Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
148 Research products, page 1 of 15

  • Research data
  • Research software
  • Other research products
  • 2017-2021
  • Open Access
  • Maltepe University Institutional Repository

10
arrow_drop_down
Date (most recent)
arrow_drop_down
  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Gökçe, Sebla;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Yeni tip koronavirüs salgını her yaştan çocuğun psikolojisini etkiledi. Uzmanlar kaygı ve stres kaynaklı olarak çocuklarda uykusuzluk, korkulu rüya, iştahsızlık, huzursuzluk görülebileceğini, pandemi dönemi yaşayan çocukların gelecekte kaygı düzeyleri yüksek bireylere dönüşebileceğini söylüyor.

  • Open Access Turkish
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Sınır teknolojileri bütün dünyada birçok küresel sorunun çözüm öğeleri olarak memnuniyetle karşılanırken, teknolojinin özel yaşamımıza, ifade özgürlüğümüze ve demokratik kuruluşlarımıza yapabileceği etkilerin de farkında olmamız gerekiyor. Yeni çıkan teknolojilere ilişkin kaygılar, şimdi günümüzün siyasal tartışmalarını şekillendiriyor: artan otomatikleşme, çok geçmeden, yaptığımız işlerin büyük bir kısmını gereksiz kılabilir. Dijitalleşmeden yararlananlar ile dijitalleşmeden dolayı bir kenara itilmiş hissedenler arasındaki uçurum gitgide büyüyor. Ağlaşmış platform ekonomisinde özel yaşamımız artık güvende görünmüyor. Toplumsal yaşamımız gitgide sanal mekânda yer alıyor, böylece de yeni bağımlılıklar yaratıyor ve bizleri, katılan yurttaşlardan uysal tüketicilere dönüştürüyor. Demokratik kuruluşlarımızın, filtre baloncukları ve yankı odaları tarafından kökü kazınıyor. Yüz tanıma ve verilere gayrimeşru ulaşma, otoriter diktatörlüklerin elinde çıkarlar sağlıyor. Kritik altyapımız siber saldırılara açıktır, bu da karşı koyma gücüne daha çok önem vermeyi ve siber güvenliği geliştirmeyi gerektiriyor. Dijitalleşme öyle bir noktaya varmış görünüyor ki, insan olmanın ne demek olduğuna ilişkin anlayışımızın sorgulanmasına yol açıyor.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    İspir, Zeynep;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Dünyamız 2019 yılının son aylarından bu yana çetin bir salgınla mücadele ediyor. COVID-19 pandemisiyle geçirmekte olduğumuz günler, yol açtığı akut sorunlar nedeniyle, öncelikle hastalığın teşhisi, tedavisi, salgının yayılma hızına müdahale gibi özellikle tıp disiplininden çözümler üzerine yoğunlaşmayı zorunlu kıldı. Pandemi, başta yine sağlık alanından olmak üzere çok boyutlu değerlendirmeleri ve eylem planlarını, farklı sorunları gözeterek ele almayı gerektirdi. Başlangıcından bu yana salgının etik, ekonomik, sosyal, psikolojik, hukukÎ, siyasî vb. pek çok tartışmanın da merkezinde yer aldığını görmekteyiz. Pandeminin etkilediği en önemli alanlardan birisi de gıda ve tarım alanı. Temel bir insan hakkı olan beslenme ve gıda hakkının gereklerini yalnızca olağanüstü dönemlere hasredilecek önlemler çerçevesinde ele almak yeterli görünmüyor. Bununla birlikte karşı karşıya kaldığımız küresel kriz, “olağan” sayılan salgın öncesi dönemdeki eylemlerimizin de etkisiyle, gıda ve tarım alanında yarattığı sonuçlardan dolayı, beslenme ve gıda hakkının karşı karşıya geldiği tehditler üzerine düşünmeyi zorunlu kılıyor.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Ertunç, Yiğit Mustafa;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
    Country: Turkey

