Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
547 Research products, page 1 of 55

  • 2018-2022
  • Open Access
  • TR
  • Turkish
  • Kapadokya University Institutional Repository

10
arrow_drop_down
Relevance
arrow_drop_down
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Tuğyan Ayhan, Deniz; Büyükturan, Buket; Büyükturan, Öznur;
    Country: Turkey

    AMAÇ: Bu çalışmanın amacı; fiziksel aktivite düzeyi, menstruasyon semptomları ve dismenorenin aktivite, istirahat ve uyku esnasında değerlendirilen ağrı şiddetlerinin birbiriyle ilişkisini incelemektir. YÖNTEM: Çalışma Kapadokya Üniversitesinde öğrenim gören 40 dismenoreli birey üzerinde gerçekleştirildi. Fiziksel aktivite düzeyleri, uluslararası fiziksel aktivite kısa form ile menstruasyon semptomları, menstruasyon semptom ölçeği ile ağrı şiddetleri ise görsel analog skala ile değerlendirildi. BULGULAR: Çalışmamıza yaş ortalama değeri 19,65±1,29 olan 40 kişi katıldı. Dismenoreli bireylerin VKİ (kg/cm) median (25-75): 20,4 (19-23), menarş yaşı median (25-75): 13 (12-14), menstruasyon süresi median (25-75): 5 (4,75-7) ve iki menstruasyon arası süresi median (25-75): 28 (27-30) idi. Aktivite sırasındaki görsel ağrı skalasının puanlaması ile menstruasyon semptom ölçeği arasında pozitif yönde orta düzeyde (p: 0,023 r:0,360) korelasyon bulunmaktadır. İstirahat sırasındaki görsel ağrı skalasının puanlaması ile menstruasyon semptom ölçeği arasında pozitif yönde orta düzeyde (p: 0,001 r:0,554) korelasyon bulunmaktadır. Uyku sırasındaki görsel ağrı skalasının puanlaması ile fiziksel aktivite anketi veya menstruasyon semptom ölçeği arasında korelasyon bulunmamaktadır. SONUÇ: Dismenoreli 40 bireyde menstruasyon semptom ölçeğinde ağrı ile ilişkili soruların olması sebebi ile ağrı ve menstruasyon semptom ölçeği ilişkili bulundu. Fiziksel aktivite ile ağrı arasında ilişki bulunamaması katılımcıların büyük bir kısmının fiziksel olarak yeteri kadar aktif olmamalarına bağlanmıştır. Dismenoreli bireylerde semptom şiddeti ile yasam kalitesini arasındaki ilişkiyi inceleyen daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Fatma Yildirim Dalkiran; Mustafa Samet Gençağ;
    Country: Turkey

    Günümüzde kullanılan insansız hava araçlarının (İHA) neredeyse tamamı, küresel seyrüsefer uydu sistemini (Global NavigationSetallite System, GNSS) kullanmaktadır. Bu sistem, hava aracına yüksek hassasiyetli konum, hız ve zaman bilgisisağlamaktadır. Ancak GNSS kullanıldığında, yüksek yapıların arasında, engebeli arazilerin bazı bölgelerinde ve kapalı alanlardaveri akışında aksaklıklar meydana gelmektedir. Bu sistemin eksikliğinde, ataletsel ölçüm birimi (Inertial Measurement Unit,IMU) içerisinde bulunan jiroskop, ivmeölçer ve manyetometre verileri kullanılmaktadır. Kapalı ortamda uçuş yapılırken, haricibir seyrüsefer sistemi kullanılamadığı zaman, IMU’ da sapmalar meydana gelmekte ve bu sapmalar, düzeltilememekte, uçuşboyunca da artarak devam etmektedir. Bu çalışmada, kapalı ortam uçuşlarında ortaya çıkan sapmaları azaltmak ve buna bağlıolarak uçuş stabilitesini artırmak için optik akış, kızılötesi ve ultrasonik sensörlerin birlikte kullanıldığı bir İHA modelisunulmuştur. Geliştirilen İHA’ nın uçuş stabilitesini karşılaştırma açısından kapalı ortam uçuşu için iki farklı konfigürasyonkullanılmıştır. Arduino üzerinde geliştirilen algoritmalar sayesinde, İHA’ nın kapalı alanda engellerden kaçınması sağlanmış vehem IMU’ daki sapmalar azaltılmış hem de uçuş stabilizasyonu artırılmıştır. Nowadays nearly all of unmanned aerial vehicles (UAV) use Global Navigation Setallite System (GNSS). This system provideshigh-precision position, speed and time information to the aircraft. However, some problems can occour about data flow betweenhigh buildings, in some areas of rough terrain and indoor environment when GNSS is used. If this system is not available, thegyroscope, accelerometer and magnetometer data contained in the Inertial Measurement Unit (IMU) are used. Indoor flight,when an external navigation system cannot be used, deviations occur in the IMU. These deviations cannot be corrected andcontinue to increase throughout the flight. In this study, an UAV, in which optical flow, infrared and ultrasonic sensors are usedtogether, has been presented to reduce the deviations that occur in indoor flights and increase flight stability accordingly. Twodifferent configurations were used for indoor flight in terms of comparing the flight stability of the developed UAV. Thanks tothe algorithms developed on Arduino, the UAV has been allowed to avoid obstacles in the closed area, and both the deviationsin the IMU have been reduced and the flight stabilization has been increased.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Ayşegül Yildiz; Seda Şahan;
    Publisher: Türk Nefroloji, Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireleri Derneği
    Country: Turkey

