Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
25 Research products, page 1 of 3

  • Research data
  • Research software
  • Other research products
  • 2018-2022
  • Turkish
  • Maltepe University Institutional Repository
  • COVID-19

10
arrow_drop_down
Date (most recent)
arrow_drop_down
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Başar, Özbür;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
    Country: Turkey

    Virtualization can be defined as software-based solutions of architectures that provide logical allocation of physical hardware resources. This can be done at different layers and for different purposes (servers, desktops, applications, storage and networking). Desktop virtualization, on the other hand, is a software system that enables people to access desktop resources anytime, anywhere via an internet connection and perform the work and transactions they need as if they were in front of a physical computer. According to the Gartner group, the main business drivers for adopting desktop virtualization are: application compatibility, business continuity, security and compliance, mobility, and enhanced productivity. Users can access desktop resources from any device, such as a computer, tablet, mobile phone, with a local or remote network connection to the central desktop virtualization server. In this study, architectures of Citrix XenDesktop, VMware Workstation, Microsoft Desktop virtualization systems with the same logical hardware are mentioned and two main virtualization architectures are focused. Session-based desktop virtualization (SBDV) and virtual desktop infrastructure (VDI). We will be comparing two host-based desktop virtualizations (VDI and SBDV) on these infrastructures, showing the difficulties faced by large organizations in creating a cost-effective and manageable desktop environment, and some advantages and disadvantages in different architectures. Finally, we will be sharing the benefits of desktop virtualization technologies during the pandemic period. Sanallaştırma, fiziksel donanım kaynaklarının mantıksal olarak paylaştırılmasını sağlayan mimarilerin yazılım temelli çözümleri olarak tanımlanabilir. Bu farklı katmanlarda ve farklı amaçlarla (sunucular, masaüstleri, uygulamalar, depolama ve ağ) gerçekleştirilebilir. Masaüstü sanallaştırma ise, insanların her an, her yerde, internet bağlantısı üzerinden masaüstü kaynaklarına erişerek ihtiyaç duyduğu iş ve işlemlerini, fiziksel bir bilgisayar karşısındaymış gibi yapabilmesini sağlayan yazılımsal sistemlerdir. Gartner grubuna göre, masaüstü sanallaştırmayı benimsemenin ana iş faktörleri şunlardır: uygulama uyumluluğu, iş sürekliliği, güvenlik ve uyumluluk, mobilite ve gelişmiş üretkenlik. Kullanıcılar, merkezi masaüstü sanallaştırma sunucusuna yerel veya uzak ağ bağlantısı olan bilgisayar, tablet, cep telefonu gibi herhangi bir cihazdan masaüstü kaynaklarına erişebilirler. Bu çalışmada, aynı mantıksal donanımlara sahip, Citrix XenDesktop, VMware Workstation, Microsoft Masaüstü sanallaştırma sistemlerinin mimarilerinden bahesilmiş ve iki ana sanallaştırma mimarisine odaklanılmıştır. Oturum tabanlı masaüstü sanallaştırma (SBDV) ve sanal masaüstü altyapısı (VDI). Bu altyapılarda büyük kuruluşların uygun maliyetli ve yönetilebilir bir masaüstü bilgisayar ortamı oluşturmadaki yaşanılan zorluklar ve farklı mimarilerdeki bazı avantaj ve dezavantajları gösteren iki ana sunucu tabanlı masaüstü sanallaştırmasını (VDI ve SBDV) karşılaştırıyor olacağız. Son olarak pandemi döneminde masaüstü sanallaştırma teknolojilerin sunduğu faydalarını paylaşılıyor olacağız.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Gökçe, Sebla;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Yeni tip koronavirüs salgını her yaştan çocuğun psikolojisini etkiledi. Uzmanlar kaygı ve stres kaynaklı olarak çocuklarda uykusuzluk, korkulu rüya, iştahsızlık, huzursuzluk görülebileceğini, pandemi dönemi yaşayan çocukların gelecekte kaygı düzeyleri yüksek bireylere dönüşebileceğini söylüyor.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    İspir, Zeynep;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Dünyamız 2019 yılının son aylarından bu yana çetin bir salgınla mücadele ediyor. COVID-19 pandemisiyle geçirmekte olduğumuz günler, yol açtığı akut sorunlar nedeniyle, öncelikle hastalığın teşhisi, tedavisi, salgının yayılma hızına müdahale gibi özellikle tıp disiplininden çözümler üzerine yoğunlaşmayı zorunlu kıldı. Pandemi, başta yine sağlık alanından olmak üzere çok boyutlu değerlendirmeleri ve eylem planlarını, farklı sorunları gözeterek ele almayı gerektirdi. Başlangıcından bu yana salgının etik, ekonomik, sosyal, psikolojik, hukukÎ, siyasî vb. pek çok tartışmanın da merkezinde yer aldığını görmekteyiz. Pandeminin etkilediği en önemli alanlardan birisi de gıda ve tarım alanı. Temel bir insan hakkı olan beslenme ve gıda hakkının gereklerini yalnızca olağanüstü dönemlere hasredilecek önlemler çerçevesinde ele almak yeterli görünmüyor. Bununla birlikte karşı karşıya kaldığımız küresel kriz, “olağan” sayılan salgın öncesi dönemdeki eylemlerimizin de etkisiyle, gıda ve tarım alanında yarattığı sonuçlardan dolayı, beslenme ve gıda hakkının karşı karşıya geldiği tehditler üzerine düşünmeyi zorunlu kılıyor.