    Introduction: The increase in cesarean delivery rates in the last three decades is above the ideal limits. Weight loss in newborns in the first few days is a part of normal physiological process, but this amount may be higher in newborns born by cesarean section. Tracking weight loss and evaluating its risks are of great importance in postnatal follow-up during hospital admissions. Objective: The objective of this thesis is to evaluate the effect of anesthesia type on weight loss at pre-discharge stage in healthy newborns born by cesarean section together with other risk factors. Materials and Methods: The enrolled patients consisted of 492 mother and newborn pairs born in Gynecology and Obstetrics Department of Maltepe University, Medical Faculty Hospital between December 29th, 2017 -January 31st, 2020. Hospital records and files of newborns and mothers were evaluated retrospectively. Results: The mean birth week of 492 newborns included in the study was 38.6 ± 1.09. Of these newborns, 49.8% (n = 245) were males and 50.2% (n = 247) were females. Of the total deliveries, 53% (n = 261) were cesarean under general anesthesia, 36.2% (n = 178) were cesarean under spinal anesthesia, 10.8% (n = 53) were normal spontaneous vaginal delivery (NSVD). The average amount of intravenous (IV) fluid given to mothers before birth was 440 ± 540 ml in all mothers; it was 320 ± 529 ml in mothers who had cesarean delivery under general anesthesia, 524 ± 493 ml in mothers who had cesarean delivery with spinal anesthesia, and 745 ± 585 ml in mothers who gave birth with NSVD (p=0,001). There was statistically no significant difference when the percentage of discharge weight loss of newborns born with cesarian section with general anesthesia, cesarean section with spinal anesthesia, and NSVD were compared; similarly no statistically significant difference was found in potential risk factors in newborn weight loss such as maternal age, parity, conception method, week of gestation and birth weight, either. Conclusion: The lack of a statistically significant difference between babies born under general anesthesia and spinal anesthesia in terms of pre-discharge weight loss in newborns and the lack of a statistically significant difference in terms of other possible risk factors leads to the the hypothesis that increased weight loss can be prevented by close follow-up of newborns after birth. Giriş: Son 30 yıldır sezaryen ile doğum oranlarındaki artış, ideal kabul edilen sınırların üzerindedir. Yenidoğanlarda ilk birkaç gün içerisinde meydana gelen kilo kayıpları, normal fizyolojik sürecin bir parçasıdır ancak sezaryen ile doğan yenidoğanlarda bu miktar daha fazla olabilmektedir. Kilo kayıplarının takibi ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi, yenidoğanların hastane yatışları sırasındaki postnatal takiplerinde büyük bir önem taşımaktadır. Amaç: Bu tezin amacı, sezaryen ile doğan sağlıklı yenidoğanlarda anestezi tipinin, taburculuk öncesi kilo kaybı üzerine etkisinin diğer risk faktörleriyle beraber değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza, 29 Aralık 2017–31 Ocak 2020 tarihleri arasında T.C. Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’nda doğumu gerçekleşen 492 anne ve yenidoğan ikilisi dahil edildi. Yenidoğan ve annelere ait bilgiler, hastane kayıtları ve dosyaları retrospektif olarak incelenerek değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 492 yenidoğanın ortalama doğum haftası 38,6 ± 1,09 idi. Bu yenidoğanların %49,8’i (n=245) erkek, %50,2’si (n=247) kızdı. Toplam doğumların %53’ünü (n=261) genel anestesi ile sezaryen doğum, %36,2’sini (n=178) spinal anestezi ile sezaryen doğum, %10,8’ini (n=53) ise normal spontan vajinal yol (NSVY) ile doğum oluşturmaktaydı. Doğum öncesi annelere verilen intravenöz (IV) sıvı miktarı ortalaması tüm annelerde 440 ± 540 ml; genel anestezi ile sezaryen doğum yapan annelerde 320 ± 529 ml, spinal anestezi ile sezaryen doğum yapan annelerde 524 ± 493 ml, NSVY ile doğum yapan annelerde ise 745 ± 585 ml idi (p=0,001). Genel anestezi ile sezaryen, spinal anestezi ile sezaryen ve NSVY ile doğan yenidoğanların taburculuk kilo kaybı yüzdeleri kıyaslandığında istatistiksel açıdan anlamı bir fark görülmediği gibi anne yaşı, parite, konsepsiyon yöntemi, gestasyon haftası ve doğum kilosu gibi yenidoğan kilo kaybında risk faktörü olabilecek etmenlerde de istatistiksel açıdan anlamlı bir fark saptanmadı. Sonuç: Yenidoğanlarda taburculuk öncesi kilo kaybı açısından genel anestezi ve spinal anestezi ile doğan bebekler arasında bir fark saptanmaması ve diğer olası risk faktörleri açısından da istatistiksel açıdan anlamlı bir farkın olmaması, yenidoğanların doğum sonrası yakın takibi ile artmış kilo kayıplarının önüne geçilebileceği hipotezini ortaya koymaktadır.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Oğuz, Kemal Fırat;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Canlı varlıklar etraflarını etkileyebilmek için ışığın bu gizemli olaylarını çok iyi kullanıyor. Teknolojinin önde gelen şirketleri de ışığın maddeyle etkileşiminden yararlanarak tüketiciyi daha da fazla etkilemek ve arz talep olayını gerçekleştirmek için teknolojik araştırma geliştirme çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor...

