölü olan ve Konya Kapalı Havzası’nda yer alan Tuz Gölü’dür. Tuz Gölü’nde tuz üretimi, gölde biriken suyun buharlaşarak tuzun kristalleşmesi esasına dayanmaktadır. Bu nedenle de göldeki su ve tuzla kaplı alanların belirlenmesi ve izlenmesi ülkemiz açısından son derece önemlidir. 1990’lı yıllardan sonra bölgede etkisini artıran kuraklık, bilinçsiz yeraltı suyu çekimi ve Konya Kapalı Havzası’nda açılan kaçak kuyular nedeniyle son yıllarda Tuz gölünün su seviyeleri ve su yüzey alanlarında daralmalar, buna bağlı olarak da tuzla kaplı bölgelerde azalmalar gözlenmektedir. Management and conservation of natural resources has become more important in recent years due to the increase in water requirements. Salt Lake, which is the second-largest lake of Turkey, is one of these important natural resources. Salt production in Salt Lake is through crystallization of salt after evaporation of water. Therefore, it is very important for our country to monitor water reserve in Salt Lake. Dry conditions since 1990s, excessive use of ground water, and water withdrawal from unlicensed well caused decreases in Salt Lake water levels and lake surface areas.

Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
129 Research products, page 1 of 13
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Erbil, Yazgan;
    Publisher: Kadir Has University
    Country: Turkey

    Rusya, özellikle 2000'li yıllarla beraber Putin'in başa geçmesiyle bölgesel bir güç ve hatta eski süper gücüne kavuşmak için enerjiyi ön plana almaktadır. Rusya genelolarak enerji ve özel olarak da doğalgaz alanındaki rezervlerinin avantajlarını da tüm dünyaya göstermek istemektedir. Rusya özellikle yakın çevresi olan Ukrayna, Polonyave Beyaz Rusya üzerinde doğalgaz rezervlerinin de kendisinde bulunmasından dolayı bir hegemonya kurmak istemektedir. Rusya-Ukrayna Doğalgaz Krizi.nde olduğu gibi Rusya, doğalgaz üzerindeki hakimiyetini yeri geldiğinde hem yakın çevresinde bulunan ülkelere hem de Batı dünyasına çarpıcı bir şekilde göstermektedir. Russia prioritises energy to regain it?s regional power and even it?s old superpower with the help of Putin taking the lead of Russia in 2000?s. Generally, Russia wants to show in the field of energy and reserved of natural gas advantages to the whole world. Russia, because of own natural gas reserved especially at near abroad of Ukraine, Polond and Belarus it?s wants to establish a great hegemony. ?Russia-Ukraine Gas Crisis? section as well as Russia, sovereignty on natural gas on when appropriate both near and Western world exposes dramaticaly. When Russia encounters political problems with near abroad countries, use to natural gas as a means of punishment. This situation is causing the world energy security is being questioned again and again. The natural gas crisis that took place between Russia and Ukraine of the state of crisis and crisis management issues are highlighted. Preceding this study, the concept of crisis and crisis management gas has been talking about what it means is that Russia imported oil and natural gas policy and energy security is to express what was discussed. Moreover, some political discussions between Russia and Ukraine have been given and are discussed bilateral relations between the two states. Finally, in 2006 and 2009 gas crisis particularly Russia, Ukraine and the reaction of the Western world have been told about this crisis. Accordingly, this study the energy of the state a big advantage time this has the advantage of a state?s economic and political as the increase in how big a weapon or a plus and that?s the reserve and production by the level of energy diplomacy as a tool to use to Russia other to add a great power over the state are expected.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Ayyıldız, Ali;
    Publisher: Uludağ Üniversitesi
    Country: Turkey

