Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
12 Research products, page 1 of 2

  • 2012-2021
  • Open Access
  • Turkish
  • Iskenderun Technical University Institutional Repository
  • COVID-19

10
arrow_drop_down
Relevance
arrow_drop_down
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Duman, Damla;
    Publisher: İskenderun Teknik Üniversitesi / Lisansüstü Eğitim Enstitüsü / Turizm ve Otelcilik İşletmeciliği Ana Bilim Dalı
    Country: Turkey

    Especially since the 1980s, a rapid change and development process has begun to meet individual needs worldwide. Consumer behavior towards the tourism industry has also been affected by this change. While mass tourism, which was previously associated with sea, sand and sun tourism, was popular, nowadays, experiential tourism types are preferred to meet individualized needs. The increase in the number of trips made to get to know and experience the local cuisine recently is an example of the mentioned change. In this context, increasing the share of developing countries from the global tourism pie depends on their ability to meet changing consumer needs. Within the scope of this thesis, it has been examined whether the destination image has a mediating effect in the relationship between local cuisine elements and destination selection. The research was designed according to the relational screening model, which is one of the general screening models. Questionnaire technique was used to collect data. Due to the fact that the data collection process coincided with the Covid-19 pandemic period, the questionnaires were administered online using the deliberate (decision-judicial) sampling technique. As a result of removing the questionnaires with erroneous and missing data, analyzes were made on the data obtained with 382 questionnaires. Descriptive analysis, explanatory factor analysis (EFA), correlation and regression analyses were applied on the data. As a result of the analysis, it has been determined that the local cuisine elements have a positive and significant effect on the destination image and destination selection, and the destination image has a positive and significant effect on the destination selection. In addition, it has been concluded that the local cuisine elements affect the destination selection indirectly through the destination image. In this context, it can be said that there is a partial mediation effect of the destination image among the variables. The study was concluded by discussing the findings in the light of the literature and making suggestions for tourism industry practitioners and future research. Key Words: Local cuisine, destination image, destination selection, hatay Özellikle 1980lerden itibaren dünya çapında bireysel ihtiyaçların karşılanması adına hızlı bir değişim ve gelişim süreci yaşanmaya başlamıştır. Bu değişimden, turizm endüstrisine yönelik geliştirilen tüketici davranışları da etkilenmiştir. Önceleri deniz, kum, güneş turizmiyle ilişkilendirilen kitle turizmi popülerken, günümüzde daha çok bireyselleştirilmiş ihtiyaçları karşılamaya yönelik deneyimsel turizm türleri tercih edilmektedir. Son zamanlarda yöresel mutfakları tanıma ve deneyimleme amacıyla gerçekleştirilen seyahatlerin artması sözü edilen değişime bir örnektir. Bu bağlamda gelişmekte olan ülkelerin küresel turizm pastasından aldığı payın artırılması, değişen tüketici ihtiyaçlarını karşılama gücüne bağlıdır. Bu tez çalışması kapsamında yöresel mutfak unsurları ile destinasyon seçimi arasındaki ilişkide destinasyon imajının aracılık etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma genel tarama modellerinden biri olan, ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Verilerin toplanmasında anket tekniğinden yararlanılmıştır. Veri toplama sürecinin Covid-19 pandemi dönemine denk gelmesi nedeniyle anketler, kasti (kararsal-yargısal) örnekleme tekniği kullanılarak çevrimiçi ortamda uygulanmıştır. Hatalı ve eksik verilerin yer aldığı anket formlarının çıkarılması sonucunda 382 anket formuyla elde edilen veriler üzerinde analizler yapılmıştır. Veriler üzerinde, betimleyici analiz, açıklayıcı faktör analizi (AFA), kolerasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda yöresel mutfak unsurlarının destinasyon imajı ve destinasyon seçimi üzerinde, destinasyon imajının destinasyon seçimi üzerinde pozitif yönlü anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yöresel mutfak unsurlarının destinasyon seçimini dolaylı olarak destinasyon imajı üzerinden etkilediği sonucuna da erişilmiştir. Bu bağlamda değişkenler arasında destinasyon imajının kısmi aracılık etkisinin olduğu söylenebilir. Çalışma, elde edilen bulguların alanyazın ışığında tartışılmasıyla turizm endüstrisi uygulayıcılarına ve gelecekteki araştırmalara önerilerde bulunularak sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yöresel mutfak, destinasyon imajı, destinasyon seçimi, hatay