  • Open Access Turkish
    Publisher: Maltepe Üniversitesi Havacılık Meslek Yüksekokulu
    Country: Turkey

    The COVID-19 disease, which emerged in Wuhan, China in December 2019, turned into a global crisis and affected our daily lives and the way we do our business. The disease caused drastic changes in the management of processes in all areas. During the ongoing COVID-19 pandemic, each of us focused on the effect of disease in our lives and the duration of it. In the aviation sector, issues such as how long travel restrictions and recession will last, how airline companies will adapt to the new situation and how the ensure sustainability have been added to concerns. The pandemic, which deeply affected all sectors, has also significantly affected the aviation ecosystem. The disease; created a domino effect on all stakeholders in this ecosystem such as; airlines, airports, security organizations, service support organizations and passengers. Cancellation of flights and refund of tickets due to travel restrictions, aircraft orders placed before the pandemic forced the airline companies in the financial field. While there was a recession in passenger transportation, the shipment of fundamental products such as food, medical goods, medicines increased the traffic in cargo sector. With the pandemic, remote access business models have taken a significant part in our lives. Digitalization in the sector gained speed with the pandemic and total digital transformation was realized. While life returns to normal after the pandemic and when working from home and remote access continues, business travels are going to decrease and people will question their travel habits as well as the changes in customer behaviors. Determining the passenger demands and managing them, competing with financial situations, planning the new normal and creating the safe travel environment; going to be ensured by the collaboration of aviation ecosystem’s participants. The process will be managed accurately with the understanding of the passenger demands and expectations of the companies, the strategies they have created in this direction, operational agility and flexibility. The theme of the second issue of our newsletter is “The Impacts of COVID-19 on the Aviation Industry and Transformation”. Our newsletter includes the evaluations of valuable sector representatives and academicians regarding the theme. I wish you a pleasant reading. Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alarak küresel bir krize dönüşen COVID 19 salgını tüm yaşamımızı ve iş yapış biçimimizi etkiledi. Salgın, her alanda süreçlerin yönetiminde köklü değişiklikler yapılmasına neden oldu. COVID 19’un yaşamımıza girmesiyle birlikte her birimiz salgının ne kadar süreceğine; yaşamımızı nasıl ve ne ölçüde etkileyeceğine odaklandık. Havacılık sektöründe ise bu sorulara seyahat kısıtlamalarının ve bu kısıtlamalarla beraber durgunluğun ne kadar süreceği; havayolu şirketlerinin yeni duruma nasıl adapte olacağı ve sürdürülebilirliği nasıl sağlayacağı gibi konular eklendi. Tüm sektörleri derinden etkileyen pandemi, havacılık ekosistemini de büyük ölçüde etkiledi. Salgın; hava yolu şirketleri, havaalanları, güvenlik şirketleri, destek hizmetleri sağlayan kuruluşlar, yolcular gibi bu ekosistemde yer alan tüm paydaşlarda domino etkisi yarattı. Seyahat kısıtlamaları ile yaşanan uçuşların iptali ve biletlerin iadesi; pandemi öncesi verilen uçak siparişleri şirketleri finansal alanda zorladı. Yolcu taşımacılığında durgunluk yaşanırken gıda, medikal ürünler ve ilaçlar gibi temel ihtiyaçların taşınmaları ile kargo sektöründe hızla yükseliş gerçekleşti. Pandemi ile birlikte uzaktan erişime dayalı iş modelleri yaşamımızda büyük ölçüde yer aldı. Sektörde yaşanan dijitalleşme, pandemi ile hız kazandı ve dijital dönüşüm gerçekleşmiş oldu. Pandemi sonrasında yaşam normale döndüğünde, evden çalışma ve uzaktan erişim devam ettiğinde iş amaçlı seyahatlerin azalması, kişilerin bu amaçla seyahat alışkanlıklarını sorgulaması söz konusu olacak ve farklı müşteri davranışları gözlemlenecek. Yolcu taleplerini belirlemek ve yönetmek, finansal durumlarla mücadele etmek, yeni normali planlamak ve güvenli seyahat ortamını oluşturmak havacılık ekosistemindeki tüm paydaşların birlikte çalışması ile gerçekleşecektir. Şirketlerin yolcu talep ve beklentilerini anlaması, bu doğrultuda oluşturdukları stratejiler, operasyonel çeviklik ve esneklik ile bu süreç başarılı bir şekilde yönetilecektir. Bültenimizin ikinci sayısının teması “COVID19’un Havacılık Sektörüne Etkisi ve Dönüşüm”. Bültenimizde temamızla ilgili değerli sektör temsilcilerinin ve akademisyenlerimizin değerlendirmeleri yer almakta. Keyifli okumanız dileğimle.