    Periton diyalizi, son dönem böbrek yetmezliği olan çocukların, böbrek fonksiyonlarını sürdürebilmeleri amacıyla dünya çapında kullanımı giderek artan vehastaların tedavisinde olumlu sonuçlar alınmasını sağlayan bir yöntemdir. Peritondiyalizi işlemi aile ve çocuk için konforlu ve yaşam aktivitelerini ciddi ölçüdeetkilemeyen bir tedavi yöntemidir. Buna rağmen periton diyalizi işlemindekitemel kurallara uyulmadığı takdirde ise ciddi sorunlar meydana gelebilmektedir.Periton diyalizi işleminde peritonit, kateter giriş-çıkış yeri enfeksiyonu, katetertünel enfeksiyonu, karın ağrısı, kateterin tıkanması, protein yetersizliği, diyalizsıvısıyla birlikte kan gelmesi gibi komplikasyonlar meydana gelebilmektedir. Bukomplikasyonlar değerlendirildiğinde ise en önemli komplikasyon olarakenfeksiyonlar karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada periton diyalizi tedavisi alançocuk hastalarda sık görülen enfeksiyonları önlemek amacıyla alınabilecekönlemlerin tanımlanması amaçlanmıştır. Bu amaçla Pubmed, Google Akademik,Academia ve Cochrane veri tabanlarında taranan konuya uygun 13 adet ilgililiteratür eşliğinde periton diyalizi tedavisi alan çocuk hasta grubunda ortaya çıkanenfeksiyonların önlenmesi için yapılması gerekenler gözden geçirilmiştir. Peritoneal dialysis is a method that is used worldwide to maintain kidney functionof children with end-stage renal failure and provides positive results in thetreatment of patients. Peritoneal dialysis procedure is a comfortable treatment forthe family and child and does not significantly affect the life activities. However,serious problems may arise if the basic rules in the periteonal dialysis process arenot followed. Periteonal dialysis procedure could have complications such asperitonitis, catheter entry-exit site infection, catheter tunnel infection, abdominalpain, catheter occlusion, protein deficiency, and blood supply with dialysis fluid.When these complications are evaluated, infections are the most importantcomplication. In this study, it is aimed to define the measures that can be taken toprevent common infections in pediatric patients receiving periteonal dialysistreatment. For this purpose, 13 necessary literature appropriate to the subjectscanned in Pubmed, Google Academic, Academia, and Cochrane databases, alongwith related literature, have been reviewed to prevent infections that occur in thepediatric patient group.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Uçak, Hatice; Kaplan, Metin; Öğüt, Emine;
    Publisher: Dilkur Akademi
    Country: Turkey

    Bu araştırmanın amacı: Sanayi sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde insan kaynakları yönetim (İKY) uygulamalarının, sanal kaytarma üzerindeki etkisinin analiz edilmesidir. Araştırmanın örneklemini Konya ilinde faaliyet gösteren sanayi sektöründe çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmanın bulguları göre, insan kaynakları yönetim uygulamalarının önemsiz ve önemli sanal kaytarma davranışı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir.