  • Open Access Turkish
    Publisher: Maltepe Üniversitesi Havacılık Meslek Yüksekokulu
    Country: Turkey

    The COVID-19 disease, which emerged in Wuhan, China in December 2019, turned into a global crisis and affected our daily lives and the way we do our business. The disease caused drastic changes in the management of processes in all areas. During the ongoing COVID-19 pandemic, each of us focused on the effect of disease in our lives and the duration of it. In the aviation sector, issues such as how long travel restrictions and recession will last, how airline companies will adapt to the new situation and how the ensure sustainability have been added to concerns. The pandemic, which deeply affected all sectors, has also significantly affected the aviation ecosystem. The disease; created a domino effect on all stakeholders in this ecosystem such as; airlines, airports, security organizations, service support organizations and passengers. Cancellation of flights and refund of tickets due to travel restrictions, aircraft orders placed before the pandemic forced the airline companies in the financial field. While there was a recession in passenger transportation, the shipment of fundamental products such as food, medical goods, medicines increased the traffic in cargo sector. With the pandemic, remote access business models have taken a significant part in our lives. Digitalization in the sector gained speed with the pandemic and total digital transformation was realized. While life returns to normal after the pandemic and when working from home and remote access continues, business travels are going to decrease and people will question their travel habits as well as the changes in customer behaviors. Determining the passenger demands and managing them, competing with financial situations, planning the new normal and creating the safe travel environment; going to be ensured by the collaboration of aviation ecosystem’s participants. The process will be managed accurately with the understanding of the passenger demands and expectations of the companies, the strategies they have created in this direction, operational agility and flexibility. The theme of the second issue of our newsletter is “The Impacts of COVID-19 on the Aviation Industry and Transformation”. Our newsletter includes the evaluations of valuable sector representatives and academicians regarding the theme. I wish you a pleasant reading. Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alarak küresel bir krize dönüşen COVID 19 salgını tüm yaşamımızı ve iş yapış biçimimizi etkiledi. Salgın, her alanda süreçlerin yönetiminde köklü değişiklikler yapılmasına neden oldu. COVID 19’un yaşamımıza girmesiyle birlikte her birimiz salgının ne kadar süreceğine; yaşamımızı nasıl ve ne ölçüde etkileyeceğine odaklandık. Havacılık sektöründe ise bu sorulara seyahat kısıtlamalarının ve bu kısıtlamalarla beraber durgunluğun ne kadar süreceği; havayolu şirketlerinin yeni duruma nasıl adapte olacağı ve sürdürülebilirliği nasıl sağlayacağı gibi konular eklendi. Tüm sektörleri derinden etkileyen pandemi, havacılık ekosistemini de büyük ölçüde etkiledi. Salgın; hava yolu şirketleri, havaalanları, güvenlik şirketleri, destek hizmetleri sağlayan kuruluşlar, yolcular gibi bu ekosistemde yer alan tüm paydaşlarda domino etkisi yarattı. Seyahat kısıtlamaları ile yaşanan uçuşların iptali ve biletlerin iadesi; pandemi öncesi verilen uçak siparişleri şirketleri finansal alanda zorladı. Yolcu taşımacılığında durgunluk yaşanırken gıda, medikal ürünler ve ilaçlar gibi temel ihtiyaçların taşınmaları ile kargo sektöründe hızla yükseliş gerçekleşti. Pandemi ile birlikte uzaktan erişime dayalı iş modelleri yaşamımızda büyük ölçüde yer aldı. Sektörde yaşanan dijitalleşme, pandemi ile hız kazandı ve dijital dönüşüm gerçekleşmiş oldu. Pandemi sonrasında yaşam normale döndüğünde, evden çalışma ve uzaktan erişim devam ettiğinde iş amaçlı seyahatlerin azalması, kişilerin bu amaçla seyahat alışkanlıklarını sorgulaması söz konusu olacak ve farklı müşteri davranışları gözlemlenecek. Yolcu taleplerini belirlemek ve yönetmek, finansal durumlarla mücadele etmek, yeni normali planlamak ve güvenli seyahat ortamını oluşturmak havacılık ekosistemindeki tüm paydaşların birlikte çalışması ile gerçekleşecektir. Şirketlerin yolcu talep ve beklentilerini anlaması, bu doğrultuda oluşturdukları stratejiler, operasyonel çeviklik ve esneklik ile bu süreç başarılı bir şekilde yönetilecektir. Bültenimizin ikinci sayısının teması “COVID19’un Havacılık Sektörüne Etkisi ve Dönüşüm”. Bültenimizde temamızla ilgili değerli sektör temsilcilerinin ve akademisyenlerimizin değerlendirmeleri yer almakta. Keyifli okumanız dileğimle.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Yalım, Neyyire Yasemin;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Salgınlar insanlığın tarihinde belirleyici rol oynayan olgulardır. 1347-1351 “Büyük Veba Salgını”nın Ortaçağı bitiren en önemli olay olduğu, kilisenin otoritesini sarsarak Rönesans’ın ve Aydınlanma Çağı’nın önünü açtığı üzerinde yaygın bir uzlaşma vardır. Bugün yaşamakta olduğumuz COVID-19 pandemisinin de insanlık tarihinde böylesi belirleyici bir etki yapacağını anlıyoruz. Salgının yalnızca bireylerin ya da toplumların sağlığı ile ilgili bir sorun olmayıp, yaşamın daha pek çok alanına etki ettiği apaçık ortadadır. Salgın, yeryüzünün insan türü için yakın gelecekte yaşanabilir bir yer olmaktan çıkma olasılığından, gezegenimizin kaynaklarının adil biçimde paylaşılmadığı gerçeğine kadar birçok sorunu gündeme getirdi. Mevcut ekonomik sistemin küresel bir yapıyı dayatmasına karşın, tehditler karşısında aslında küresel bir dayanışmanın söz konusu olmadığını ortaya çıkardı. Modern dünyada verili kabul ettiğimiz ve bilinçsizce yararlandığımız pek çok şeyin aslında pamuk ipliğine bağlı olduğunu görmemizi sağladı. Öyle ki artık hemen herkes geleceğin dünyasının bugünden çok farklı olacağını biliyor, yeni normallerin neler olacağını merak ediyor ve insanlığın mevcut yaşam biçiminin sürdürülemez olduğunu kabul ediyor. Tüm bu düşünsel iklimin zorlukları yanında bazı olanakları da ortaya çıkardığını görüyoruz. Özetle, geleceğin dünyasını ve insan yaşamını, gözle göremediğimiz bir canlının üzerimizdeki etkisi nedeniyle yeniden kurguluyoruz.