    Böbreğin yer kaplayan lezyonlarm başında ilk sırayı basit kistler almaktadır. Görüntüleme yöntemlerinin teknolojiye paralel olarak gelişmesi tanı doğruluğunu % 100'e çıkarmaktadır . Böbrek pelvikalisiyel sistemde deformasyon, distor-siyon, yer değiştirme, dilatasyon; üreterde deviasyon saptanan hastalarda basit böbrek kistlerini aspirasyon+sklerotera-piyle tedavi etmek akılcı olacaktır. Çünkü bu tedavi şekli basittir, komplikasyon oranı düşük, mortalite "0" , nüks oranı oldukça azdır. Bu nedenle, çalışmamızda Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kliniğine 1 Kasım 1989 ile 31 Ağustos 1992 tarihleri arasında başvuran ve tedavi gerektiren 25 basit böbrek kistli 22 hastayı ele aldık. Ortalama yaşları 61.5 olan hastalarımızda kistlere % 96'lık etanol instile ettik. Tedavi öncesü volümleri tedavi sonrası ( 3 ay, 6 ay, 18 ay, 24 ay) volümlerle karşılaştırdık.Başarı oranımız % 96 idi (p <0.001). Kist sıvısı analizinde kanlı sıvı, biokimyasal olarak LDH'm yüksek,kolesterolü yüksek olan, tümör belirleyicilerden AFP, p-HCG, CEA'nın yüksek olan hastalarımıza CT çekildi. Karsinom lehine bulgu saptanmadı. Sitoloji negatif idi. Sonuç olarak basit böbrek kistinin skleroterapi ile tedavisinin başarılı, nüksünün az, komplikasyonlarının az, maliyetinin düşük olduğu, hastanede yatış süresinin olmadığı ya da az olduğu kanısına varılmıştır.

  • Open Access English
    Authors: 
    Karagöz, Gözde Nur;
    Publisher: Kadir Has University
    Country: Turkey

    The world is in the midst of a transformative energy transition, moving to renewable energy sources from fossil fuels. The biggest reasons for this transition are global climate change and resource scarcity, both of which are caused by the use of fossil fuels. Among fossil fuels, coal has the highest emissions and causes more significant damage to people and the environment. Despite its negative effects, coal has a large share of the world's energy mix. However, many countries are moving away from coal and switch to renewable energy sources. Turkey is not one of those countries, as the energy system is still heavily dependent on fossil fuels and coal specifically. Turkey is planning on new coal-fired power plants in addition to existing ones and is generally supporting the coal industry. In addition to the environmental harm to Turkey – and the world – of its coal usage, most of the coal that Turkey burns is imported, thus contributing to the country's trade deficit. In order to limit the negative effects of coal use, Turkey needs to utilize its high renewable energy potential. This study reviews the current situation of coal and renewable energy sources in Turkey. It aims to look at current coal and renewable energy policies and compare them. According to this analysis, it will then offer suggestions for how Turkey can phase out coal and switch to renewable energies. Dünya, bir enerji dönüşümü sürecinde ve fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmekte. Bu geçişin en büyük nedenleri, fosil yakıtların kullanımından kaynaklanan küresel iklim değişikliği ve kaynak kıtlığıdır. Fosil yakıtlar arasında kömür en yüksek emisyonlara sahiptir ve insanlara ve çevreye daha fazla zarar vermektedir. Olumsuz etkilerine rağmen, kömür dünyanın enerji tüketiminde büyük bir paya sahiptir. Ancak, birçok ülke kömürden uzaklaşmakta ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapmaktadır. Türkiye, bu ülkelerden biri olmaya çalışmakta fakat henüz bu ülkelerden biri değildir çünkü var olanlara ek olarak yeni kömür yakıtlı enerji santralleri planlıyor ve genellikle kömür endüstrisini desteklemeye yönelik politikalar izlemekte. Kömür kullanımının Türkiye'ye ve dünyaya sağladığı çevresel zararlara ek olarak, Türkiye'nin yaktığı kömürün çoğu ithal edilmekte ve bu da ülkenin ticari açığını arttırmaktadır. Kömür kullanımının olumsuz etkilerini azaltmak için, Türkiye'nin yüksek yenilenebilir enerji potansiyelini kullanması gerekir. Bu çalışma, Türkiye'deki kömür ve yenilenebilir enerji kaynaklarının mevcut durumunu gözden geçirmektedir. Mevcut kömür ve yenilenebilir enerji politikalarına bakmayı ve bunları karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma bu analize göre, daha sonra Türkiye'nin kömürü nasıl aşabileceği ve yenilenebilir enerjilere nasıl geçebileceği konusunda öneriler sunacaktır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Adıgüzel, Derya;
    Publisher: Kadir Has University
    Country: Turkey