  • Publication . Report . 2020
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Tekin, Recai;
    Country: Turkey

    Göreme Müzesi sanal olarak Recai Tekin tarafından gezdirildi, rehberlikle ilgili teknik bilgiler yanında teorik bilgiler aktarıldı.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Altın Yakut, Zeynep;
    Publisher: Kapadokya Üniversitesi Yayınları
    Country: Turkey

    YÖK Tez No: 10486819 Tüm canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri, düşünceleri, bilgileri, birikimleri ve tecrübeleri hakkında paylaşım yapabilmeleri için diğer canlılar ile iletişim halinde olmaları gerekir. İnsanlar mevcut bulunan dil ve konuşma kabiliyeti sayesinde duygu ve düşüncelerini doğru biçimde ifade edebilme, etrafında gerçekleşen olaylar ve durumlarla ilgili yorum yapabilme, çevresindeki bireyleri anlayabilme ve onlarla nitelikli etkileşime geçebilme gibi iletişim becerilerine sahiptir. Dilin pragmatik bileşeni konuşmayı başlatabilme, devam ettirebilme, sona erdirebilme gibi sohbeti organize etme kabiliyetlerini içerir. Bu araştırmanın amacı, konuşma sesi bozukluğu olan ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin pragmatik dil becerilerinin incelenmesidir. Çalışmaya 26 konuşma sesi bozukluğu olan ve 26 tipik gelişim gösteren olmak üzere toplam 52 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin her birine konuşma sesi bozukluklarını değerlendirmek için Türkçe Sesletim Sesbilgisi Testi alt testi olan Sesletim Tarama Alt Testi uygulanmıştır. Öğrencilerin pragmatik becerilerini değerlendirmek için her birine Pragmatik Dil Becerileri Envanteri-Türkçe Versiyonu uygulanmıştır. Envanter puanları incelendiğinde konuşma sesi bozukluğu olan grubun envantere göre %7,7’si yeterli iken tipik gelişim gösteren grubun %19,3’ü yeterlidir. Envanterin toplam ham puanları ve toplam standart puanları iki grup arasında anlamlı bir farklılık olmadığını göstermektedir. Tipik gelişim gösteren grubun sosyal etkileşim alt ölçek puanı konuşma sesi bozukluğu olan gruptan anlamlı olarak daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Konuşma sesi bozukluğu olan bireylerin yalnızca akademik alanda değil sosyal alanda da güçlük çekiyor olduğu görülmektedir. Bundan dolayı konuşma sesi bozukluğu eğitim planına sosyal alanda çekilen güçlük de eklenmelidir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Nalçacı, Gonca;
    Publisher: Kapadokya Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Araştırma Enstitüsü
    Country: Turkey

    YÖK Tez No: 10486304 .

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Mehmet Bahar;
    Country: Turkey

    Yapılan araştırmalar sonucunda altmıştan fazla sektörü etkilediği bilinen turizm endüstrisi, birçok ülkede olduğu gibi ülkemizin de en önemli gelir kaynaklarından biridir. İçinde bulunduğu ödemeler dengesindeki açığın kapatılması ve emek-yoğun bir sektör olması sebebiyle işsizliğin giderilmesindeki katkısı bu önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca ülkeye döviz girdisini kazandırırken, bunu minimum düzeyde ithalatla gerçekleştirmesi turizm sektörünü gerçek “milli ve yerli” bir sektör konumuna yerleştirmektedir. Bu sebepledir ki Cumhurbaşkanlığı tarafından “stratejik sektör” olarak ilan edilmiştir. Türkiye’nin rakip ülkelere göre hangi pazarlarda uzmanlaşmış veya uzmanlaşmamış olduğunun bilinmesi ve rekabet avantajının veya dezavantajının olduğu alanların incelenmesi, sektörün geleceğini ilgilendiren stratejilerin ve yönetim anlayışının belirlenmesi kadar yerel ve merkezi idare tarafından uygulanacak politika ve düzenlemeler açısından da önemlidir. Bu kapsamda, bu kitapta Türkiye’nin turizm ve otelcilik sektör gelişimi ve yeni eğilimler incelenerek Akdeniz ülkeleri arasında değişim payı analizi ile dinamiklere değinilmiştir. Diğer ülkeler ve Türkiye’nin turizm bağlamında hangi ülke pazarlarında uzmanlaşmış olup olmadığı incelenmiştir. Bu kitabın turizm dinamikleri ve eğilimleri konularında çalışan araştırmacılara kaynak olmasının yanı sıra turizm politikası ve stratejisi geliştirenlere ve yerel yönetimlere rehberlik etmesi amaçlanmıştır.