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Kalaba, Bertan;
    Publisher: İskenderun Teknik Üniversitesi / Lisansüstü Eğitim Enstitüsü / Turizm ve Otelcilik İşletmeciliği Ana Bilim Dalı
    Country: Turkey

    Service quality is seen as a decisive criterion for the success of an institution or business. Knowing how the services offered in museums are perceived by visitors makes an important contribution to museums in seeing their strengths or weaknesses and improving quality. Individuals participate different recreational activities at various times to regenerate, have fun, experience different things and improve themselves. Visiting museum is the one of these activities. The main purpose of the research is to examine the relationship between the service quality perceptions of the visitors of Hatay Archeology Museum and their level of renewal. In line with the purpose of the research, the survey technique was used as a data collection tool. The survey data were collected according to the non-random convenience sampling method between 17.09.2020 and 16.11.2020. Due to the risks posed by the Covid-19 epidemic while applying the survey, some of the research data were obtained by face-to-face and online. Within the scope of the research, analyzes were made in line with the data obtained from 404 questionnaires. Frequency analysis, test of validity, test of reliability, test of normality, correlation analysis and regression analysis were applied to the data. It has been determined that there is a positive and statistically significant relationship between the service quality perceptions of the participants towards the Hatay Archeology Museum and their level of renewal, and also that their perceptions of service quality have a positive and statistically significant effect on the renewal levels. Hizmet kalitesi, bir kurum veya işletmenin başarıya ulaşmasında belirleyici bir kriter olarak görülmektedir. Müzelerde sunulan hizmetlerin ziyaretçiler tarafından nasıl algılandığının bilinmesi, müzelere güçlü veya zayıf yönlerini görme ve kalitenin iyileştirmesi konusunda önemli bir katkı sağlamaktadır. Bireyler çeşitli zamanlarda yenilenmek, eğlenmek, farklı şeyler deneyimlemek ve kendilerini geliştirmek amacıyla farklı rekreasyon aktivitelerine katılmaktadır. Bu aktivitelerden bir tanesi de müze ziyaretidir. Araştırmanın ana amacı, Hatay Arkeoloji Müzesi ziyaretçilerinin hizmet kalitesi algıları ile yenilenme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Anket verileri 17.09.2020-16.11.2020 tarihleri arasında tesadüfi olmayan kolayda örneklem yöntemine göre toplanmıştır. Anket uygulanırken Covid-19 salgının getirdiği riskler nedeniyle araştırma verilerinin bir kısmı yüz yüze, bir kısmı ise çevrimiçi ortamda elde edilmiştir. Araştırma kapsamında 404 anket formundan elde edilen veriler doğrultusunda analizler gerçekleştirilmiştir. Verilere frekans analizi, geçerlilik ve güvenirlik testleri, normallik testi, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Katılımcıların Hatay Arkeoloji Müzesi'ne yönelik hizmet kalitesi algıları ile yenilenme düzeyleri arasında pozitif yönlü ve istatistiki açıdan anlamlı bir ilişki olduğu, ayrıca hizmet kalitesi algılarının yenilenme düzeyleri üzerinde pozitif yönde ve istatistiki açıdan anlamlı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Doğan, Hüseyin;
    Publisher: İskenderun Teknik Üniversitesi / Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü / Deniz Ulaştırma Mühendisliği Anabilim Dalı
    Country: Turkey