  • Other research product . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Aslanyürek, Yusuf;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
    Country: Turkey

    Cinema was born as a motion picture. Then it turned into a quiet theater. Then it got his own style. The developments that have taken place in its own style have been handled through cinema's own aesthetics, cinematography. The cameraman was also a machinist (the one who uses projector), film developer and engineer who construct things like filters, reflectors for different shooting experience. He would design the camera and its accessory, shoot, wash the film with his own formula in his bathroom, and show it using the projector which it was same camera at early stage of cinema. Biograph and subsequent private shooting companies, all cinematographers owned their own equipment and were mostly investors of the business they were doing. This system continued until the Soviet revolution and the discovery of Hollywood. Even after Hollywood, those who developed technical possibilities and used them for filming were also cinematographers. While the director's understanding consisted of directing the actor and being story writer at the beginning of the 20th century, it was only the cameramen who decided where to put the camera and what angle to shoot. Although the director became a central manager after the 1940s, the cameraman continued to be seen as the second director of the set until the digital revolution in cinematography. The main reason for this is besides art knowledge; The knowledge of optics, light and chemicals is that it distinguishes it from all other departments. For example, until the 1930s when laboratories became widespread, each camera manufacturer had its own tanks and films were washed and dried by the cinematographer. The knowledge of chemistry, physics of light and optics made the cinematographer unique and technical person. These technical abilities in time become hump in time as digital technology developed and made it unbelievable easy compared to that time. This situation has caused their creative identity not to be questioned in many countries. The artistic personality of the cinematographer has been ignored. They are considered as technical chiefs of film crew in these countries. And many directors of photography is unaware or even happy with the title and situation. Cinematographers are the directors of visual perception in film. Yet they are not considered as photographer of film in many countries including Turkey. Musicians were the first copyright holders in Turkey because Music is much older than cinema itself and established worldwide as an organization. In the study, the evolution of cinematography with the change of cinematography over time has been discussed in parallel. It has been concluded that the conditions of the cinematographer, who bears the responsibility of cinematography, differ according to the geography he works in and that the definition of