  • Publication . Master thesis . 2022
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Bağbaşı, Elif Derya;
    Publisher: Kapadokya Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Araştırma Enstitüsü
    Country: Turkey

    1979 yılına kadar korumacı politikalar uygulayan, ekonomisi merkezi kontrol altında, durgun ve fakir olan Çin, dünya ticaretine entegre olduktan sonra serbest piyasa reformlarını kısmen hayata geçirerek hızlı bir büyüme ve gelişme gerçekleştirmektedir. Uzun yıllar boyu ekonomisi dış dünyadan soyutlanmış haldeki Çin, 1979’dan itibaren kolektif tarım uygulamalarını durdurarak kısmen de olsa özel teşebbüse izin verdi. Ülkede dış ticaret işiyle uğraşan girişimlerin önü açıldı, bunlara yönelik olarak kısıtlamalar kaldırıldı, kısmi otonomi verildi. Böylece Çin, yurt dışından ithal ettiği ürünleri örnek alarak, kendi üretim bandını genişletti. Çin, gümrük vergilerini de kademeli şekilde azaltarak böylece teknoloji transferinin yolunu açmış oldu. Çin, Dünya Ticaret Örgütü ile uzun yıllar süren üyelik görüşmelerini 2001 yılının son ayında tamamladı. Bu anlaşmaya göre Çin, uluslararası ticaret kurallarına uyacağını, ekonomide ve ticaret rejiminde köklü değişikliklere gideceğine dair söz verdikten sonra, yüksek büyüme hızını yakaladı, takip eden yıllarda ticaret hacimle-rinde rekorlar kırıldı. Yabancı yatırımcılara büyük kolaylıklar sağlanması, dünyanın en büyük şirketlerinin üretimlerini Çin'e kaydırması sonucunu doğurdu. Bu da Çin’in uluslararası doğrudan yatırımların en cazip çekim merkezi olmasını sağladı. Ülkeye rekor düzeylerde dış yatırım çekmekte olan Çin şu anda dünyanın en büyük ihracatçılarından biridir. Yakın geçmişte hızlı bir büyüme ivmesi de yakalayan Çin, İngiltere ve Fransa'yı da geride bırakarak dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri oldu. Bu tez çalışmasında ABD'den sonra dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip olan Çin, ekonomik gelişmesi ve büyümesi inceleniyor. Dünya Bankası’nca 2018’de %9,5 Gayrı Safi Yurt İçi Hâsıla büyüme ortalaması ile, ‘en hızlı büyüyen ekonomiler arasında’ birinci oldu. Bu çalışmada, Çin'in ekonomik kalkınmasında ve hızlı büyümesinde en büyük etkenler araştırılmıştır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Yiğit, Hüseyin; Ceylan, Tayfun; Acer, Niyazi;
    Country: Turkey

    Giriş ve Amaç: Difüzyon Tensör Görüntüleme ile dokulardaki difüzyonun hangi yönde kısıtlandığı niceliksel olarak ifade edilebilmektedir. Bu niceliksel ifadenin yanı sıra, fiber traktografi algoritmalarının kullanılmasıyla da, beyindeki ak madde 3 boyutlu olarak gösterilebilmektedir. Bu çalışmada DtiStudio programı ile traktografi yapılarak, tractus corticospinalis, forceps major ve minor, fasciculus arcuatus ve uncinatus, fasciculus longitudinalis superior ve inferior gibi traktların ortaya çıkarılması ve bu traktların MRIcroGL adlı programı ile beyin içerisinde 3 boyutlu olarak gösterilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Görüntüler, DTI mapping menüsü ile traktografiye hazır hale getirilir. Elde edilen dosya, Fiber tracking menüsü kullanılarak; aksiyal, koronal ve sagittal kesitlerin üzerinde, istenen bölgenin seçilmesine olanak sağlar. Ardından bu 3 kesitten ilgili traktusun başlangıç (ROI-1) ve sonlanış noktası (ROI-2) seçilerek, traktus 3 boyutlu olarak elde edilir. Elde edilen bu traktuslar, mricrogl programı yardımı ile şablonlar kullanılarak, beyin içerisine yerleştirilir. Tartışma ve Sonuç: Literatürde farklı yöntemler kullanılarak fiber traktografi yapılabilmektedir. Ancak klinik bilgiler ile doğruluğu onaylanan ilk traktografi algoritması FACT (Fiber Assignment by Continuous Tracking)’tir. Bu çalışma ile FACT algoritması kullanan Dtistudio kullanılarak bazı traktlar gösterilmiştir. Bu tip programların hem eğitim hem de akademik alanlarda kullanımının yaygınlaşmasının, beyin anatomisinin anlaşılmasında ve klinik problemlere katkı sunmada yararlı olacağı kanaatindeyiz.