    Domestic freight transport is carried out within the borders of Turkey, it is mainly highway. The use of other types of transportation is rather low compared to highways. To a large extent, highway use creates high costs and fuel consumption. Intermodal transportation should be used and encouraged to minimize these negative effects. In this study, within the scope of intermodal transportation carried out in Van Lake region, the inland waterway, seaway and railway transportation modes are examined and the transportation time, fuel consumption variables and highway transportation mode are compared. The economic analysis of this comparison is aimed. For this purpose, it is planned to transport a certain amount of cargo to Kapıköy, which is the Iranian border gate of Van province, by using different modes of transport from Istanbul. In this direction, it is aimed to investigate the economic impact of the train ferry line operating in Van Lake on this comparison. In this study, a model was created over general transportation costs, assuming that decision makers would choose the solution that would minimize the total transportation cost. This model is adapted for intermodal transportation. In addition, in the model assumes that the loaders (decision makers) want to minimize the total transportation costs, therefore the solution that gives the lowest total cost is chosen. A formula was created and used for unit cost and total transportation cost per ton or vehicle. Van Lake and the surrounding transportation network performed intermodal transport Turkey and many countries were identified as having an impressive economic advantage. Intermodal transportation in Van Lake and its surroundings, transport network in Turkey and many countries were identified as having an impressive economic advantage. In addition to this positive effect created by the use of intermodal transportation, it has been observed that there has been a certain increase in transportation times. Which is currently being performed in Turkey and the transportation investments and projects to be made are vital to realizing in a short time. In this case, Turkey's geo-economic, geopolitical and it is expected to reach a stronger position from a geostrategic point of view. Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştirilen yurt içi yük taşımacılığı, karayolu ağırlıklıdır. Diğer taşıma türlerinin kullanımı karayollarına göre oldukça düşük gerçekleşmektedir. Büyük oranda karayolu kullanımı yüksek maliyet ve yakıt tüketimi oluşturmaktadır. Bu olumsuz etkileri minimum seviyeye düşürmek için İntermodal taşımacılık kullanılmalı ve teşvik edilmelidir. Bu çalışmada Van Gölü bölgesinde gerçekleştirilen intermodal taşımacılık kapsamında iç suyolu, denizyolu ve demiryolu taşıma modu incelenerek başta toplam taşıma maliyeti olmak üzere taşıma süresi ve yakıt tüketimi değişkenleri ile karayolu taşıma modu karşılaştırılmaktadır. Bu karşılaştırmanın ekonomik açıdan analizi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda örnek olay çalışma ile belirli bir miktar yükün, İstanbul'dan farklı taşıma modları kullanılarak Van ilinin İran sınır kapısı olan Kapıköy'e taşınması planlanmıştır. Bu doğrultuda Van Gölü'nde faaliyet gösteren tren feri hattının bu karşılaştırmaya olan ekonomik etkisinin araştırılması hedeflenmiştir. Bu çalışmada karar vericilerin toplam taşıma maliyetini minimuma indirecek çözümü seçeceği varsayılarak genel taşıma maliyetleri üzerinden bir model oluşturulmuştur. Bu model intermodal taşımacılığa uyarlanmıştır. Ayrıca modelde yükleyicilerin (karar vericilerin) toplam taşıma maliyetlerini minimuma indirmek istediği varsayılmakta, bu sebeple en düşük toplam maliyeti veren çözüm seçilmektedir. Ton veya araç başına birim maliyet ve toplam taşıma maliyeti için formül oluşturulmuş ve kullanılmıştır. Van Gölü ve çevresinde gerçekleştirilen intermodal taşımacılığın Türkiye ve birçok ülkenin taşımacılık ağını etkileyici ekonomik avantaja sahip olduğu belirlenmiştir. İntermodal taşımacılığın kullanılmasıyla oluşan bu olumlu etkinin yanında taşıma süresinde belirli bir artış yaşandığı gözlemlenmiştir. Bu olumsuz etkinin azalması adına Türkiye'de şuan yapılmakta olan ve yapılacak ulaştırma yatırım ve projelerin kısa sürede hayata geçirilmesi hayati öneme sahiptir. Bu durumun, Türkiye'nin jeoekonomik, jeopolitik ve jeostratejik açıdan daha güçlü konuma ulaşmasını sağlayacağı ön görülmektedir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Baştuğ, sedat; Akan, Ercan; Kiracı, Kasım;
    Publisher: Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi
    Country: Turkey