    Günümüzde binaların, tasarım, uygulama ve kullanım aşamalarında doğaya aşırı müdahale edilmekte, fazlasıyla atık meydana getirilmekte ve doğal kaynaklar sorumsuzca tüketilmektedir. Bu nedenlerle yapılar hızla artan çevre sorunlarından sorumlu tutulmaktadır. Çevre sorunlarının çözümündeyse yeni binaların ve mevcut yapıların yeniden işlevlendirilerek tasarlanmasında çevre duyarlığı önem taşımaktadır. Mesleki çevre duyarlılığının gelişim sürecinde, yaşam alanlarını biçimlendiren iç mimarlığa diğer disiplinlerle birlikte büyük sorumluluk düşmektedir. Bu kapsamda tez çalışmasının kuramsal temeli, çevresel yaklaşımların iç mimarlık alanına dair tanımlamaları, tartışmaları ve eleştirileri üzerine kurulmuştur. Çevreye duyarlı iç tanımlamaları, tartışmaları ve eleştirileri üzerine kurulmuştur. Çevreye duyarlı iç düzeyi esas alınmaktadır. Bu bağlamda tez çalışmasında, çevresel yaklaşımların Türkiye'deki iç mimarlık bölümlerinin eğitim programlarına ne ölçüde yansıdığı, ders türleri, ders kredi ağırlıkları ve ders içerikleri incelenerek, analiz edilmiştir. Analizler doğrultusunda Türkiye'deki içmimarlık eğitiminde çevresel yaklaşımın zorunlu ve seçmeli derslerin ağırlıkları ve içerikleri kapsamında oldukça sınırlı kaldığı saptanmıştır. Nowadays, there is excessive intervention to the nature during the design, implementation and application stages of buildings. This lead to great amounts of waste generation and irresponsible develops of consumption of natural resources. For these reasons, buildings are held responsible for contributing to the rapidly growing environmental problems. As a part of addressing environmental problems, environmental awareness is important in the design of new buildings and the reuse of ones. At this point, interior architects hold a great responsibility as it is important to assign new functions to existing buildings with an environmental design approach. For this reason, the theoretical basis of this thesis is based on the identification, discussion and critique of the environmental approaches in the field of interior architecture. For environmentally sensitive interior architectural practice, knowledge and consciousness on this subject is important for students who are future interior architects. In this context, environmental approaches in the interior architecture programs in Turkey were analyzed by examining the types of courses, course credits and course contents. As a result, it is determined that the weight and content of compulsory and elective courses of the environmental approach to the interior architecture education in Turkey remains very limited. After the analysis, a survey was conducted in three universities with different levels of environmental approaches in their interior architecture curricula. The survey was conducted with students who are about to complete interior architecture education program in one of those universities and are enrolled their final projects in the 2010-11 spring semester. According to the results of the survey, no direct relation is found between the education program and the student?s professional consciousness of environmental design. By doing so an exposition of the findings intended for providing consciousness about environmental design during education process and a discussion of the role of environmentally sensitive design approach in interior architecture education are aimed.

  • Closed Access English
    Authors: 
    Birgün, S.; Kulaklı, A.;
    Publisher: Springer Science and Business Media Deutschland GmbH
    Country: Turkey

    International Symposium for Production Research, ISPR2021 -- 7 October 2021 through 9 October 2021 -- -- 268569 The Green Lean (GL) approach aims to prevent environmental waste, ensure ecological balance and sustainability, and achieve this economically and effectively. Since the second half of the 20th century, Lean is a management philosophy that businesses apply to increase their performance, increase customer satisfaction, and ensure sustainability and continuous development. It is known that the protection of scarce resources in the world, when applied together with the Green approach for a sustainable economy, creates synergy and provides more practical benefits to the environment and humanity. However, performing these GL applications may not always give the desired effect due to the obstacles encountered. Many authors have investigated the factors affecting the success of GL and made recommendations. In this study, the root causes of these obstacles were reached by applying the Theory of Constraints Thinking Process with a different approach, the undesirable effects they created were examined, and solutions were presented to overcome these obstacles. With the proliferation of successful GL applications, it is expected that pollution in the world will decrease, more efficient and economical production and scarce resources will be used accurately, and thus a sustainable green economy will be provided. © 2022, The Author(s), under exclusive license to Springer Nature Switzerland AG.