Advanced search in
Research products
arrow_drop_down
Searching FieldsTerms
Any field
arrow_drop_down
includes
arrow_drop_down
Include:
547 Research products, page 1 of 55
  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Tuğyan Ayhan, Deniz; Büyükturan, Buket; Büyükturan, Öznur;
    Country: Turkey

    AMAÇ: Bu çalışmanın amacı; fiziksel aktivite düzeyi, menstruasyon semptomları ve dismenorenin aktivite, istirahat ve uyku esnasında değerlendirilen ağrı şiddetlerinin birbiriyle ilişkisini incelemektir. YÖNTEM: Çalışma Kapadokya Üniversitesinde öğrenim gören 40 dismenoreli birey üzerinde gerçekleştirildi. Fiziksel aktivite düzeyleri, uluslararası fiziksel aktivite kısa form ile menstruasyon semptomları, menstruasyon semptom ölçeği ile ağrı şiddetleri ise görsel analog skala ile değerlendirildi. BULGULAR: Çalışmamıza yaş ortalama değeri 19,65±1,29 olan 40 kişi katıldı. Dismenoreli bireylerin VKİ (kg/cm) median (25-75): 20,4 (19-23), menarş yaşı median (25-75): 13 (12-14), menstruasyon süresi median (25-75): 5 (4,75-7) ve iki menstruasyon arası süresi median (25-75): 28 (27-30) idi. Aktivite sırasındaki görsel ağrı skalasının puanlaması ile menstruasyon semptom ölçeği arasında pozitif yönde orta düzeyde (p: 0,023 r:0,360) korelasyon bulunmaktadır. İstirahat sırasındaki görsel ağrı skalasının puanlaması ile menstruasyon semptom ölçeği arasında pozitif yönde orta düzeyde (p: 0,001 r:0,554) korelasyon bulunmaktadır. Uyku sırasındaki görsel ağrı skalasının puanlaması ile fiziksel aktivite anketi veya menstruasyon semptom ölçeği arasında korelasyon bulunmamaktadır. SONUÇ: Dismenoreli 40 bireyde menstruasyon semptom ölçeğinde ağrı ile ilişkili soruların olması sebebi ile ağrı ve menstruasyon semptom ölçeği ilişkili bulundu. Fiziksel aktivite ile ağrı arasında ilişki bulunamaması katılımcıların büyük bir kısmının fiziksel olarak yeteri kadar aktif olmamalarına bağlanmıştır. Dismenoreli bireylerde semptom şiddeti ile yasam kalitesini arasındaki ilişkiyi inceleyen daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Fatma Yildirim Dalkiran; Mustafa Samet Gençağ;
    Country: Turkey

    Günümüzde kullanılan insansız hava araçlarının (İHA) neredeyse tamamı, küresel seyrüsefer uydu sistemini (Global NavigationSetallite System, GNSS) kullanmaktadır. Bu sistem, hava aracına yüksek hassasiyetli konum, hız ve zaman bilgisisağlamaktadır. Ancak GNSS kullanıldığında, yüksek yapıların arasında, engebeli arazilerin bazı bölgelerinde ve kapalı alanlardaveri akışında aksaklıklar meydana gelmektedir. Bu sistemin eksikliğinde, ataletsel ölçüm birimi (Inertial Measurement Unit,IMU) içerisinde bulunan jiroskop, ivmeölçer ve manyetometre verileri kullanılmaktadır. Kapalı ortamda uçuş yapılırken, haricibir seyrüsefer sistemi kullanılamadığı zaman, IMU’ da sapmalar meydana gelmekte ve bu sapmalar, düzeltilememekte, uçuşboyunca da artarak devam etmektedir. Bu çalışmada, kapalı ortam uçuşlarında ortaya çıkan sapmaları azaltmak ve buna bağlıolarak uçuş stabilitesini artırmak için optik akış, kızılötesi ve ultrasonik sensörlerin birlikte kullanıldığı bir İHA modelisunulmuştur. Geliştirilen İHA’ nın uçuş stabilitesini karşılaştırma açısından kapalı ortam uçuşu için iki farklı konfigürasyonkullanılmıştır. Arduino üzerinde geliştirilen algoritmalar sayesinde, İHA’ nın kapalı alanda engellerden kaçınması sağlanmış vehem IMU’ daki sapmalar azaltılmış hem de uçuş stabilizasyonu artırılmıştır. Nowadays nearly all of unmanned aerial vehicles (UAV) use Global Navigation Setallite System (GNSS). This system provideshigh-precision position, speed and time information to the aircraft. However, some problems can occour about data flow betweenhigh buildings, in some areas of rough terrain and indoor environment when GNSS is used. If this system is not available, thegyroscope, accelerometer and magnetometer data contained in the Inertial Measurement Unit (IMU) are used. Indoor flight,when an external navigation system cannot be used, deviations occur in the IMU. These deviations cannot be corrected andcontinue to increase throughout the flight. In this study, an UAV, in which optical flow, infrared and ultrasonic sensors are usedtogether, has been presented to reduce the deviations that occur in indoor flights and increase flight stability accordingly. Twodifferent configurations were used for indoor flight in terms of comparing the flight stability of the developed UAV. Thanks tothe algorithms developed on Arduino, the UAV has been allowed to avoid obstacles in the closed area, and both the deviationsin the IMU have been reduced and the flight stabilization has been increased.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Ayşegül Yildiz; Seda Şahan;
    Publisher: Türk Nefroloji, Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireleri Derneği
    Country: Turkey