    2019 yılının sonlarına doğru baş gösteren Covid-19 salgını, başta havayolu endüstrisi olmak üzere birçok sektörü olumsuz olarak etkilemiştir. Bu süreçte havayolları, Covid-19’un olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla sefer sayısını azaltma, işletim maliyetleri yüksek olan uçakları filodan ayırma ve bazı uçuş rotalarına seferleri durdurma gibi uygulamalara başvurmuştur. Covid-19 süreci hava taşımacılığı endüstrisinin en önemli paydaşları olan havayolu ile havaalanı arasındaki ilişkiyi de etkilemiştir. Havayollarının, havalimanlarından hizmet kalitesi ile ilgili istek ve beklentilerinde birtakım değişiklikler meydana gelmiştir. Bu çalışmada Covid-19 sürecinde havaalanlarında sunulan hizmetlerin, havayolları açısından önemi incelenmiştir. Bu sayede Covid-19 sürecinde havayollarının önem atfettikleri faktörlerin ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Çalışma kapsamında bulanık AHP yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın bulguları, sırasıyla güvenilirlik (0,442) ve fiziki varlıklar 0,278 ağırlık kriterlerinin en yüksek önem derecesine sahip olduğunu göstermektedir. Bulgular aynı zamanda cevap verebilirlik (0,030) kriterinin en düşük değerde olduğunu ortaya koymaktadır. The Covid-19 epidemic, which started in late 2019, adversely affected many sectors, especially the airline industry. In this process, airlines resorted to the practices such as reducing the number of flights, removing aircraft with high operating costs from the fleet and halting flights to some flight routes to reduce the negative effects of Covid-19. The Covid-19 process has also affected the relationship between the airline and the airport, which are the most important stakeholders of the air transport industry. There have been some changes in the demands and expectations of the airlines regarding the service quality from the airports. In this study, the importance of the services offered at airports in the Covid-19 process for airlines has been examined. In this way, it is aimed to reveal the factors that airlines care about during the Covid-19 process. The fuzzy AHP method was used in the study. The findings of the study indicate that the weight criteria of reliability (0.442) and physical assets 0.278, respectively, have the highest degree of importance. The findings also reveal that the responsiveness (0.030) criterion has the lowest value.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Kazaz, Mete; Pala, Saibe; Kazaz, Arzu;
    Publisher: İNİF E-Dergi
    Country: Turkey

    Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi süreci, sağlık haberciliğinin önemini de gözler önüne sermiştir. Bu süreçte, diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de gündem konusunu aşılar oluşturmaktadır. Covid-19 sürecinde haberlerin dezenformasyon yaratmayacak şekilde sunulması planlanırken, aynı dikkatin aşı haberlerine de gösterilmesi gerekmektedir. Bu sebeple virüse karşı yapılan bilimsel çalışmalar kadar, bunların kamuoyuna aktarılması da önemli bir husustur. Aşı haberlerinin nasıl çerçevelendiğinin ortaya konması, haber kaynakları, haber-inşa stratejileri ile haberlerde ön plana çıkan ideolojinin ortaya konması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Haberde kullanılan çerçeveler, toplumsal yapının içinde şekillenmekte ve güç ilişkilerinden bağımsız var olmamaktadır. Bu durum haberlerin ideolojik yanlılığını da ortaya koymaktadır. Bu çalışma ile hem ulusal hem de uluslararası medyada aşı haberlerinin nasıl sunulduğu ortaya konmak istenmiş ve Sputnik, Independent, DW, BBC, Hürriyet, Sabah, HaberTürk, Sözcü, T24 ve Dokuz8 Haber’in internet sitelerinde yer alan aşı haberleri içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma, Türkiye’de coronavirüse karşı Faz 3 çalışmalarının başladığı 16.09.2020 tarihinden itibaren 16.10.2020’ye kadar olan aşı haberleri ile sınırlandırılmıştır. Bu süreçte coronavirüse karşı geliştirilen aşıları konu edinen 199 haber tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; aşı haberlerine en çok Sabah’ın internet sitesinde rastlanmıştır. Uluslararası medyanın haber kaynaklarını daha çok politikacılar oluştururken, ulusal medyada haber kaynağını sağlık çalışanları oluşturmaktadır. 11 farklı haber çerçevesi bağlamında değerlendirilen haberlerde, en çok kullanılan çerçeveler sırasıyla; sorumluluk yükleme, bilgi verme, tedbir ve kontrol, sayılarla belirtme ve bilimsel gelişme şeklinde yer aldığı görülmüştür. En çok kullanılan haber-inşa stratejisi ise birleştirme olmuştur. Bu durum haberlerde iyimser bir tablonun çizildiğini, hem ulusal hem de uluslararası medyanın kendi politikaları doğrultusunda haberlere şekil verdiğini göstermiştir. Eleştirel haber dili yerine birleştirici anlayış ön plana çıkmakta

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Yurtseven, Müslüm; Şentürk, Kazım; Vural, Şefik;
    Publisher: Koç Üniversitesi Suna Kıraç Kütüphanesi
    Country: Turkey