  • Open Access Turkish
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alarak küresel bir krize dönüşen COVID 19 salgını tüm yaşamımızı ve iş yapış biçimimizi etkiledi. Salgın, her alanda süreçlerin yönetiminde köklü değişiklikler yapılmasına neden oldu. COVID 19’un yaşamımıza girmesiyle birlikte her birimiz salgının ne kadar süreceğine; yaşamımızı nasıl ve ne ölçüde etkileyeceğine odaklandık. Havacılık sektöründe ise bu sorulara seyahat kısıtlamalarının ve bu kısıtlamalarla beraber durgunluğun ne kadar süreceği; havayolu şirketlerinin yeni duruma nasıl adapte olacağı ve sürdürülebilirliği nasıl sağlayacağı gibi konular eklendi... The COVID-19 disease, which emerged in Wuhan, China in December 2019, turned into a global crisis and affected our daily lives and the way we do our business. The disease caused drastic changes in the management of processes in all areas. During the ongoing COVID-19 pandemic, each of us focused on the effect of disease in our lives and the duration of it. In the aviation sector, issues such as how long travel restrictions and recession will last, how airline companies will adapt to the new situation and how the ensure sustainability have been added to concerns...

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Demir, Şevin;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Covid-19 salgını ile savaşan tıp dünyası, güçlü bağışıklık sisteminin önemi konusunda hemfikir. Bu süreçte D vitamini, önemini bir kez daha kanıtladı...