    Periton diyalizi, son dönem böbrek yetmezliği olan çocukların, böbrek fonksiyonlarını sürdürebilmeleri amacıyla dünya çapında kullanımı giderek artan vehastaların tedavisinde olumlu sonuçlar alınmasını sağlayan bir yöntemdir. Peritondiyalizi işlemi aile ve çocuk için konforlu ve yaşam aktivitelerini ciddi ölçüdeetkilemeyen bir tedavi yöntemidir. Buna rağmen periton diyalizi işlemindekitemel kurallara uyulmadığı takdirde ise ciddi sorunlar meydana gelebilmektedir.Periton diyalizi işleminde peritonit, kateter giriş-çıkış yeri enfeksiyonu, katetertünel enfeksiyonu, karın ağrısı, kateterin tıkanması, protein yetersizliği, diyalizsıvısıyla birlikte kan gelmesi gibi komplikasyonlar meydana gelebilmektedir. Bukomplikasyonlar değerlendirildiğinde ise en önemli komplikasyon olarakenfeksiyonlar karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada periton diyalizi tedavisi alançocuk hastalarda sık görülen enfeksiyonları önlemek amacıyla alınabilecekönlemlerin tanımlanması amaçlanmıştır. Bu amaçla Pubmed, Google Akademik,Academia ve Cochrane veri tabanlarında taranan konuya uygun 13 adet ilgililiteratür eşliğinde periton diyalizi tedavisi alan çocuk hasta grubunda ortaya çıkanenfeksiyonların önlenmesi için yapılması gerekenler gözden geçirilmiştir. Peritoneal dialysis is a method that is used worldwide to maintain kidney functionof children with end-stage renal failure and provides positive results in thetreatment of patients. Peritoneal dialysis procedure is a comfortable treatment forthe family and child and does not significantly affect the life activities. However,serious problems may arise if the basic rules in the periteonal dialysis process arenot followed. Periteonal dialysis procedure could have complications such asperitonitis, catheter entry-exit site infection, catheter tunnel infection, abdominalpain, catheter occlusion, protein deficiency, and blood supply with dialysis fluid.When these complications are evaluated, infections are the most importantcomplication. In this study, it is aimed to define the measures that can be taken toprevent common infections in pediatric patients receiving periteonal dialysistreatment. For this purpose, 13 necessary literature appropriate to the subjectscanned in Pubmed, Google Academic, Academia, and Cochrane databases, alongwith related literature, have been reviewed to prevent infections that occur in thepediatric patient group.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Uçak, Hatice; Kaplan, Metin; Öğüt, Emine;
    Publisher: Dilkur Akademi
    Country: Turkey

    Bu araştırmanın amacı: Sanayi sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde insan kaynakları yönetim (İKY) uygulamalarının, sanal kaytarma üzerindeki etkisinin analiz edilmesidir. Araştırmanın örneklemini Konya ilinde faaliyet gösteren sanayi sektöründe çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmanın bulguları göre, insan kaynakları yönetim uygulamalarının önemsiz ve önemli sanal kaytarma davranışı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir.