his profession has not yet become universal. Sinema, hareketli fotoğraf olarak doğmuştur. Sonraları sessiz tiyatroya dönüşmüş ve nihayet kendi diline sahip olmuştur. Kendi diline sahip oldu olalı yaşanan gelişmeler, sinemanın kendi estetiği üzerinden yani sinematografisi üzerinden ele alınmıştır. Kameramansa, aynı zamanda makinist ve mühendis olarak ortaya çıkmıştır. Kameraman kamera ve aksesuarlarını tasarlar, çekimini yapar, kendi banyosunda kendi formülüyle filmi yıkar ve projeksiyonu kullanarak gösterimini yapardı. Bugün de geçmişteki gibi Biograph‘ ve sonradan açılan özel çekim şirketleri hariç bütün kameramanlar kendi ekipmanlarının sahibiydi ve çoğunlukla çektikleri eserin yapımcısıydılar. Sovyet Devrimi ve Hollywood‘un keşfine kadar bu sistem böyle devam etmiştir. Hollywood‘dan sonra bile teknik olanakları geliştiren ve film çekimlerinde kullananlar da kameramanlardı. Yönetmen anlayışı, yirminci yüzyılın başlarında öykü yazarı ve oyuncuyu yönetmekten ibaret iken, kameranın nereye konulacağına, hangi açıdan neyi çekeceğine karar verenler sadece kameramanlardı. Yönetmen, özellikle Avrupa ülkelerinde 1940‘lardan sonra merkezi bir yönetici haline gelmişse de kameramanlar dijital devrime kadar ikinci adam olarak görülmeye devam etmiştir. Bunun başlıca sebebi sanat bilgisinin yanı sıra optik, ışık ve kimya bilgisinin onu diğer tüm departmanlardan ayırmış olmasıdır. Örneğin laboratuvarların yaygınlaştığı 1930‘lara kadar her kamera üreticisinin kendi tankları vardı. Filmler, buralarda yapılan pozlamaya göre görüntü yönetmeni tarafından yıkanıp kurutulurdu. Çünkü o dönemin pozitif baskı makinasında pozlama düzeltmeye yarayan diyagramlar yoktu. Yapılan pozlama direkt olarak pozitife basılıyordu. Bu durum ise o dönemde kameramanı kritik bir departman haline getirmiştir. Zaman içerisinde görevleri, esere katkıları ve hatta unvanları değişse de teknik bilgileri ve kameramanlıktan gelmiş olmaları bir kambur gibi kalmıştır. Bu durum birçok ülkede onların yaratıcı kimliğinin sorgulanmamasına neden olmuştur. Kameramanların sanatçı kişiliği göz ardı edilmiştir. Bu durum özellikle bu ülkelerde görüntü yönetmenlerinin kendilerini teknik ekip şefi olarak görmelerine neden olmuştur. Sinemada ilk telif hakkı sahipleri müzisyenlerdi, çünkü müzik sinemanın kendisinden çok daha eski ve organizasyon olarak dünya çapında oturmuştu. Yapılan çalışmada görüntü yönetmenliğinin zaman içinde değişimiyle sinematografinin evrimi koşut olarak ele alınmıştır. Sinematografinin sorumluluğunu yüklenen görüntü yönetmeninin çalıştığı coğrafyaya göre koşullarının farklılaştığı ve henüz meslek tanımının evrenselleşmediği sonuçlarına ulaşılmıştır.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    İnam, Özen; Koç Tütüncü, Sema;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Türkiye bir deprem bölgesi. Depreme yönelik bilincin artmaya başladığı 1999 Marmara depreminin ardından sağlık ve arama kurtarma başta olmak üzere birçok alanda profesyonel ekipler kuruldu, kamuda ve sivil toplumda özverili gönüllüler yetişti.