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Değirmenci Şanal, Gözde;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    2020 yılı tartışmasız ki bizi, sadece filmlerden izlediğimiz ve edebiyat eserlerinden okuduğumuz, fakat daha önce deneyimlemediğimiz bir salgınla karşıladı. Karşılaştığımız bu yeni ve korkutucu durum, alışık olmadığımız ve zorunluluk arz eden yeni alışkanlıklar edinmemize sebep olduğu gibi, bu yeni durumun küresel çapta yayılması, bazı vakaların ölümle sonuçlanması ve ne zaman son bulacağına dair belirsizlik, insanlar için ciddî bir endişeye neden olmaktadır. Bir gerçek var ki, bulaşıcı hastalıkların yayılımının önlenmesi sağlandığında, ölüm sayısının da azaldığıdır. Sağlıklı olmayan bir çevrede ve hijyen koşullarının oluşturulmadığı ortamlarda bu hastalıklar daha da artmakta ve salgınlar daha geniş çevrelere yayılmaktadır. Günümüzde yaşanan yeni tip koronavirüs salgın sürecinde salgının görüldüğü ülkeler, kendi koşullarına göre çeşitli önlemler aldılar ˗seyahat sınırlamaları, sokağa çıkma yasakları, eğitime ve öğretime ara verilmesi ve en önemlisi de şu an hayatımızın bir parçası olan sosyal mesafenin korunması, maske takma zorunluluğu gibi.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Sarısaltık Gedikoğlu, Ceren;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Tüm dünya ve bizler 2020 yılı başında başlayan Covid-19 salgınından çok etkilendik. İşyerleri, okullar kapandı, hatta bir süre ülkeler arası gidiş geliş bile durduruldu, seyahat yasakları getirildi. Kısacası herkes evine kapandı ve bir sanal dünyada yaşamaya başladı. Doğal olarak hepimiz bu sanalda yaşamaktan bunaldık. Bununla birlikte, bu sanal dünyada yaşama, tüm toplantılarımızın, konferansların, eğitimlerin, hatta anaokulu derslerinin burada gerçekleşmesi, aslında yeni bir teknolojik gelişimin önünü açtı ve hızlanmasına neden oldu: siber uzay...

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Bugünden 73 yıl önce, 10 Aralık 1948 günü, insan haklarıyla ilgili olarak hâlâ en temel belge olan BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi imzalanmıştı. O yıldan beri insan hakları, zikzaklarla da olsa, dünyamızın gündeminde. Bu bildirgenin gündemde olmasıyla, insan haklarının korunmasında insanlık olarak ne kadar yol aldık acaba? Benim izleyebildiğim kadarıyla bazı yaygın ihlal türlerinde bir azalma olmuş, ama yeni ihlal türleri de çıkmıştır. Bugün burada, yıllardan beri gördüğüm ama fazla dikkat çekmeyen, COVID-19 pandemisinin onları ‘kör kadı’nın bile görmesini sağladığı iki soruna parmak basmak istiyorum. Bir tanesi, temel hak olarak görülen özgürlüklerin yaygın bir şekilde yanlış anlaşılmasıdır. Devletlerin pandemiye karşı aldığı bazı önlemleri protesto etmek için, dünyamızın bir ucundan diğer ucuna kadar, ‘özgürlük’ isteyen kalabalıklar, ellerinde ‘bu beden benimdir’ yazan pankartlarla, kırıp dökmeye kadar varan mitingler düzenliyor. Oysa şu anda mevcut olduğu kadarıyla bilgiye dayanarak alınan bu önlemler, insan eliyle yaratılmış bir doğa olayıyla savaşmanın tek yolu olarak görünüyor. Şimdilik, biz insanlar ancak bunları yaparsak, pandeminin başını alıp gideceği umulabilir. Özgürlük haklarının neyi talep ettiklerinin farkında isek, bu özgürlüklerin kişilerin canının istediğini yapmakta engellenmemeleri değil, kişiler insansal yeteneklerini gerçekleştirip geliştirirken –onları insanlaştıran etkinliklerde bulunurken ve dünyamıza insan yaşamını kolaylaştıran başarılar katarken– engellememelerini talep ediyor. Pandeminin herkesçe görülmesini sağladığı başka bir insan hakları sorunu da, ülkelerarası adaletsizliktir. Her gün binlerce insan pandemiden ölürken ve yurttaşları için aşı satın alamayacak devletler varken, şu anda bu insanlara aşı sağlamak yerine Mars’a gidip gelmek yadırganmıyor. Bu ve bu gibi olaylar, bir yandan ulusal ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının rolüne daha çok yer açmayı gerektirdiğini düşündürüyor. Ama ondan da çok, insan haklarının örgün ve yaygın eğitiminin, amacını daha çok gerçekleştirmesine yardımcı olacak şekilde –insan hakları ihlallerini önlemeyi daha çok sağlayacak şekilde– kesintisiz yapılmasını gerekli kılıyor.

Send a message
How can we help?
We usually respond in a few hours.