  • Publication . Report . 2020
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Tekin, Recai;
    Country: Turkey

    Göreme Müzesi sanal olarak Recai Tekin tarafından gezdirildi, rehberlikle ilgili teknik bilgiler yanında teorik bilgiler aktarıldı.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Altın Yakut, Zeynep;
    Publisher: Kapadokya Üniversitesi Yayınları
    Country: Turkey

    YÖK Tez No: 10486819 Tüm canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri, düşünceleri, bilgileri, birikimleri ve tecrübeleri hakkında paylaşım yapabilmeleri için diğer canlılar ile iletişim halinde olmaları gerekir. İnsanlar mevcut bulunan dil ve konuşma kabiliyeti sayesinde duygu ve düşüncelerini doğru biçimde ifade edebilme, etrafında gerçekleşen olaylar ve durumlarla ilgili yorum yapabilme, çevresindeki bireyleri anlayabilme ve onlarla nitelikli etkileşime geçebilme gibi iletişim becerilerine sahiptir. Dilin pragmatik bileşeni konuşmayı başlatabilme, devam ettirebilme, sona erdirebilme gibi sohbeti organize etme kabiliyetlerini içerir. Bu araştırmanın amacı, konuşma sesi bozukluğu olan ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin pragmatik dil becerilerinin incelenmesidir. Çalışmaya 26 konuşma sesi bozukluğu olan ve 26 tipik gelişim gösteren olmak üzere toplam 52 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin her birine konuşma sesi bozukluklarını değerlendirmek için Türkçe Sesletim Sesbilgisi Testi alt testi olan Sesletim Tarama Alt Testi uygulanmıştır. Öğrencilerin pragmatik becerilerini değerlendirmek için her birine Pragmatik Dil Becerileri Envanteri-Türkçe Versiyonu uygulanmıştır. Envanter puanları incelendiğinde konuşma sesi bozukluğu olan grubun envantere göre %7,7’si yeterli iken tipik gelişim gösteren grubun %19,3’ü yeterlidir. Envanterin toplam ham puanları ve toplam standart puanları iki grup arasında anlamlı bir farklılık olmadığını göstermektedir. Tipik gelişim gösteren grubun sosyal etkileşim alt ölçek puanı konuşma sesi bozukluğu olan gruptan anlamlı olarak daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Konuşma sesi bozukluğu olan bireylerin yalnızca akademik alanda değil sosyal alanda da güçlük çekiyor olduğu görülmektedir. Bundan dolayı konuşma sesi bozukluğu eğitim planına sosyal alanda çekilen güçlük de eklenmelidir.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Nalçacı, Gonca;
    Publisher: Kapadokya Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Araştırma Enstitüsü
    Country: Turkey

    YÖK Tez No: 10486304 .

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Mehmet Bahar;
    Country: Turkey

    Yapılan araştırmalar sonucunda altmıştan fazla sektörü etkilediği bilinen turizm endüstrisi, birçok ülkede olduğu gibi ülkemizin de en önemli gelir kaynaklarından biridir. İçinde bulunduğu ödemeler dengesindeki açığın kapatılması ve emek-yoğun bir sektör olması sebebiyle işsizliğin giderilmesindeki katkısı bu önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca ülkeye döviz girdisini kazandırırken, bunu minimum düzeyde ithalatla gerçekleştirmesi turizm sektörünü gerçek “milli ve yerli” bir sektör konumuna yerleştirmektedir. Bu sebepledir ki Cumhurbaşkanlığı tarafından “stratejik sektör” olarak ilan edilmiştir. Türkiye’nin rakip ülkelere göre hangi pazarlarda uzmanlaşmış veya uzmanlaşmamış olduğunun bilinmesi ve rekabet avantajının veya dezavantajının olduğu alanların incelenmesi, sektörün geleceğini ilgilendiren stratejilerin ve yönetim anlayışının belirlenmesi kadar yerel ve merkezi idare tarafından uygulanacak politika ve düzenlemeler açısından da önemlidir. Bu kapsamda, bu kitapta Türkiye’nin turizm ve otelcilik sektör gelişimi ve yeni eğilimler incelenerek Akdeniz ülkeleri arasında değişim payı analizi ile dinamiklere değinilmiştir. Diğer ülkeler ve Türkiye’nin turizm bağlamında hangi ülke pazarlarında uzmanlaşmış olup olmadığı incelenmiştir. Bu kitabın turizm dinamikleri ve eğilimleri konularında çalışan araştırmacılara kaynak olmasının yanı sıra turizm politikası ve stratejisi geliştirenlere ve yerel yönetimlere rehberlik etmesi amaçlanmıştır.