  • Open Access Turkish
    Publisher: Ege Üniversitesi
    Country: Turkey

    Bu çalışmada, seralarda tamamlayıcı aydınlatma uygulamalarında kullanılabilecek farklı tip LED ışık kaynaklı aydınlatma ünitelerinin FAR dağılımına ilişkin verilerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Ayrıca, yerli olarak imal edilen LED ışık kaynaklarının eş FAR dağılımı yapabilecek tertiplemelerinin ortaya konması ve her çalışma koşulu için etkinliklerinin saptanması da çalışma kapsamında gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda özellikle seralar için geliştirilen dört adet yerli yapım LED ışık kaynaklı aydınlatma ünitesi ele alınmıştır. FAR ölçümleri özel olarak hazırlanan karartılmış deneme odası içerisindeki ölçüm düzeneği ile gerçekleştirilmiştir. Ölçüm düzeneğinde FAR ölçümü, 3x3 m boyutlarındaki alan içerisinde 10x10 cm kare ağ yapısında toplam 961 noktadan yapılmıştır. FAR algılayıcısı ile aydınlatıcılar arası mesafe 31.6, 50, 75, 100, 125 ve 150 cm olarak dikkate alınmıştır. Değerlendirmelerde değişik eş dağılım katsayıları hesaplanmış ve farklı tertip durumları için FAR eş aydınlık eğrileri ortaya konulmuştur. Farklı asılma yüksekliği ve dikkate alınan farklı yerleşim aralıkları için belirlenen en düşük ve en yüksek günlük ışık birikimi değerleri A, B, C ve D tipi ışık kaynakları için sırasıyla 23.8 – 9.3, 13.8 – 3.6, 2.1 – 1.3 ve 2.2 – 1.1 mol·m−2·gün−1 olarak belirlenmiştir. Günlük ışık birikimi açısından, A ve B tipi ışık kaynaklarının söz konusu yerleşim durumunda hem tam yapay hem de tamamlayıcı fotosentez aydınlatma uygulamalarında, C ve D tipi ışık kaynaklarının ise yalnızca tamamlayıcı fotosentez aydınlatma uygulamalarında kullanılabileceği söylenebilir. Tüm LED ışık kaynaklarının, 100, 125 ve 150 cm asılma yüksekliğinde ve dikkate alınan yerleşim aralıkları için farklı dağılım düzgünlüğü değerlendirme kriterlerine göre kabul edilebilir bir FAR eş dağılımına sahip olduğu belirlenmiştir. In this study, it is aimed to determine the data of PAR distribution of different types of locally produced LED light sources which can be used in complementary lighting applications in greenhouses. Besides, it was also carried out within the scope of the study to determine the arrangements that could make the uniform PAR distribution and working efficiency in the LED light sources. In this context, four locally produced LED light sources developed for greenhouses were having been considered in the study. The PAR measurements were carried out within the specially designed testing unit in a dark room. The PAR measurement points in the testing unit consist of a total of 961 measurement points in the 10x10 cm square grid within the 3x3 m dimensions. The height between the PAR sensor and the LED light source was considered as 31.6, 50, 75, 100, 125 and 150 cm. In the evaluations, different uniformity coefficients were calculated and PAR distribution patterns were determined for a different arrangement. The minimum and maximum daily light integral values for A, B, C, and D type light sources for different hanging heights and considered spacings were determined as 23.8 – 9.3, 13.8 – 3.6, 2.1 – 1.3 and, 2.2 – 1.1 mol·m−2·day−1, respectively. In terms of daily light integral, it can be said that A and B type light sources can be used in both full artificial and supplementary lighting and, C and D light sources can be used only in supplementary lighting for PAR applications. It was determined that all LED light sources had acceptable PAR uniformity according to the different distribution uniformity evaluation criteria for 100, 125 and 150 cm hanging height and the considered spacings.

  • Open Access Turkish
    Publisher: Ege Üniversitesi
    Country: Turkey

    Solar energy is one of the most important renewable energy sources. Electricity production directly from the sun is based on photovoltaic effect. In this field, nowadays, new devolopments have been seen, and its use in various applications have been increasing. In this study, a thermoelectric cooler system assisted with photovoltaic is designed, and investigated experimentally. As a result of the analysis, a cooler system with the size of 30*30*30cm is determined as the best size. It is obtained up to the temperature of 8.27oC in the cooler box depending on the ambient temperature. Güneş enerjisi en önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından birisidir. Güneşten doğrudan elektrik elde edilmesi fotovoltaik etkiye dayanmaktadır. Bu alanda, her geçen gün yeni gelişmeler yaşanmakta ve farklı uygulamalarda kullanımı artmaktadır. Bu çalışmada, fotovoltaik destekli bir termolektrik soğutma sistemi tasarlanmıştır ve deneysel olarak incelenmiştir. Analiz sonucu 30*30*30cm ebatlarında bir soğutucu sistemin en iyi ölçü olduğu belirlenmiştir. Ortam sıcaklığına bağlı olarak soğutucu kabinde 8.27oC sıcaklığına kadar inilmiştir.