    Amaç: COVID 19 pandemisi toplumsal yaşamı oluşturan sosyal, siyasal, ekonomik, teknolojik ve kültürel ögeleri etkisi altına almış ve yeni bir toplumsal yaşamın kapısını aralamıştır Bilim insanlarının, COVID 19 süreciyle özdeşleşen “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” söylemi de yeni toplumsal yaşamı doğrular niteliktedir İş yaşamı başta olmak üzere sağlık, eğitim, ekonomi, tarım gibi yelpazesi geniş bir değişim ağını örgütleyen COVID 19 pandemisi bu alanlara yönelik yeni politikaların belirlenmesi ve hizmet trafiğinin yeniden biçimlenmesini zorunlu kılmıştır Teknolojinin başat faktör olduğu bu değişim sürecinde her sektörde olduğu gibi kütüphaneler de birtakım aksiyonlar alarak COVID 19 süreci ve sonrasını planlamaktadır Öncelikle kullanıcı hizmetleri orijininde yapılan planlamalarda, COVID 19 sonrasında kütüphanecilikte yeni yaklaşımlar tartışılmalıdır. Bu noktada, kullanıcı hizmetlerinin psikolojik boyutu yeni bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Pandemi nedeniyle yüz yüze gerçekleştirilemeyen psikolojik danışmanlık hizmetinde olduğu gibi kütüphane kullanıcılarının gereksinimleri de internetin sağladığı olanaklarla çevrimiçi olarak karşılanmaktadır Ancak, kullanıcıların demografik ve yapısal özelliklerinin birbirinden ayırımlı olduğu düşünüldüğünde kullanıcılara verilen hizmetlerin toptancı bir yaklaşımla sürdürüldüğü gözlenmektedir. Bu bağlamda, kütüphaneler gerek COVID 19 sürecinde gerekse sonrasında psikologlarla işbirliğine giderek kullanıcı hizmetlerine yönelik birtakım psikolojik ölçekler geliştirmelidir. Yöntem: Belgesel kaynak analizi, Gözlem Bulgular: Psikolojik ölçeklerden elde edilecek bilimsel verilerin, kullanıcı hizmet trafiğinde kütüphanelere yol gösterici olacağı, bu çalışmanın da kütüphaneciliğin geleceği açısından yeni bir ekonomi yaratacağı düşünülmektedir. Tartışma: Kütüphane kullanıcılarının demografik ve yapısal özelliklerindeki ayırımlar, yaşam boyu öğrenme ve bilgi edinim süreçlerine doğrudan etki etmektedir. Bu etki faktörünü ölçümlemek, kütüphanelerde kullanıcı hizmetlerini toptancı yaklaşımlardan kurtarmak ve kanıta dayalı kullanıcı haritaları oluşturmak psikolojik ölçeklerle olanaklı olacaktır Kütüphane kullanıcılarının psikolojik verileri bilgi hizmetlerinin gelecekteki vizyonunu belirleyecektir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Aygül, Özcan;
    Publisher: İskenderun Teknik Üniversitesi / Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü / Deniz Ulaştırma Mühendisliği Ana Bilim Dalı
    Country: Turkey