  • Publication . Master thesis . 2022
    Open Access Turkish
    Authors: 
    Bağbaşı, Elif Derya;
    Publisher: Kapadokya Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Araştırma Enstitüsü
    Country: Turkey

    1979 yılına kadar korumacı politikalar uygulayan, ekonomisi merkezi kontrol altında, durgun ve fakir olan Çin, dünya ticaretine entegre olduktan sonra serbest piyasa reformlarını kısmen hayata geçirerek hızlı bir büyüme ve gelişme gerçekleştirmektedir. Uzun yıllar boyu ekonomisi dış dünyadan soyutlanmış haldeki Çin, 1979’dan itibaren kolektif tarım uygulamalarını durdurarak kısmen de olsa özel teşebbüse izin verdi. Ülkede dış ticaret işiyle uğraşan girişimlerin önü açıldı, bunlara yönelik olarak kısıtlamalar kaldırıldı, kısmi otonomi verildi. Böylece Çin, yurt dışından ithal ettiği ürünleri örnek alarak, kendi üretim bandını genişletti. Çin, gümrük vergilerini de kademeli şekilde azaltarak böylece teknoloji transferinin yolunu açmış oldu. Çin, Dünya Ticaret Örgütü ile uzun yıllar süren üyelik görüşmelerini 2001 yılının son ayında tamamladı. Bu anlaşmaya göre Çin, uluslararası ticaret kurallarına uyacağını, ekonomide ve ticaret rejiminde köklü değişikliklere gideceğine dair söz verdikten sonra, yüksek büyüme hızını yakaladı, takip eden yıllarda ticaret hacimle-rinde rekorlar kırıldı. Yabancı yatırımcılara büyük kolaylıklar sağlanması, dünyanın en büyük şirketlerinin üretimlerini Çin'e kaydırması sonucunu doğurdu. Bu da Çin’in uluslararası doğrudan yatırımların en cazip çekim merkezi olmasını sağladı. Ülkeye rekor düzeylerde dış yatırım çekmekte olan Çin şu anda dünyanın en büyük ihracatçılarından biridir. Yakın geçmişte hızlı bir büyüme ivmesi de yakalayan Çin, İngiltere ve Fransa'yı da geride bırakarak dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri oldu. Bu tez çalışmasında ABD'den sonra dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip olan Çin, ekonomik gelişmesi ve büyümesi inceleniyor. Dünya Bankası’nca 2018’de %9,5 Gayrı Safi Yurt İçi Hâsıla büyüme ortalaması ile, ‘en hızlı büyüyen ekonomiler arasında’ birinci oldu. Bu çalışmada, Çin'in ekonomik kalkınmasında ve hızlı büyümesinde en büyük etkenler araştırılmıştır.

  • Open Access Turkish
    Authors: 
    Yiğit, Hüseyin; Ceylan, Tayfun; Acer, Niyazi;
    Country: Turkey

    Giriş ve Amaç: Difüzyon Tensör Görüntüleme ile dokulardaki difüzyonun hangi yönde kısıtlandığı niceliksel olarak ifade edilebilmektedir. Bu niceliksel ifadenin yanı sıra, fiber traktografi algoritmalarının kullanılmasıyla da, beyindeki ak madde 3 boyutlu olarak gösterilebilmektedir. Bu çalışmada DtiStudio programı ile traktografi yapılarak, tractus corticospinalis, forceps major ve minor, fasciculus arcuatus ve uncinatus, fasciculus longitudinalis superior ve inferior gibi traktların ortaya çıkarılması ve bu traktların MRIcroGL adlı programı ile beyin içerisinde 3 boyutlu olarak gösterilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Görüntüler, DTI mapping menüsü ile traktografiye hazır hale getirilir. Elde edilen dosya, Fiber tracking menüsü kullanılarak; aksiyal, koronal ve sagittal kesitlerin üzerinde, istenen bölgenin seçilmesine olanak sağlar. Ardından bu 3 kesitten ilgili traktusun başlangıç (ROI-1) ve sonlanış noktası (ROI-2) seçilerek, traktus 3 boyutlu olarak elde edilir. Elde edilen bu traktuslar, mricrogl programı yardımı ile şablonlar kullanılarak, beyin içerisine yerleştirilir. Tartışma ve Sonuç: Literatürde farklı yöntemler kullanılarak fiber traktografi yapılabilmektedir. Ancak klinik bilgiler ile doğruluğu onaylanan ilk traktografi algoritması FACT (Fiber Assignment by Continuous Tracking)’tir. Bu çalışma ile FACT algoritması kullanan Dtistudio kullanılarak bazı traktlar gösterilmiştir. Bu tip programların hem eğitim hem de akademik alanlarda kullanımının yaygınlaşmasının, beyin anatomisinin anlaşılmasında ve klinik problemlere katkı sunmada yararlı olacağı kanaatindeyiz.

Send a message
How can we help?
We usually respond in a few hours.