  • Open Access English
    Authors: 
    Şentürk, Naz Şafak;
    Publisher: Kadir Has University
    Country: Turkey

    Several disorders come together to form cancer. Cancer cells divide without a control. The cell proliferation in cancer is abnormal. More than 200 types of cancer have been diagnosed over the years. There are various factors that can cause cancer. These factors are heredity, diet, hormones, smoking, alcohol, viruses, bacteria, radiation and some chemicals. 17 million new cancer cases and 9.5 million cancer deaths were observed in 2018. Methionine Aminopeptidase 2 (MetAP 2) is a cobalt-containing metalloprotease located in cytosol of the cell. It cleaves methionine from amino terminus of a newly synthesized protein. MetAP 2 is a target for discovering new peptidomimetic inhibitors for angiogenesis used as an effective treatment for cancer. Peptidomimetics are designed to mimic peptide function and structure. They show high bioavailability and less side effects than peptides. Here, in this study we designed several peptidomimetic inhibitors using Discovery Studio. We used molecular docking to find best-fit modes between inhibitors and the target, MetAP 2. Lastly, 10 possible peptidomimetic inhibitors were obtained by further analysis such as Gibbs Free Energy and ADMET properties. These peptidomimetic inhibitors will serve as a promising drug candidates for MetAP 2 enzyme in drug design and development in the near future.

  • Authors: 
    Türkyılmaz, Serhan; Zorlu, O.; Muhtaroglu, A.; Külah, Haluk;
    Country: Turkey

    This paper presents an electromagnetic (EM) micro-power generator with tunable resonance frequency which can harvest energy from low frequency environmental vibrations. The reported power generator up-converts low frequency environmental vibrations before mechanical-to-electrical energy conversion by utilizing two diaphragms with different resonance frequencies. Power is generated through electromagnetic induction by a magnet attached to the low frequency diaphragm, and a 50 turn, 2.1 Omega coil, and a magnetic piece on the high frequency diaphragm. Both of the diaphragms are fixed to a common frame via rubber springs, which makes the resonance frequency of each diaphragm tunable. The fabricated prototype generates 5.2 mV and 3.21 mu W RMS power by up-converting 13 Hz, 7.5 mm peak-to-peak vibrations to 200 Hz. Tunability of the resonance frequency is experimentally verified by operating the same device at 2-30 Hz external vibrations.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Ekercin, Semih;
    Publisher: TÜBİTAK ÇAYDAG
    Country: Turkey

    Son yıllarda artan su talebi nedeniyle, doğal kaynakların yönetimi ve korunması çalışmaları önem kazanmıştır. Bu doğal kaynaklardan birisi de ülkemizin ikinci büyük gölü olan ve Konya Kapalı Havzası’nda yer alan Tuz Gölü’dür. Tuz Gölü’nde tuz üretimi, gölde biriken suyun buharlaşarak tuzun kristalleşmesi esasına dayanmaktadır. Bu nedenle de göldeki su ve tuzla kaplı alanların belirlenmesi ve izlenmesi ülkemiz açısından son derece önemlidir. 1990’lı yıllardan sonra bölgede etkisini artıran kuraklık, bilinçsiz yeraltı suyu çekimi ve Konya Kapalı Havzası’nda açılan kaçak kuyular nedeniyle son yıllarda Tuz gölünün su seviyeleri ve su yüzey alanlarında daralmalar, buna bağlı olarak da tuzla kaplı bölgelerde azalmalar gözlenmektedir. Management and conservation of natural resources has become more important in recent years due to the increase in water requirements. Salt Lake, which is the second-largest lake of Turkey, is one of these important natural resources. Salt production in Salt Lake is through crystallization of salt after evaporation of water. Therefore, it is very important for our country to monitor water reserve in Salt Lake. Dry conditions since 1990s, excessive use of ground water, and water withdrawal from unlicensed well caused decreases in Salt Lake water levels and lake surface areas.

Send a message
How can we help?
We usually respond in a few hours.