    Van Gölü üzerinde gemilerle gerçekleştirilen yük ve yolcu taşımacılığı gibi faaliyetlerin geçmişi uzun yıllar öncesine dayanmaktadır. Günümüzde ise göl üzerindeki bu faaliyetler dizel motorlu gemilerle yapılmaktadır. Gemilerin kullandıkları fosil yakıtların dizel motorlarda yanması sonucu ortamda karbon dioksit (CO2), azot oksit (NOX), karbon monoksit (CO), kükürt oksit (SOX), partikül madde (PM), uçucu organik bileşik VOC ve hidrokarbon (HC) gibi egzoz emisyonlarının oluşumu gerçekleşmektedir. Gemi makinelerinde oluşan insan sağlığına ve çevreye zararlı olan egzoz emisyonları gemilerin bacalarından dışarı çıkarak havayı kirletmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda Van Gölü bölgesi ile ilgili gemilerden kaynaklı oluşan egzoz emisyon değerlerinin tespitine yönelik yapılmış bir çalışmanın yapılmadığı görülmüştür. Bu sebeple bu çalışma, alanda yapılmış olan mevcut diğer çalışmalardan farklılığını ortaya koyarak önemini artırmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, Van gölü bölgesinde faaliyet gösteren gemilerden kaynaklı egzoz emisyonlarının tahmini değerlerinin belirlenmesi ve ayrıca elde edilen emisyon değerlerinin bölgenin insan sağlığına ve çevresine olan muhtemel etkilerinin ortaya çıkarılması ile ilgili ileride yapılacak çalışmalarda referans alınacak bir çalışma olması amaçlanmaktadır. Van Gölü bölgesinde gemilerden kaynaklı egzoz emisyon değerlerinin tespiti ile ilgili çalışmada göl üzerinde faaliyet gösteren 6 feribot (4 eski ve 2 yeni), 2 deniz otobüsü ve 5 yolcu motoru olmak üzere toplamda 13 deniz aracına ait gerçek yakıt değerleri kullanılmıştır. Emisyon hesaplamalarında yukarıdan aşağı (top-down) yöntemi kullanılmış olup öncelikle 13 deniz aracından kaynaklı oluşan 8 yıl 11 aylık bir emisyon tahmini yapılmıştır. Daha sonra ise sadece 6 adet feribot için 1988 yılından 2020 yılına kadar yaklaşık 33 yıllık bir emisyon tahmini yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda Van Gölü bölgesinde faaliyet gösteren gemilerden kaynaklı oluşan toplam egzoz emisyon değerleri hesaplanarak sunulmuştur. The history of cargo and passenger transportation by ships on Lake Van dates back many years. Today, these transportation on the lake are carried out by diesel-powered vessels. As a result of the burning of fossil fuels used by diesel ships, carbon dioxide (CO2), nitrogen oxide (NOX), carbon monoxide (CO), sulfur oxide (SOX), particulate matter (PM), volatile organic compound (VOC) and hydrocarbon (HC) emissions occur. Exhaust emissions, which are harmful to human health and the environment, that occur in ship machinery go out of the funnels of the ships and pollute the air. As a result of the researches, it has been observed that there was no study conducted to determine the values of ship-based exhaust emissions in the region of Lake Van. That's why, being different from other existing studies in the field, this study increases its importance. Within the scope of this thesis, it is aimed to be a reference study to determine the values of ship-based exhaust emissions in the region of Lake Van and also to reveal the possible effects of the emission values obtained on the human health and environment of the region. In this study on the determination values of the ship-based exhaust emissions in the region of Lake Van, the actual fuel values of a total of 13 marine vehicles, 6 ferries (4 old and 2 new), 2 sea buses and 5 passenger engines, has been used on. The top-down method has been used in the emission calculations, and firstly, an emission estimation for 8 years and 11 months has been made from 13 vessels. Later, an emission estimate of approximately 33 years has been made for only 6 ferries from 1988 to 2020. As a result of the study, the total values of the ship-based exhaust emissions in the region of Lake Van has been calculated and presented.

  • Publication . Part of book or chapter of book . 2021
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Göral, Ramazan; Yurtlu, Murat;
    Publisher: İksad Yayınevi
    Country: Turkey

    Salgın hastalıkların insanlık tarihi kadar eskilere dayandığı düşünülmektedir. Dünya geneline yayılan salgın hastalıklar, pandemi (bir kıtaya ya da tüm dünyaya yayılan salgın hastalık) olarak adlandırılmaktadır. Sürekli artan nüfus, kentlerin genişlemesi, orman bölgelerinin yok edilerek kent ve tarım arazisi oluşturulması gibi nedenlerden dolayı insanlar ile vahşi hayvan yaşamının iç içe geçmesiyle pandemi sayılarında artışlar görülmektedir (Gössling vd., 2020: 1). Ayrıca geçmişe kıyasla ulaşım ağlarının daha da gelişmesi ve seyahatlerin artması salgın hastalıkların kısa zamanda yayılmasında etkili olmaktadır (Lee vd., 2012: 90). Tarihsel süreçte Dünya çok sayıda pandemiye tanık olmuştur.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Gül, Kürşad Abidin;
    Country: Turkey