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Özel, Hüseyin;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Piyasa sistemi, kendi seçimlerini yapacak özgürlüğe sahip bireylerin, araç amaç uyumunu gözetecek biçimde, “rasyonel” ve “hazcı” bireyler olarak davranmalarını gerektirmektedir. Sistem, karşılıklı çıkarlara dayanan sözleşme tipi değiş tokuş ilişkilerine dayandığından, özel mülkiyet hakkı ile sözleşme özgürlüğüne dayanmaktadır. Değiş tokuş ilişkisi, tarafların davranışlarını, özgür iradeleriyle, piyasa dışından kaynaklanan herhangi bir kısıt ya da baskıya boyun eğmeden gerçekleştirebilmelerini sağlar; ayrıca değiş tokuşa konu olan değerlerin birbirine eşit olması gerektiğinden, bireylerin eşitliğini de içermektedir. Bu özgürlük kavrayışının, Isaiah Berlin’in tanımladığı “negatif” bir özgürlük olduğu söylenebilir. Berlin, “negatif” özgürlüğün, daha çok bireyin dışındaki, onun hareket serbestisini, davranışlarını sınırlayan etkilerin varlığı ile nitelendiğini söylemektedir; bu kısıtlar ortadan kalktığı ya da azaldığı ölçüde birey daha da özgür olacaktır. İnsanın herhangi bir dış müdahaleye bağlı olmadan, bütünüyle kendi vicdanına, özgür iradesine dayanarak davranabilmesi, onun özgürlüğünün ve eyleme gücünün de göstergesidir. Dolayısıyla, piyasa sistemine dayanan modern uygarlıkta, örneğin Liberalizmin önde gelen temsilcisi Hayek’in sözleriyle, “bireylerin, tanımlanmış sınırlar içerisinde, başkalarının değil, kendi değerleri ile tercihlerini izlemesine olanak verilmelidir; bu sınırlar içerisinde, bireyin hedefler sisteminin de her şeyin üzerinde olması ve başkalarının hedeflerinin bireye dikte edilmemiş olması gereklidir.” Dolayısıyla, Hayek’e göre, piyasanın işleyişi için ekonomi dışı herhangi bir müdahale (devlet müdahalesi, tekellerin varlığı, sendikalar) olmamalıdır. Özellikle devlet müdahaleleri, hem özü gereği baskıcı nitelikte olduğundan özgürlüğü yok eder hem de piyasanın işleyişini bozarak, kaynak dağılımını bozar.

  • Other research product . Other ORP type . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Sarısaltık Gedikoğlu, Ceren;
    Publisher: Maltepe Üniversitesi
    Country: Turkey

    Sosyal medya uygulamaları bir şekilde hepimizin hayatına girmiş durumda. Hatta birçoğumuz, özellikle gençler için sabah uyanır uyanmaz yapılan ilk aktivite cep telefonuna göz atmak oluyor. Sağlık uygulamaları, spor uygulamaları ile uykumuz yapay zekâ algoritmaları tarafından gözlemleniyor. Uyanma saatimizi ona göre belirliyoruz. Hatta eğer sesli asistan sistemimiz cep telefonumuzda açık ise, uygulamaları kullanmak için verdiğimiz izinlerle, uygulamalar konuşmalarımızdan veya yaptığımız internet sörfünden gene algoritmaları sayesinde en çok hoşlandıklarımızı veya beğenmediklerimizi tespit ederek, bize gösterilecek olan sosyal medya reklamlarını bile belirliyor. Bu da insanın aklına “aslında hayatımızı algoritmalar mı yönetiyor?" sorusunu getiriyor.

Send a message
How can we help?
We usually respond in a few hours.