    İlk defa Çin'de ortaya çıkıp daha sonra tüm dünyaya yayılan ve küresel bir sorun haline gelen Covid-19 salgını turizm sektörünü ciddi bir şekilde etkilemiştir. Bu durumun bir sonucu olarak turizm sektörünün önemli bir kolu olan seyahat işletmeleri de salgından olumsuz yönde etkilenmiştir. Bu çalışma Covid-19'un seyahat işletmelerine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda Hatay ilinde bulunan 27 tane seyahat acentası ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Örneklem seçiminde kasti örneklem kullanılmıştır. Araştırmada 9 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış soru formu kullanıldı ve etik kurul izni alındı. Görüşmeler 28/05/2021- 03/06/2021 tarihleri arasında yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilere içerik analizi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda işletmelerin Covid-19 salgınında ekonomik ve psikolojik olarak olumsuz etkilendiği, personellerini çıkarmak zorunda kaldıkları, bazı işletmelerin kapandığı ya da küçülmeye gittiği tespit edilmiştir. Ayrıca turist beklentilerinin ve turizm anlayışının değiştiği, turistlerin daha çok özel turlara yöneldiği; doğa, yayla ve eko turizm temelli turizm çeşitlerine yönelim olduğu saptanmıştır. The Covid'19 epidemic, which first appeared in China and then spread to the whole world and became a global problem, seriously affected the tourism sector. As a result of this situation, travel businesses, which are an important branch of the tourism sector, were also adversely affected by the epidemic. This study was carried out to examine the effect of Covid-19 on travel businesses. In this direction, semi-structured interviews were conducted with business managers. The interviews were conducted face to face between 27/05/2021 and 31/05/2021. Content analysis was applied to the obtained data. As a result of the study, it was determined that the businesses were negatively affected economically and psychologically in the Covid-19 epidemic, they had to lay off their personnel, and some businesses were closed or downsized. In addition, tourist expectations and understanding of tourism have changed, tourists are more inclined towards private tours; It has been determined that nature, plateau and eco tourism-based tourism types are orientation.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Genç, Olcay; Köker, Fuat;
    Publisher: Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
    Country: Turkey

    Diğer dünya ülkelerine nazaran yeni tip koronavirüs Türkiye’de geç görülse de kısa sürede ülke genelini sarmış ve sosyal ve ekonomik açıdan olumsuz etkilere neden olmuştur. Türkiye'de ilk Covid-19 teşhisinden bugüne kadar geçen süre içerisinde, her ne kadar, birçok aktivite iptal edilmiş, birçok işletme ve alışveriş merkezleri kapatılmış, belirli günlerde belirli yaş grupları ve büyükşehirler için sokak kısıtlamaları ilan edilmiş olsa da salgınla mücadele kapsamında alınan ilk ve en erken önlem ülke genelinde bütün okulların kapatılarak uzaktan (online) eğitime geçilmesi olmuştur. Bu çalışmada yeni tip koronavirüs (Covid-19) pandemisinin yükseköğretim öğrencileri üzerindeki algısı ve salgın sürecinde zorunlu hale gelen uzaktan eğitimin etkinliği irdelenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda bir anket hazırlanarak yükseköğretim öğrencilerine iletilmiş ve sonuçlar çeşitli istatistik analizlere tabi tutularak yorumlanmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda; çalışmaya katılan yükseköğretim öğrencilerinin okulların kapatılma kararını doğru bularak yetkililer tarafından belirlenen virüse karşı korunma kurallarına uydukları, halk sağlığı konusunda devlete ve sağlık sistemine yüksek düzeyde güven duydukları ve sağlık çalışanlarını yeterli buldukları, salgın sürecinde zorunlu kalınan uzaktan eğitimi ise orta düzeyde etkili buldukları görülmüştür. Compared to other countries, the novel coronavirus has arrived Turkey later but spread all around the country in a short time and effected the social and economic life negatively. After the first diagnosis of coronavirus case, although many activities have been canceled, many businesses and shopping malls have been closed, curfews have been announced on certain days for certain age groups and metropolitan areas, the first action to prevent the pandemic was to close the schools and switch to distance learning. In this study, the perception of the novel coronavirus (Covid-19) pandemic on higher education students and the efficiency of distance learning are investigated. A questionnaire was prepared and delivered to higher education students. As a result of the analyses carried out, it is observed that the higher education students agree with the decision of shutting the schools down, follow the precaution rules against pandemic, they have a high level of trust in the government and the health system regarding public health, and evaluate the distance learning’ effectiveness at a medium level.

Send a message
How can we help?
We usually respond in a few hours.